Kavramak için görmek, görmek için de dikkatle bakmak gerek! - pitigrilli
perihan reyhan ALKAN
perihan reyhan ALKAN

AH KEŞKE!!!

Yorum

AH KEŞKE!!!

14

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1710

Okunma

Okuduğunuz yazı 7.11.2011 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
AH KEŞKE!!!

AH KEŞKE!!!

Hani diyorum bir mucize oluverse…

Bu gece bayramlık elbisemi koysam başucuma, üzerine de yeni çorap ve ayakkabılarımı… Uyku tutmasa ama ertesi günün hayalleri eşliğinde uykuya yenik düşsem yine de…

Sabah annemin sesiyle uyansam; “Hadi kalk” dese ve ben nazlansam, “Uykum var” diye, “E ama hadi, bayram bu gün, çok uyunmaz” dese ve de ben sevinçle fırlasam yataktan.

Yüzümü yıkayıp yine sevinç ve heyecanla giysem bayramlıklarımı…

Babam gelse namazdan, elinde gelirken uğradığı fırından aldığı dumanı üzerinde sıcak sıcak simitlerle ekmek, iştahla ve sevinçle kahvaltımızı yapsak kardeşimle…

Babam ve annem ise oruçlu…

Bahçeye çıksak hep birlikte, yem versek, su versek kurbanlığa, sonra okşasak, sevsek…

Atıkların gömüleceği çukur ise bir gün öncesinden, oldukça derin kazılarak hazır edilmiş.


Babam kesecek kurbanı, öğrendi artık mecburen, kıyamıyor, acıtıyorlar canını, öyle kesilmez kurban diyor…

Pazardan aldığı tavukları bile baş aşağı sarkıtarak getirmezdi eve, hayvana eziyet olur diye, kucağında taşırdı…

Temiz, büyükçe bir mendille bağlasa gözlerini hissetmesin, görmesin diye. Acı çekmesin diye de uzun süre boynunu okşayarak rahatlamasını da sağlasa… “Bıçak çok keskin olacak ve bir seferde, şah damarını keseceksin, sürtmeyeceksin uzun uzadıya” dese, beklese ardından, yavaş yavaş kan kaybından ölsün diye… “Öyle kanırta kanırta, hele de henüz canı çıkmamışken, boynu koparılmaz” dese ardından da. Başlasa tekbir getirmeye, biz de ardından, ben yine ağlasam, nedense her tekbirde ağlarım hâlâ…

Ete doğru yüzeceksin dese babam, deri zedelenmesin!..

Annem babama yardımcı olsa yine, böbrekler ve yürek çıktığında bana verseler, küçük bir tavada kızartıp tabağa alsam, birer dilim ekmek ve çatallar eşliğinde tepsiye koyarak, annemle babama getirsem, sağ böbreğiyle bozsalar oruçlarını…

Ardından kurbana nöbete bırakıp bizi, 2 rekât şükür namazı kılmaya girseler içeri.
Namaz bitimi geldiklerinde, biz de, “Allah kabul etsin” desek kardeşimle.

Verilecek payları ayırsalar, kalan bir parça eti de dinlenmek üzere, üzerini örtülüp bıraksalar mutfağa.

Hepimiz temiz ve yeni giysiler içinde bayramlaşsak, annem babamın elini öpmeye kalkışsa ve vermese babam elini, “Estağfurullah” diyerek. Annem de, her bayram olduğu gibi, “Her defasında söyletmeyiniz şu lafı, bayramlarda erkeğin eli öpülür, siz bu evin direği, büyüğümüz, velinimetimizsiniz, veriniz de öpeyim lütfen” dese.
Babam anında itiraz etse, “Olmaz öyle şey, bu evin direği sizsiniz, eli öpülmesi gereken de, o nedenle izin verin de, ben sizin elinizi öpeyim” dese.

