Kişilik, kendi öz düşmanını kendi öz yuvasında barındırır. bergson
sami biberoğulları
sami biberoğulları

BİR KISSA İKİ HİSSE

Yorum

BİR KISSA İKİ HİSSE

12

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1231

Okunma

BİR  KISSA  İKİ  HİSSE

BİR KISSA İKİ HİSSE

BÖLÜM 1: HAMSİ KOYDUM TAVAYA


Kadınlar şimdi mutlaka bana hak vereceklerdir.

Eğer bir kadın evde temizlik yapıyorsa onun ortalıkta görmek istemediği tek nesne öncelikle ve de öncelikle kocası ve varsa -bebek olmayan- erkek çocuklarıdır. Hatta eli iş görmeyen kız çocukları . ( Doğru mu hanımlar? )

Annemin evinde de durum aynıydı ve eşimle annem ev temizliği yapacaklardı. Ortalıktan mutlaka toz olmalıydım ya nereye. Gerçi İstanbul gibi bir yerde nereye diye sorulmaz ya , yanlız başına İstanbul bile çekilmiyor. İlle yanında birileri olacak.

Annemin aklına dahiyane bir fikir geldi : ’ Oğlum, abinin oltayı al Sarayburnu’na balığa git. Akşam bize bir balık ziyafeti çekersin’ dedi. Ben ve balık?? Hayatımda hiç yapmadığım bir iş. Ama aklıma da yatmadı değil hani. Hem başka ne yapabilirdim ki. Temiz hava bol güneş daha ne...Alt tarafı bir iki solucanı takacaksın çengellere sonra misinayı sallayacaksın denize. Ondan sonra çekeceksin o kadar. İyi de solucanı nereden bulacacağım? Her yer beton...Amaaan onu da Sarayburnu’na gidince düşünürüm. Olmazsa orada üç beş kuruş verip birilerinden satın alırım.
Tamam...En iyisi balık tutmak.


İndim Sarayburnuna bir miktar solucan alıp çengellere taktım.( Kanca mıydı yoksa? ..Amaaannn neyse ne ) Hemen önüme indirdim oltayı...Hah vurdu mu ne? Ne demişti abim ? Balık vurunca oltada boşluk bırakmamak için hızla çekecektim. Var hızımla çekiyorum....Yanımda kovası balık dolu bir amca ’ Evlat oltada boşluk bırakıyorsun balık kaçar ’ deyince ’ Hımmmm kaçırırmıyım hiç ’ diye oltayı tutup denize de sırtımı dönerek hızla koşmaya, daha doğrusu yürümeye başladım. Yanımdaki balıkçı bana güleyim derken denize düştü. Tüh kaçırdık balığı... Garanti iki kilo filan gelirdi.

Komşu balıkçı sudan çıktı. Ben ona güleceğime hâla o bana gülüyor. ’ Evlat bak burada balık olmaz zaten oltayı ileri atacaksın ’ dedi . Olltayı sallamaya başladım. Yanımda yöremde on metre yakınımda kim varsa çil yavrusu gibi dağılıyor. Allah Allah ne oldu ki: Meğer olta helikopter pervanesi gibi sallanmazmış. Ne bileyim? O amca ’ Evlat aşağıdan yukarı doğru daire yaparak çevireceksin ’ deyince onun dediğini yapmaya çalıştım. Yapmaz olaymışım. Benim metod daha iyiymiş meğer.

Oltayı bir salladım, iki salladım, üç salladım, dört sallayamadım. Ucundaki kurşun önce yere, oradan da sıçrayarak kafama küüütt diye inince güpe gündüz yıldız saymaya başadım...Venüs, küçük ayı, büyük ayı, aaa halley bile var hem de kuyruğuyla birlikte...Anlamıştım akşam eve balık götüremeyeceğimi. Olsuuunnn ben de ceviz götürürdüm. Kafamda oluşan cevizi...

Oltayı topladım ve balıkçılık hayatım ebediyen sona erdi. İlk balıkçılığm aynı zamanda son balıkçılığım olmuştu.

Bir saattir komşuluk yaptığım amcaya veda ettim: ’ Amca ben gidiyorum. Sana bol kısmetler. Akşama senin evde muazzam bir hamsi ziyafeti olacak’ deyince amca az kalsın yine denize düşüyordu. Meğer avladığı balıkların adı istavritmiş. Ne bileyim ben? Bir tek hamsiyi bilirim o da annem laz olduğundan. Ayıptı gerçi bir İstanbul çocuğunun balıkları tanımaması ama naaapıyım bilmiyordum işte.


BÖLÜM -2 - ÖĞRETMENİM CANIM BENİM.

