5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1761
Okunma
En kötü yaşam koşullarında dahi umudunu yitirmedi. Objektif düşüncelerindeki kararlarını uygulamayı yeğlerdi. İçine çivileyip bırakmaz, yok olup gitmesine gönlü razı olmazdı. Her uyguladığı eylemde illaki yanlışları ortaya çıkardı. Her yanlışı, hatası ; onun için altın değerindeydi. Zaten yıllar yılı hep hatalarından dersler çıkararak bu günlere gelmişti.
Ismarlama yaşamlardan nefret ederdi.Yaşam; onun için bir sınavdı. Yaşayıp yaşamadığının hiç kimse farkında değildi. Bazen yanılsamalar içerisinde kendisiyle kavgalı olduğu zamanlarda; ipek böceği gibi kozasına çekilir; karşılaştığı insanları, iç dünyasındaki milimetrik eleklerden elerdi. Eleğin altındaki ve üstündekilerini farklı kategorilere sokar; onları senoryasını kendi hazırladığı filimde oynatırdı.
Baş aktörleri,dost bildiği insanları; gerçekten iyi ve kötü gününde yüreğiyle de olsa manevi güç verenler; figüranları, riyakar olanlar; dost görünüp gerçek yüzünün sahtekar olduğunu gizleyenlerdi(bayağı fazla bu gruptakiler)
Her başarı sandığı eyleminde acı vardı. Acılar, mücadelesinin nüvesini oluşturuyordu sanki. O, acı çekmek için; toz çekip kollarını jiletlemedi. Sigara içip dumanıyla aşkını sayıklamadı. Kadehlerin dibinde teselliyi aramadı. Acıyı, birebir yaşayarak kana kana içti...Sırtını medyaya dayayıp, rehavete düşmedi. Gücünü yırtık papuçlarından ve modası geçmiş pantolonundan alırken; yüreğindeki gaz lambasını hiç bir zaman söndürmedi...
Senden bir şey olmaz dediler; tepki vermedi. Olmazları oldurmaya çalıştı. Sen, yapamazsın dediler.Gecelerini gündüz yaptı; araştırıp durdu. Sonunda 12 den vuramasa da oku; hedefe fırlatabildi.
Dimdik ayakta durdu. Sırtında çantasıyla şemsiyesiz, sokaklarda koşturdu ama; grip bile olmadı.
Son zamanlarda karşılaştığı insanların çoğunun figüran olduğuna kesinlikle inandı.
Düzenin sağlam çemberini kırıp, içerisinde yer alamayacağını bile bile umudunu asla yitirmeden son nefesine dek bir maratoncu gibi koşmaya çoktan kararlıydı. Her attığı deparda nefesi daha da açılıp ciğerlerine kokuşmuşluktan arınmış oksijeni doldurdukça; yapayalnız kalsa da yine de mutluydu…
Umut, fakirin ekmeği imiş!..