O kısa ve tatlı çekişmenin ardından da biz öpsek ellerini. Annem yine dantelli ipek mendil arasında harçlığımı verse, babamınsa avucunda, elini öperken bırakıverse avucuma…

Bu bir görgü kuralı, verildiği görülmesin, onur kırılmasın terbiyesi, biz o yanının farkında olmasak, sadece sevinç duysak o yaşımızla…

Evin salonunu kullanıyor olsak da normal zamanlarda, yine de adet olduğu üzere misafir için hazır ve temiz tutulan ayrı bir oda bayram için açılmış olsa, annemle babam geçseler cam önündeki koltuklarına, bahçede çiçeklerin envaı ve en güzelinden.

Annem duramasa, kalksa ikide bir, ya babamın kravatını, ya benim saçlarım ve eteğimi ya da kardeşimin saçları ve papyonunu düzeltse, olmadı deyip bir daha, bir daha…

Bayram çikolatamızı ikram etsem kendilerine, getirip götürürken de atıştırarak bir yandan. Kahvelerini yapsam en okkalısından ve o neredeyse pelür kâğıdı inceliğindeki o zarif fincanlarında getirip ikram etsem. Onlar kahvelerini içerken, biz de renkli gazozlarımızı yudumlasak, annemin “Sabah sabah içilir mi şu” sorusu eşliğinde…

Ardından da, artık ezberlediğimiz tembihlerini sıralamaya başlasalar:

Öyle kapı kapı dolaşmak, tanımadığınız kişilere giderek, para şeker toplamak yok, çok ayıp, ne o öyle?..

Bizden büyük komşulara zaten birlikte gideceğiz ama küçüklere önce siz gidin ki el öptürmek için ayağınıza gelmiş durumuna düşmesinler.

Kapıdan el öpüp dönmeyin, içeri girip oturun.

Hatır sorulduğunda, “Teşekkür ederim efendim, iyiyim” deyin. Siz nasılsınız demeyin, küçükler büyüklere hatır sormaz.

Ardından da, bizi sorduklarında,” Annemle babam da iyiler, size selam ve hürmetlerini iletmemizi istediler deyin.

Kendi amca ve teyzeniz dışındakilere amca, teyze diye hitap etmeyin, unutmayın, efendim diyeceksiniz, yakın görüştüklerimize diyebilirsiniz ama onların da adlarının ardına hanım ya da bey sözcüklerini eklemeyi unutmayın, amca teyze demeden önce.

İkram edilen çikolata ya da şekerden bir tane alın, sakın ikinciyi almayın, çok ısrar etseler bile. Ancak kendileri ısrarla kucağınıza ya da sehpaya bırakırsa almanız için alın ama teşekkür edin yine ve sakın orada bırakmayın, o da çok ayıp.

Yine ikram edilen tatlı veya diğerlerinin hepsini bitirmeyin, tabağınızda biraz kalsın, ayıptır görmemişler gibi hepsini bitirmek.

Çok oturmayın, izin isteyip kalkın ikramdan kısa bir süre sonra, yer yemez hemen kalkmak da ayıptır.

Yüznumara ihtiyacı duyarsanız, kendi başınıza kalkıp gitmeyin, müsait olmayabilir, önce izin isteyin, “ Müsaitse, izninizle yüznumaranızı kullanabilir miyim efendim” deyin. Ellerinizi, öncesinde de, sonrasında da mutlaka yıkayın.

Gerek yalnız, gerekse bizimle gittiğiniz yerlerde, sakın bir yerleri karıştırmayın, hiçbir şeyi ellemeyin. Büyüklerin lafına karışmayın, hele de sözlerini bölmeyin.

Yanınızda mutlaka iki mendil bulundurun, biri daha temiz işlerde kullanmak üzere, sağ cebinizde, diğeri, sol cebinizde olsun.

Öksürür, hapşırır ya da esnerseniz, yetişebilirseniz, sağ cebinizdeki mendille, yetişemezseniz, sol elinizin tersiyle ağzınızı kapatıp sonrasında da mendille silin.