Sarayburnu’ndan Eminönü’ye kadar taban teptikten sonra kuşlu caminin oraya geldim ( Benim evlatlar henüz bebekken gördükleri bu camiye kuşlu cami dediler ve hâla kuşlu cami diyorlar .Yeni Cami yani ) Yeni Cami civarında Mısır Çarşısının önüne gelmiş öyle aptal aptal etrafımı seyrediyordum ki omuzuma bir el dokundu.Yaşlı, nur yüzlü, pamuk saçlı , yorgun bir teyze elindeki iki çiçek saksısını göstererek ’ Oğlum şunları taşımama yardım eder misin. Sana para da veririrm ’ dedi. ’ Teyzeciğim ayağım sakat ben taşıyamam ’ demedim. Alt tarafı iki tane saksıydı. ’

- Nereye taşınacak bunlar?
- Kadıköy vapur iskelesine. Oraya kadar taşı kafi.
- Teyze senin kimin kimsen yok mu? Bunları niçin yakınlarına aldırtmıyorsun? Taaa buralara kadar yorulmuşsun.
- Sen işine bak. Naapacaksın kimim kimsemi?
’İşine mi? Ben öğretmenim yahu.’ demedim. Saksıları aldım ve o önde ben arkada yürümeye başladık. Ama içimden ’ Bu kadın eğer öğretmen değilse ben de bu kelleyi keserim ’ diye düşünüyorum. Artık yedi yıllık öğretmendim. Kokusundan tanırdım bir meslektaşımı. Kendimi iyice Kemal Sunal’laştırarak sordum:

- Teyzeee sen ne iş yaparsın?
- Senin gibi cahilleri eğitirim.
- Anlamadım ki nasıl yani? Terzi misin?
- Ay ne terzisi be . Öğretmenim, öğretmen.

Hiç yanılmam öğretmendi. Doğru tahmin etmiştim.

Nihayet Kadıköy vapur iskelesinin önüne geldik. Zaten iki adım yerdi. Öyleydi ya terden sırıl sıklamdım kadın ayağımın farkına varmamış hızlı hızlı yürümüş ( Tabii ki bana göre ) beni kan-ter içinde bırakmıştı. Saksıları kucağımdan yere indirdim. Öğretmenim de cüzdanından para çıkarttı ve ’ Buyur ’ dedi. Elini tuutum. Öpüp başıma koydum. Kadın aniden yaptığım bu hareket karşısında neredeyse küçük dilini yutacak.

- Bir meslektaştan diğer meslektaşına ufacık bir yardımın lafı mı olur hocam?
- Neee anlamadım? Meslektaş mı?
- Batman Lisesi Tarih Öğretmeni Sami Biberoğulları. Emrinize amadeyim Hocam.

Öğretmenim ... Canım benim...Kıpkırmızı oldu.

- Ah evladım ne kadar mahcup oldum... Ne kadar utandırdınız beni. Çok çok özür dilerim. Ne olur affedin beni. Yaşlılığıma verin.
- Estafurullah Hocam o ne demek? Sizler olmasaydınız bizler olabilir miydik?

Hocamın bir kez daha ellerini öpüp Kadıköy’e yolcu ettim. Ama o olaydan ikimiz de payımıza düşeni almıştık.

Hocam sanırım bir daha insanların kılık kıyafetine bakarak hemen peşin hüküm vermemeyi öğrenmişti.

Ama ben daha fazlasını öğrendim o ak saçlı hocamdan. Hem de bana hiç bir şey demeden öğretti: Eğer bir öğretmen isen sadece bilgi, görgü, kültür, hayata bakışınla değil aynı zamanda dış görünüşünle de öğretmen olacaksın. Yaz günü saç sakal bir karış, ayağında kadife pantolon üzerinde simsiyah uzun kollu yakasından göğüs kılların fırlamış gömlekle dolaşırsan hamal da sanırlar maganda da....Öğretmensen Öğretmene benzeyeceksin vesselam....

Çok teşekkürler Öğretmenim. İyi bir dersti.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Bir kıssa iki hisse Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bir kıssa iki hisse yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BİR KISSA İKİ HİSSE yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
glenay
glenay, @glenay
9.12.2011 20:21:56
Benim damatta sizden farksız. İki yıldır onunla balık tutmaya / biz yanında deniz havası almaya gidiyorduk/ gitmiyorum . İşi ilerletti mi bilmiyorum .Balık tutamasa da güzel balık pişirir.Aklımday-
ken söleyeyim , o da öğretmen ve Artvin'li . Sizin memlekete yakın..
Öğetmen hanımefendiyle ilgili bölüm de ders vericiydi. Ne yazık ki, kılık kıyafet çok önemli
ona göre bir kimlik yapışıyor üstümüze ..

Güzel yazıydı , kutluyorum , saygılar..
DemAN
DemAN, @deman
25.11.2011 16:56:59
Öğretmenler gününüz kutlu olsun, hocam. yazılarınız hem keyifli hem de okurken düşündüren eserlerdir...

Saygılarımla
Sedat_ERDOGDU
Sedat_ERDOGDU, @sedat-erdogdu
25.11.2011 15:10:40
Öğretmenler gününüz kutlu olsun...
Fikret TEZEL
Fikret TEZEL, @fikret-tezel
24.11.2011 19:13:57
Ah Sami Hocam, yine gülümsettin bizi ama inceden de bir mesajı direkt adresine yooladın.
Öğretmenler günün kutlu olsun.
Temel Kaptan
Temel Kaptan, @temelkaptan
24.11.2011 12:36:47
Değerli hocam öncelikle öğretmenler gününüz kutlu olsun.Balıkcılık oldukca zevkli bir hobi ve anıları çok fazladır:)Sizinkisi başlamadan bitmiş o kötü ama...sayfanızdan hem zevk, hem ders almaya devam tabiki:))
İbrahim ERZURUMLU
İbrahim ERZURUMLU, @ibrahimerzurumlu
24.11.2011 11:30:15
Ya hocam birinci bölümde gülmekten kıkırdik kesildim...Sıfatıma dümsük yemiş gibi oldum..Hala gülüyorum...İkinci bölüm beni kendime getirdi...Ne kadar güzel tespitler...Selam,kelam vesselamm
Fikret Yılmaz Çavdar
Fikret Yılmaz Çavdar, @fikretyilmazcavdar
24.11.2011 10:28:53
Önce çuvaldızı kendine sonra iğneyi başkalarına batıran yazar..
Kendi üzerinden alaycı ve eğlenceli başlayan yazılarla nefis kıssadan hisseler veren değerli kalem..
Anılarını bütün samimiyetiyle ve çıplaklığı ile kağıda döken usta bir yazar.. Mizah denilen müthiş silahı yerinde ve zamanında ustaca kullanabilen nefis bir gözlemci..Hem de dolu bir öğretmen.....
Devam et dostum..! Keyif verdiğin gibi, kesinlikle çok yararlı bir iş yapıyorsun aynı zamanda...
Ben Nasreddin Hoca'nın torunlarındanım :))... Elbette "ye kürküm ye " misali insanlar kılık kıyafetlerine göre değerlendirilmemeli,ama öğretmenlerin de eğitici kimlikleri nedeniyle kıyafetlerine dikkat etmeleri gerektiğini çok güzel işlemişsiniz..Kutlarım..BU ARADA ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE SAYFAYA DÜŞEN BU YAZI VESİLESİYLE ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZÜ DE AYRICA KUTLARIM.. Saygılarımla...
ERAY ÖZGÖR SARIKAYA
ERAY ÖZGÖR SARIKAYA, @erayozgorsarikaya
24.11.2011 09:48:38
güzeldi tebrikler öğretmenler gününüz kutlu olsun lütfen bütün öğretmenler sizin nezninizde söylemek istiyorum aydınlık vatanını milletini ülkesini bayrağını atasını Atatürk ünü seven insanlar yetiştirsin türkiyenin ihtiyacı var
Roza
Roza, @roza
24.11.2011 09:10:46
10 puan verdi
Ben de kuşlu cami diyorum o camiye yıllardır İstanbul'da yaşamama rağmen )) Adını da sizden öğrendim şimdi öğretmenim )))

Siz bir eğitimcisiniz :) Sadece tarih öğretmeni değil...
Bunun için benim nazarımda çok değerlisiniz..
Güldürürken düşündürdükleriniz için çok teşekkürler..

Sevgiler Öğretmenime...
Etkili Yorum
VAZO
VAZO, @vazo
24.11.2011 08:39:41
10 puan verdi
Bir kıssa iki hisse ,anı yazınızı gülümseyerek okudum.Kendi halinde bir çok güzel yazıya imzanızı
atıyorsunuz,mütavazi bir sayfa,belkide bunun için abonesiyim artık bu sayfanın.Boğulmadan,
okunan güzellikte ki yazınızı kutluyorum kardeşim.Saygı ve selamlarımla.....
AYSE 09
AYSE 09, @ayse09
24.11.2011 07:43:40
iyi bir anlatımdı yine gülümsettiniz
evet insanın giyim farkı çok önemli bencede

ya balıklar bir kere oğlum balık tutmaya götürdü beni yemi oltaya taktı annem at suya dedi iki saniye geçmediki balık tutuldu oğlum bak dedim tabi sevinçle bir iki derken epeyce balık tuttum oğlum annem ne olur bırak artık sanin oltana yem takıp balık çıkarmaktan kendim tutamadım ne olur oltayı elinden bırak dedi ilk ve son du balık sevdam
saygılarımla



evet öğretmenler günün kutlu olsun nice günlere
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL