6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1527
Okunma
Acımı tazeliğine ver...
Yorgun bir savaşcıyım artık gözbebeklerinde...
Yüreği buzullardan ayrılmış bir kütle, damarları nasır tutmuş bir el, iç organları mı sarsan bir korku var içimde...
...
Unutulmazları yaşıyor gibi düşlerim... Önce unutamam sanmıştım, sonra unutmanın zorluğuna alıştım, tiyatro sahnesine son kez çıkıp, "ilk" adlı oyunumu son kez oynadım...
Sonrası...
Sonrası umut heyanları ile üzerime yıkılan koca, boş bir zaman dilimi...
Artık hayatımın akışını belli belirsiz üç noktalara bırakıyorum... Bugünlerde nokta koymak bünyeme iyi gelmiyor...
Sağdan soldan hırçın dalgaları böğrüne yiyen yaşlı bir gemi gibi sarsılıyorum... Vurdukça dalgalar, içime vurdukça sen daha da yaşlanıyorum sevgili günlük...
Acımı eş tutuyorum bütün insanları, sonra sessiz çığlıklar flarmoni orkestrası eşliğinde bütün oyunları kuklalaştırıyorum...
İçimde ki oyuna onlarıda oyuncak ediyorum... Bütün sessizlikleri ve iki yüzlülükleri ile...
Peki sen neresindesin bu hayatın... Kaçıncı kilometre de kaybettim seni?.. Söylesene...
Yoksa sen kaybetmedim mi sanıyorsun...
Kaybedilen bir daha bulunamaz biliyor musun?..
-"Ne o?.. Sorularım çokca ve ardı ardına mı geldi..."
-"Yoo, hayır!" diyeceksin belki...
-"Belkilerle dolu bir hayat yaşadın" desem sana...
-"Hiçte bile" diyeceksin...
Mutluluğu çizdin mi diyeceğim sana son kez... Sen "Hayır!" diyeceksin, çünkü benim hiç fırçam olmadı...
Öyleyse al sana fırça!..
Tual tam karşında...
Hadi mutluluğun resmini çiz bana!..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.