Ağzınızı açarak, elle karıştırmayın dişlerinizi, kürdan kullanın ama elinizle de kapatarak.

Hele de, sakın ha burnunuza gitmesin eliniz, temizlik ihtiyacı duyarsanız, ya mendilinizle ya da eve geldiğinizde, lavaboda temizleyip ardından da mutlaka yıkayın ellerinizi.

Diş deyince de aklıma geldi, unutacaktım az daha, sakın ev dışında sakız çiğnemeyin, sokakta, hele de gittiğiniz yerlerde, hele hele ağzınızı açarak çiğnemeyin, çok ayıp, bayağı bir hava verir insana.

Öyle kaykılarak, bacaklarınızı açarak, hele de bacak bacak üstüne atarak oturmayın büyüklerinizin yanında. Bacaklarınız bitişik olsun ve koltuğun ucunda ilişir gibi oturun, hele de sen kızım, oturup kalkarken dikkatli ol, eteklerini düzelt mutlaka...

Biz bunalsak yine, her bayram dinleyip ezberlediklerimizin tekrar tekrar tembihlenmesinden…

Ardından babaannem, anneannem, teyzeler, amcalar, diğer akraba ve komşuları ziyaret, hepsi aynı terbiye ve gerekçeyle mendiller içinde ya da avuçlarına gizleyerek bayram harçlıklarımızı verse…

Yine sofralar şenlikli, yüzler mutlu…

Yine gidilen her yere, bir paket et eşliğinde çikolatalar götürülse…

Yine amcam verse en çok harçlığı, hem mutlulukla fal taşı gibi açılsa gözüm, hem de keşke bunu vereceğine, o arkasında fındık toplayan kızlar olandan 4-5 tane verseydi, param daha çok görünürdü deseydim çocukluğun verdiği hesapla… Yine o metal 1 lira veya mor 2,5 lira verildiğinde sevinsem. 10 kuruş ya da 25 kuruş verenlere cimri damgası yapıştırsam içimden…

Ziyaretlerin bitim sonrası, atlıkarıncalara binsek, kayık salıncaklara… Babam balon alsa en kocamanından, macun da, pamuk şeker ve kozhelva da ya da horoz veya elma şekeri, Mabel sakızları zaten cebimizde. Çatapatlar sürtsek taşlara, mantar tabancaları, şeritli tabanca seslerine karışsa. Annem seslense “Üzerinizi kirletmeyin, yarın da gideceğimiz yerler var” diye.

Günler öncesinden yapılmış olsa, baklavalar, börekler, dolmalar ve diğer yemekler…

Sonra da iade-i ziyaretler olsa, gidilenlerce, evler şenlense, çocuk kahkahaları doldursa tüm evleri. Sofralar kalabalık, evler kalabalık, neşeyle, hesapsız yenilip içilse.

Kaçılmasa misafirlerden, tatillere gidilmese, yalnız kalınmasa, kulağın biri telefon sesi, diğeri kapı zilinde, gözler pencerelerde tek başına özlemle, hüzünle, gözyaşıyla geçirilmese bayramlar!!..

Ah keşke…

Keşke bir mucize oluverse!..

p.r.alkan

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Ah keşke!!! Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ah keşke!!! yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
AH KEŞKE!!! yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
yok,sul
yok,sul, @yok-sul
8.11.2011 20:27:15
tebriklerim taktirlerimle çok değerli dost

yazınız harika
Râzı.
Râzı., @rzi-
8.11.2011 14:15:37
keşke demektense bir yerlerden kar topu gibi başlasak mı acaba bayramları bu hal e getirmeye...gittikçe büyüse kar topu büyüse büyüse...
KIRLANGIÇ_1
KIRLANGIÇ_1, @kirlangic-1
8.11.2011 13:08:40
keşke keşke lere kalmasak ama özlem duygusunun güzelliğide keşkelerimizde saklı değilmidir.. harika bir konu ve anlatım şekli kutlarım...izninizle bende eşlik etmek istedim


Keşke bir beşik olsaydı,
beşikteki bebek ben.
Herşeye yeni baştan başlansaydı,
yaşanmış herşey silinebilse
masumuyetin tüm gölgesi,
bebeğin üstünde...

