3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1181
Okunma
İnsanlar beni unutalı çok oldu. Diyorum ki: Bari sen, bir Postacı gördüğünde beni hatırla. Bir Pul’a satıldığında insanlar sen beni düşün. İki damla gözyaşı düşerse yanaklarına..Bir tebessüm kıvrılıp kalırsa dudaklarında..Heyecandan dolanırsa elin ayağın birbirine..
Özlemle tutuşursa yüreğin günbatımının muhteşem kızıllığında..Kanat çırparsa gökyüzüne gerçekleşen düşlerin ve “Yine yakmış yar Mektubun ucunu” ezgileri doluverirse kulaklarına ansızın..“Hayat hoş gerisi boş” deseler de..
Sen sana Yazdıklarımı unutma yine de..
Deste yap. Bağla kırmızı kurdeleyle. Ve at cilası solmuş ceviz sandığın bir köşesine. Gül yaprakları serpiştirmeyi unutma aralarına..Ki sandığın kapağını her açtığında
Gül Kokulu Sabahlara uyanasın diye...
Benim adım MEKTUP...
Anlamlı güzelliklerin. Derin duyguların. Vazgeçilmez beklentilerin. Dinmeyen yakarışların. Tükenmeyen haykırışların ve yaşamın seyrini değiştirebilen sihirli cümlelerin evreni kuşatan Sesiyim…
Bunlar benim yüreğimin çağrıştırdıkları...
Bir şairimiz ise Mektup özlemini dokunaklı yakarışlarla bakın nasıl yüklemiş dizelerine:
Kaysı Kokulu Kentim Ve Annem
Bir mektup gönder bana anne
Buram buram özlem koksun
Kaysı ağaçlarının kokusu sinsin mısralarına
Ellerinin kokusu sinsin
Ne olur anne iki satır yaz bana
İçimde ki özlem dinsin
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.