Uyanık bir tek adam, uyuyan binlerce kişiden daha güçlüdür. s. carnot
Fulya CODAL
Fulya CODAL

Rüzgar Kırıklığı

Yorum

Rüzgar Kırıklığı

12

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1665

Okunma

Rüzgar Kırıklığı

Rüzgar Kırıklığı






Yaşayanlar bilir, arşa yükselmek için önce aşk’a alçalmak gerektiğini. Bazı uçurumlar yaydığı frekansın genişliğince derinliğine çağırır karanlığın sığ yalnızlığını bilenleri. Kanatlarıyla kuyulara inenler olur ve halatlarla en dibe dalanlar. Masa üstü dağınıklığını masa başında bırakmak isteyenler uçurumların seslerini işitmeyenlerdir. Evren öyle kalabalıktır ki, yalnızlık katlanılmaz hale geldiğinde isyan boy vermeye başlar. Bunca kalabalığın içinde yalnız olmak adil olmadığı gibi, hüsran ve keder doğurmaya en müsait ezgidir; yalnızlığın esintisi. Doğru insanı doğru zamanda bulabilmek, düşü kurulan beşinci mevsimin ılıman iklimi gibidir.


Tekdüze hayatlardan geçiriliyoruz. Çok modern monologlarımızın kıyısında yürürken tek sesli sayıklamalarımıza sağırız. Naylondan yapma sevgilerimizi oraya buraya saçarken, çok sonra eridiğini fark ediyoruz. Sağa yanaşmak istiyoruz. Dolup taşan duygularımızı, steril bir kaldırım kenarına, bir köpeği azıtır gibi bırakıp kaçmak istiyoruz. Ama olmuyor. Çocukken annelerimizin; ’tabağındakini bitirmeden masadan kalkma’ dediği gibi, kalplerimiz arkasından ağlar diye; duygularımızı yalnızlığa terk edip gidemiyoruz.


Doğaçlama yaşıyoruz. Plansız ve programsız savurduğumuz önsezilerimizle gelişigüzel mutluluklara ve acılara gark olurken buluyoruz kendimizi. Önyargıyı yalnızca bizim gibi etten ve kemikten olanlara karşı kullanılan bir savunma mekanizması zannediyoruz. Bakış açılarımız çok bilinmeyenli denklemlere benziyor. Ve bakışlarımızın açılarının darlığında boğulduğumuz görecelikler ve biçimlendiremediğimiz niceliklerin özentisiz kıvrımlarında aklımızı olası tüm endişeli sorulara teslim ediyoruz. Genellemeler var olan sevecen azınlıklarımızı da bertaraf ediyor ve kapalı tutmaya devam ettiğimiz müddetçe pas tutması kaçınılmaz kalplerimizle baş başa kalıyoruz.


Kimi zaman varlığı irdeliyoruz. ’Yaşadığımız’ gerçeği sorgulanması gereken zaman aralıklarını hatırlatıyorken, yok olanları yokluklarında kabullendiğimiz, yok olmanın yokluğundaki güvenilir huzurunda inzivaya terk ediyoruz. Hiçbir şey sarpa sarmıyor heyecansızken. Gıcırtısız dişlerimizin sessizliğini sıkmadığımızda fark ediyoruz. Sıkılmamış yumruklarımızın serbest parmaklarını öfkelenmediğimizde görüyor ve sakin olduğumuzu anlıyoruz.


Ama anlayamadıklarımız da oluyor. Vücut dilimizin bizi ele verdiği zor anlarda gözlerimizi nereye çevireceğimizi, ellerimizi nereye bırakacağımızı ve bacaklarımızı ne tarafa doğru üst üste atacağımızı şaşırıyoruz. Kulaklarımızın istenmeyen sözler işittiğinde, kollarımızın neden sıkı sıkıya göğsümüzün üzerinde bağlandığını, eleştiriye tahammülsüz zamanlarımızda muhattabımızın tam tersi istikamete doğru neden çevrildiğimizi, yalan söylediğimizde bakışlarımızı tavanlara ve yerlere diktiğimizi biz açıklayamıyorken, bedenimiz sinyallerini bu dili anlayanlara gönderiyor ve alenen verdiğimiz tepkileri izah etmekte hiç çekinmiyor.


Patikalar, patikalardaki çiğnenen çiğdemler ve çiğnenen çiğdemlerin yaslandığı yosunlu ağaç gövdeleri için ne yandan estiğinin ne kadar önemi varsa rüzgarın, bir masalda yönünü kaybetmiş göçmen kuşların da o kadar ihtiyacı vardır rüzgara. Tarih olması gereken sükunette, olması gerektiği biçimde, ilahi adalete en ihtiyaç duyulan zamanda tekerrür eder ve o zaman içimize kurduğumuz saat çalması lazım gelen anda nidalarıyla sallar kuşatılmış zaferlerin haklı sevinçlerini. Yağmur kısırı bir ormanda, güneşten yanmış yapraklar ne kadar açsa suya, rüzgar da o kadar açtır toprağa. Rüzgar bazılarına kaybettiklerini armağan ederken, bazıları için gereksiz bir dalgalanmadan başka bir şey ifade etmez. ’Rüzgarın ellerine’ dokunmayı becerebilenler, yağmuru en iyi anlayanlardır.








fulya/kasım2011




Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Rüzgar kırıklığı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Rüzgar kırıklığı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Rüzgar Kırıklığı yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
HakkınSesi
HakkınSesi, @hakkinsesi
10.11.2011 12:53:17
MUSTAFA ULUSOY'un herhangi bir denemesini okur gibi oldum... Gerçekten cümleler iyi dokunmuş ve kopukluklar da minimuma indirilmiş...