Keşke..!
hiç büyümesem,
bebek kalabilsem
en büyük kötülüğüm
ısırdığım parmak olsa.
Hiç konuşmasam,
konuşulanları anlamasam
hep masum kalsam...

Keşke..!
yenibaştan başlanabilseydi hayata,
beşikteki bebek dünya.
Tanık olmasaydık icatlara
hırsı bulduktan sonra
gem vurmayı öğretseydik hırsa.

Keşke..!
bir virüs olsaydı
üzeri kötülük kokanlara bulaşsa
aşısı masumuyet olsa
hastalık yayılsa yayılsa...

Keşke..!
anam babam toprak olsa,
topraktaki bebek ben.
geceleri soluk alsam,
güneşin altında uyusam,
mevsiminde tekrar bebek olsam...

Keşke..!
keşke olmasa,
anlamı bilinmese,
söylenmeye ihtiyaç duyulmasa,
keşke bu keşke son olsa...

Abdurrahman GÜLER



SEVİLAY DİLBER
SEVİLAY DİLBER, @sevilaydilber
8.11.2011 11:31:55
ahh keşke..
çocukluğumun bayramlarını yaşattınız..
hepimizde bu eskiye özlem ne kadar yoğun değilmi?..
sevgilerimle..
tebrik ediyorum..
(( Seçil Nimet ))
(( Seçil Nimet )), @--secilnimet--
8.11.2011 02:01:00

Keşke, keşke demeseydim...


Ama keşke, eski bayramlar geri gelse...

Perihan hanım yazınızı eski bayramları gözümün önüne gelerek okuduğumu bilmenizi isterim...

Yüreğinize sağlık...

(( Seçil Nimet ))
(( Seçil Nimet )), @--secilnimet--
8.11.2011 01:58:30

Babam bayramlıklarımızı alır yatağımızın baişucuna bırakırdı ama kıyafet, ayakkabı ve hepsine uygun toka ve kol saatimize kadar...
Dört kız kardeştik ve babam kız çocuğu modasını gerçekten takip eden bir babaydı, sabah kalkınca hem hepimiz birbirimizin kıyafetine bayılıri hemde kendi kıyafetimizden vazgeçemezdik...

Bu güzellikleri dahi hatırlattığınız için bu güzel yazıda, minnettarım...



(( SNKY )) tarafından 11/8/2011 2:03:52 AM zamanında düzenlenmiştir.
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
8.11.2011 00:13:01
Keşke, sevgili Perihan Hanım.

Çok güzel ve yürekten kaleme alınmış, bir o kadar da akıcı ve samimi bir çalışma.

Tebrik ediyorum.

Sevgiler.
Ve
Veysel Başer, @veyselbaser
8.11.2011 00:01:08
İyi Geceler Perihan Hanım,

Bayramnınızı yürekten kutluyorum. Yazdıklarınız gerçekçi değerlerimizdi. Bir yerde sanırım atlama olmuş. Tekbiri, kurbanı kesmeden önce getiriyorduk. İki- üç sene önce çocuklar kapımızı çalardı.
Kayseri'deki o üç çocuk olayından sonra bırakın çevrenin çocuklarını, apartman çocukları bile kapımızı çalmıyor. Sizin yazdığınız, yaşadığımız o güzellikler nerede bu olanlar ne?..

