6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
674
Okunma

Yirmi yıl olmuş sen gideli. Hala gözümün önünde o gün. Vapurdan iniyorum, Ayşe beni karşılıyor. Bana bakıp:
’Çok üzüldün mü?’ diyor.
Üzüldüm mü? Neye üzüldüm mü? Bir ben duymamışın senin gidişini, Ayşe bile biliyor. Doğumgünü hediyesi olarak yolculuk haberini alıyorum. İyi oluyor, habere sarılıp ağlıyorum.
Daha sonra seni rüyamda görüyorum. Uzun uzun sohbet ediyoruz. Sormak istediğim ne varsa soruyorum. Sen de tüm açıkyürekliliğinle cevap veriyorsun. Bilemiyorum, söylediklerin doğru mu diye. Rüya bu, hiç inanılır mı?
Yirmi yıl geçmiş ama hala hayatımdasın. İlk eşim, senin benim üzerimdeki etkinin annemlerinkinden çok olduğunu düşünüyor. İkincisi ise sessiz kalıp, hayatımdaki varlığını kabulleniyor. Yolda benimle yürüyorsun, uzun uzun sohbet ediyoruz, dikkat etmezsem sesli düşünüyoruz. Öykülerime girmişsin, ama usulca. Okumasını bilenler seni görüyor, onlar da senin gibi seslerini çıkartmıyor.
Yirmi yıl olmuş sen gideli ama sınıfa beraber giriyoruz. Öğrencilerim farketmiyor ama sahnede ben değil, sen oluyorsun. Bir tek şarkı söylemiyorsun; o da benim sesimle olacak iş değil zaten.
Gelmeyeceksin, biliyorum. Ben de yanına gelmeyeceğim. Kavuşmamız anılarda ve geride bıraktıklarında olacak. Varsın olsun. Giderken bana mı sordun?
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.