14
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1809
Okunma
Bir süredir, izliyorum. Hayatı, izliyorum. İnsanları, izliyorum. Garip şeyler oluyor, anlayamadığım. Anlamam gerekiyor mu? Evet, gerekiyor.
İnsanları, anlayamadığımı / anlamadığımı düşünüyorum. Tanıdığımı sandığım insanları, aslında, hiç tanımadığımı fark ediyorum.
Uzun zamandır, sesimi çıkartmayışımın sebebi; yanıtını bulamadığım bir soru: İnsanları anlayamıyor muyum? Ben mi insanlara tersim?
Bir eylemin içine girersiniz. İçine girdiğiniz eylemin, gereklerini yerine getirmeye çalışırsınız. Bu arada da aynı eylem içindeki insanlarla, fikir alış verişinde bulunursunuz. Öğrenirsiniz. Yeri gelir, öğretirsiniz.
Her şey, çok güzeldir. Düzen, kendi akışı içinde, duru bir su gibi akıp gitmektedir. Fikirdaşlarınız olur. Yanı sıra, fikirlerinizin uymadıkları olur. Çeşitlilik güzeldir. Bakış açısı kazandırır, insana. Çok üstünde durmazsınız. O farklılıktan, bir şeyler öğrenmeye çalışırsınız, yine de.
Yeni dostluklarla tanışırsınız. Ola geldiğiniz dostluklardan, farklı dostluklar içine girersiniz. Sizden önce kurulmuş, oluşmuş dostlukların ne olduğunu anlamaya, kendinize yer edinmeye çalışırsınız. Güzel bir çalışmadır, bu. Farklıdır. Keyif verir.
O dostluklar pekişirken, içine girdiğiniz eylem de farklılaşmaya başlar. Derinleşmeye, başlar. Anlam kazanmaya, başlar. Başlangıcınızdan farklı yerdesinizdir, artık. Daha ciddisinizdir. Daha önemser olursunuz. En iyiyi yapmaya çalışırsınız. En mükemmeli üretmektir amacınız.
Bütün bunlar için gereksinim duyduğunuz donanımlar için bir çaba sarf etmenize de gerek yoktur. Birileri, sizin için, sistemi hazırlamışlardı. O birileri de, kimsenin karakaşı, karagözü için yapmazlar, bunu. İyi veya kötü, az veya çok bir kazançları vardır, sistemden.
Siz ve dostlarınız, o sistem içinde, sisteme olan inancınızla, var gücünüzle çalışırsınız. En iyi, en mükemmel adına.
Siz ne kadar çabalasanız da, karar verici değilsinizdir / olamazsınız. Sistem, bunu da düşünmüştür: Karar vericiler, seçilmiştirler. Sizin üretimlerinizin değerlendirilmesi, onların kontrolü ve inisiyatifi dahilindedir. Düzen, başka türlü sağlanamaz, bu gibi sistemlerde.
Bir gün gelir, siz mükemmeli üretmeye çalışırken, karar verici; olmayacak, sisteme yakışmayacak bir seçim yapar. En iyisi bu, der. Hadi canım, şaka mı yapıyorsun? Dersiniz. Hayır, şaka değildir. Karar verici, son derece ciddidir. En iyisi, ona göre, o’dur. Nasıl yani? Dersiniz. Basbayağı, der. E sen bize, mükemmel olun diyordun. Bu ne iş şimdi? Dersiniz. Valla böyle, der. Emir, demiri döver. Yapacak bir şey yoktur. Gibi göründe de yapacak bir şey daha vardır: Görüş bildirmek. Hayır, dersiniz. Ben, bunu kabul etmiyorum. Bunca emeğin içinde, en iyisi bu değil. Hı? Ne dedin sen? İtiraz mı ediyorsun? Der, karar verici. Evet? Vay! Sen bana, karşı geldin ha? Küstüm, oynamıyorum, der. Ve gider.
Sen, seni bil sen, seni. Sen, seni bilmezsen eğer, patlatırlar enseni, der karar vericinin, karar vericisi.
Ne dedin? Niye dedin? Diye sormaya bile gerek görmez, vurur tekmeyi. “ Cezalısın. Tek ayaküstünde duracaksın “ der.
Sen, etrafına bakarsın. İzlersin. Birileri çıksın da “ Yahu! Karar vericinin, karar vericisi; Sen, neden bu cezayı verdin?” desinler diye. En çok da cezayı alanın sevenlerinden, dostlarından beklersin. Tık yoktur. Tık olmadığı gibi, bir de sorarlar: “ Karar vericimiz nerede?” diye…
Bir süredir, izliyorum. Hayatı, izliyorum. İnsanları, izliyorum. Garip şeyler oluyor, anlayamadığım. Anlamam gerekiyor mu? Evet, gerekiyor. Çünkü bir sorunun yanıtını arıyorum: Hasan mı kel? Kel Hasan o mu?
Eser Akpınar
26.08.2011
Urla
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.