Saygılarımla.
Temel Kaptan
Temel Kaptan, @temelkaptan
7.11.2011 21:14:12
Küçük yerde yaşamanın güzel yanı yada şansı diyebilirim...Yazdıklarınızın hepsi olmasa bile pek çoğu hala bizde devam ediyor...Ama kalanlarda ne zamana kadar sürer? işte o düşündürür...
Ağyar
Ağyar, @agyar
7.11.2011 14:11:10
10 puan verdi
Hani derler ya, amiyane tabirle “o senin dediğin asma kabağı” diye. Olmayacak duaya “amin” kabilinden sayılacak “ammâ u lâkin” (İbrâhîmî Feyzullah Yalçın’ın kulakları çınlasın 10 ) ben gene de peşin peşin Fatiha’mı okudum arkalarından, bu saydıklarınızın.

Ne olur kabalık olarak anlamayın, tam yerine geldi de manzara niyetine böyle yazdığımı varsayın.

Yüreği “cızz” edenler sağdan say .
Perihan, Sami, Nazan, Kemal, Bekir... Lütfen, lütfen beni de ekleyin listeye

Saydıklarınızı farklı versiyonları ve hemen hemen bütünüyle ile yaşamış birisi olarak yüreğim çaresiz bir “cızz”ırtı içerisinde. Geçmişe dair ses var görüntü yok, görüntü var ses yok.

Allah uzun ömür versin, babacığım kendi zamanının bayramlarını anlatırdı Ahh! Şu kadar borcum olsa da bir günlüğüne dönebilsem o günlere diye. “Şu kadar” dediğim geçmiş zaman, miktarını ve kur’unu hatırlayamadığımdan, bayağı yüklüce bir meblağ işte, üç beş milyar TL gibi falan :-)

Ee biz desen, parayla pulla işimiz olmadığından olsa gerek zatıâlinizin buyurduğu gibi bol “keşke” li mucizelerin hayallerini kuruyoruz.

Merakım, tam da bu zamane yetmeleri otuz kırk sonra neler için “keşke” diyecek veya “keşke” diyebilecekler mi?

Hayırlı bayramlar, saygılar, selamlar
bekir güçlüer
bekir güçlüer, @bekirgucluer
7.11.2011 11:34:46
Beğenerek ve eskiye özlem duyarak okudum yazınızı.

Tebrik eder, bayramınızı kutlar, saygılarımı sunarım.
Kemnur
Kemnur, @kemnur
7.11.2011 01:47:11
Eskiden böyle miydi bayramlar? Hatırlar gibiyim, böyleydi galiba... Özlediğiniz bayramlarla aynı nice bayramlar. Saygıyla...

NOT:GÜNÜN SEÇKİSİ DOLAYISIYLA SİZİ VE SEÇKİ KURULUNU KUTLUYORUM...

kemnur tarafından 11/8/2011 12:09:07 AM zamanında düzenlenmiştir.
nertenn
nertenn, @nertenn
7.11.2011 01:19:12
10 puan verdi
keşke .:)
ama şimdi de biz çocuklarımıza benzer bayramları yaşatmakla mükellefiz.dilerim birazını da olsa yaşatmaya çalışıyoruz.
eminim onlarda günü gelecek diyecekler.
keşke:))
sami biberoğulları
sami biberoğulları, @samibiberogullari
7.11.2011 01:11:22
Perihan Hanım Kardeşim.

Her evin oturma odasına asılması gereken türden bir yazı yazmışsınız. Tüm saydıklarınız '' Ah keşke '' olabilseydi.

Çok uzun bir yorum yazabilirdim bu yazınız üzerine. Lakin bir kaç dakika da olsa yaşadığım o güzel eski bayram günlerinin tadını günümüzdeki ruhsuz, şuursuz, içi boşaltılmış bayramlarla bozmak istemiyorum.

Ellerinize sağlık. O eski tadları yeniden yakalamak umuduyla Bayramınız kutluyor, daha nice huzurlu ve mutlu bayramlara ulaşmanızı diliyorum.

Selam ve saygılarımla...



© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL