17
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1847
Okunma

İkimizde yaralıydık; bir dala yuva yapmazdan evvel...
“Senden önce, gün yüzü görmeyen karanlık hücredeydim yıllarca; yarasalar gibi... Işığınla yüreğimi aydınlattın.” Demiştin bana hani. İki yaralı yürek, merhem olmuştuk müzminleşmiş yaralarımıza. Dertlerimize ortak…
Senin çocuklarınla benim çocuklarımı, harmanlayıp çocuklarımız olarak kucaklamıştık sevgiyle.
Daracık patikalar, dik yokuşlar; asfalt yol gibi açılmıştı önümüzde irademizin ve sevgimizin gücüyle. Aşamayacağımız engel yoktu…
Öyle seviyordum ki seni; omzumu o güzel başına yastık yapmaktan omuzlarımda gamzeler oluşmuştu. Hatırlıyor musun?
Sonra, ne oldu da eski karanlık hücrene geri dönme gereği duydun anlamadım. Zaten seninle tanıştığımda bir kanadım kırıktı biliyorsun. Diğer kanadımı da sen kırıp gittin! Bunca azgın kedinin arasında kanadı kırılmış bir kuş!..
Şimdi sensiz ve sevgisiz neylerim, nasıl yaşarım ben? Mademki gidecektin, neden hayatıma girdin?
Sahi, unutmuşum…
Yarasalar ışıkta görmezler…
10.08.2011/ Emine UYSAL
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.