saygılar...
Şems i virdane
Şems i virdane, @sems-i-virdane
8.11.2011 16:55:01
bir insandaki psikoloji unsuruna dayalı yazılmış ama psikolojinin tam çözülememesinden duyulan üzüntü hissediliyor yazınızda(yoksa yanlış mıyım?) önyargıyı yıkmak için kitap değil insan tavsiye etsem size nasıl olur...güzel bir yazıydı okuduğum her yazınızda kendimden bir şeyler kaptığım için içinizdeki duygu(bazen realiteden uzak olsa bile) teşekkür ediyorum...yüreğinize ve kaleminize sağlık...
Aysel AKSÜMER
Aysel AKSÜMER, @ayselaksumer
8.11.2011 14:18:49
Güzel kardeşim yine büyüleyiciydi yazın. Tebrik ederim. Sevgilerimle.
Abdulkadir BOSTAN
Abdulkadir BOSTAN, @abdulkadirbostan
8.11.2011 00:29:03

söylenecek çok şeyleri ardıma atıp sen yaz şair demekle yetiniyorum şimdilik
sen yaz ki, adın nesir ile duyulsun, çünkü sen o derin yerden dokunuyorsun harflere
bunu anlamak için çok şey bilmeye gerek yok, okuma yazmayı bilmek yeterlidir

kutladım / saygımla



gülkurusu
gülkurusu, @gulkurusu
7.11.2011 23:14:36
’Rüzgarın ellerine’ dokunmayı becerebilenler, yağmuru en iyi anlayanlardır.



yağmuru avuçlarına getiren rüzgardır aslında ... dokunabildiğin kadarıyla ...


''nesir sultanı'' olma yolunda emin adımlarla ilerliyorsun çiçeğim ...


ehil elden ne olsa yenir ne de olsa ...

afiyetle :)
Kemnur
Kemnur, @kemnur
7.11.2011 21:22:27
güzel ve keyifle okunan anlatıma saygıyla
ci
cityboy, @cityboy
7.11.2011 20:28:45
"Önyargıyı yalnızca bizim gibi etten ve kemikten olanlara karşı kullanılan bir savunma mekanizması zannediyoruz. Bakış açılarımız çok bilinmeyenli denklemlere benziyor. Ve bakışlarımızın açılarının darlığında boğulduğumuz görecelikler ve biçimlendiremediğimiz niceliklerin özentisiz kıvrımlarında aklımızı olası tüm endişeli sorulara teslim ediyoruz. Genellemeler var olan sevecen azınlıklarımızı da bertaraf ediyor ve kapalı tutmaya devam ettiğimiz müddetçe pas tutması kaçınılmaz kalplerimizle baş başa kalıyoruz."
Sevgili Fulya bir sevgi paylaşımında aşkın başlangıcında iki kişi arasındaki en büyük engel olan önyargıyı çok güzel ifade etmişsin. Kendini savunurken karşındakini kırdığın, ki başıma geldi kırılan taraf bendim ama sevdiğim için yok saydım, sonradan pişman olduğun ama hala önyargıların yüzünden ona yaklaşamadığın ya da yaklaşmaktan korktuğun durum. Aslında ne olursa olsun iki kalbin bir şekilde birbirini anlamasıdır önemli olan. Tutaşacak kıvılcımın oluşacağı kritik zamanda nerede olur belli olmaz ama herhalde esen rüzgar doğru zamanda iki kalbi doğru mekanda yanyana getirir.

Yükselenyıldız
Yükselenyıldız, @yukselenyildiz
7.11.2011 19:57:10
"Bakış açılarımız çok bilinmeyenli denklemlere benziyor. Ve bakışlarımızın açılarının darlığında boğulduğumuz görecelikler ve biçimlendiremediğimiz niceliklerin özentisiz kıvrımlarında aklımızı olası tüm endişeli sorulara teslim ediyoruz. Genellemeler var olan sevecen azınlıklarımızı da bertaraf ediyor ve kapalı tutmaya devam ettiğimiz müddetçe pas tutması kaçınılmaz kalplerimizle baş başa kalıyoruz."

Paylaşım için teşekkürler, saygı öncelikli sevgiler.

Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
7.11.2011 19:40:17
Nokta vuruşlar yapmışız. Dikkatlice okudum, fikir ve saptamalara saygı duydum. Anlatım olarak da tabiki beğendim. Fakat "Arşa çıkmak için aşk'a alçalmak" sözüne kesinlikle katılmıyorum. Çünkü ben Ademoğlunu Arş'tan eden şeyin zaten aşk olduğuna inanmaktayım:)

Kutluyorum Sevgili Fulya...

Sevgiler, hayırlı bayramlar.
(( Seçil Nimet ))
(( Seçil Nimet )), @--secilnimet--
7.11.2011 18:35:16



"Keşke; yazarın yazdığı gibi yaşayabilseydik" dedim içimden...

Beğendim çok, tebrikler...
Dosteli_
Dosteli_, @dosteli
7.11.2011 18:09:23
Her cümlesine katıldığımı öncelikle belirtmeliyim Keşke herkes yapabilse bu öz eleştiriyi. Başkalarının ne olduğundan önce kendimizin ne olabildiğine bir bakabilsek ne kadar kirlenmişliğin yok edildiğini, edilebildiğini daha kolay görürüz inancındayım. Çok hoş ve öğretici bir yazıydı.Kutladım canı gönülden
bona_dea
bona_dea, @bona-dea
7.11.2011 18:05:16

Ne güzel dillenmiş kalem.

Sevgilerimi gönderiyorum çok
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL