Uyanık bir tek adam, uyuyan binlerce kişiden daha güçlüdür. s. carnot
Um
Umut Kaygısız

Gelir misin Benimle?

Yorum

Gelir misin Benimle?

27

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1891

Okunma

Okuduğunuz yazı 5.8.2011 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Gelir misin Benimle?

"Göz göze gelmekten imtina ettiğiniz bir sevgili gibidir öykü. Ona sahip olduğunuzu ancak o bir başkasının olunca fark edebilirsiniz."


Soğuk kış gecelerini entel bir mahsen evine çevirirdi buluşmalarımız. Minik bir ilçenin karla yüzleşen gözlerinde umulmadık bir kalabalıktı "Emin Beyin Konağı". Anadolu ilçeleri içerisinde küçük ama şirin bir yerleşkenin yarattığı mucize olarak kabul ederdi kendisini. Pek mütevazı sayılmazdı anlayacağınız. Zenginliği ve asaleti farklı öyküler vasıtasıyla halk arasında bir inanışın ötesine geçmeyi başarmıştı ama benim için tek olumlu tarafı sanata ve bilime verdiği uğraştı. Haftayı günlere bölmüştü Emin bey. İki gün araştırmalarına ayırır, dışarı adımını bile atmazdı. Bir iki günde sadece karısı ve çocukları içindir. Kalan üç gün ise uzun söyleşiler tertip eder misafirleriyle. Bir gün ehemmiyetli devlet adamları ve asiller, diğer gün tamamen zenginler ve son gün ise sanata ayrılıyordu. Bu zincir içerisinde kendime son halkada yer buluyordum işte. Nasıl mı? Büyük bir tesadüf eseri değil muhakkak. Tanımayanlar için muhtelif işlerle hayatını kazanan ve haftada bir kez şehirler arası otobüs kullanan şofördüm. Peki ya tanıyanlar? Emin bey ilçesinde nefes almakta olan her insanın hayat hikayesini çok önceden araştırıp öğrenecek kadar kurnaz ve kolları uzun bir adamdı, dolayısıyla benim onun ilgisini çekmem isteğim dışında gelişen ve bilinç eseri bir tanışmaydı. Gerisi geldi bir çırpıda. O davet etti, ben icap ettim elimden geldiğince. Verebildiğim iki şey vardı sadece: Edebi eleştirilerim ve sanat için sayısız felsefi düşüncelerimdi. İşte onları işitebilmek için çağırıyordu beni, bazen ise alelade bir gün içerisinden çıkartabildiğim sıradışı cümlelere sahip olabilmek için. Bu gece... Evet, bu gece sadece iki konuğu vardı. Benim dışımda hiç yaşlanmaya niyeti olmayan Madam Dimitra. Ermeni asıllı ve yeryüzünde gördüğüm en güzel kadın...


"Madam. Lütfen" demesi kafiydi Emin beyin. Gülümseyerek açmıştı gözlerini güzel kadın. Mumlardan bir kaç tanesini üfledikten sonra sadece bir tanesini şamdanıyla birlikte yanına alıp piyanonun başına geçmişti. İncecik parmakları zerafetten dökülse bile piyano çalarken o kadar haşin ve sertti ki... Gözlerimle görmesem bir başkası çalıyor diye bahse bile girerdim ama Dimitra her zaman doğasına aykırı gibi gözüken isyan melodilerine hükmederdi. Belkide ben bilmiyordum hayat hikayesini, bu yüzden gözlerine bakmayı kafi görüyordu kaba düşüncelerim. Emin bey zirveye tırmanan her vuruş sonlarında adeta kendinden geçercesine yayıyordu dudaklarını ve arada bir elini omzuma dokundurup konuşmadan, sadece göz yordamıyla hayal kurmamı arzu ediyordu adeta. "Aynı yolculukta değiliz" diyemiyordum ama dikensi melodilerin çok çıplak kalan yanlarını ruhum derhal bağışlıyordu. "Evet. Yıllar beni muhafazakar mı yapmıştı yoksa?"


Ben kendi içimde hayretlere boğulmadan müzik sona erdi. Biraz içki daha ve loş ışık altında gittikçe feri düşen yalnızlıklar... Dokunulmazlığımızın kalktığını hissetmeye başladığımız bir anda sıra bana gelmişti. Emin bey muzip bir gülümsemeyle "Ragıp. Haydi öğretim görevliliğinden sürülüşünü anlat. Madam bilmiyordur, anlasın. Birazını anlat yeter. Kırma beni." Kadehime son damlattığı içkinin adını sormamıştım ancak çok farklı ve tesirliydi. Ananas kokusu içine hünerle yayılmış ama yudum sonlarında başımın döndüğünü hissedebilecek kadar arkadaştım alkolle. Bir yudum daha ilave ettim nefesime. Dimitra’nın gözleri üzerimdeydi, göğüs kafesinin şişip yükseldiğini net biçimde görebiliyordum. "Peki. Bir dergi çıkartılacaktı, rektörlük isim bulabilmek için öneri topluyordu. Herkesin odasına gelip zorla form doldurtuyorlardı, içerik için birkaç öneri ve illa ki isim söylemeye mecburduk. Muzip biriyim malumunuz, biraz da gençlik var içimizde o vakitler. "Omuz Omuza" yazdım ancak "Omuz" un içerisinde geçen "Muz" ları yazı yerine meyve resmi olarak çizip verdim. Ondan sonrası malum zaten. Aldı başını gitti. Önce sürgün, sürgünde birkaç hadise ve konuşmalar derken meslekten ihraç geldi peşi sıra. Burda buldum kendimi. Tuhaf ama tahammülsüzlük işte. Hayatımdan kovuldum anlayacağınız." Dimitra daha ziyade hayretle bakıyordu gözlerime, Emin bey ilk defa dinliyormuşçasına kahkahalara boğulurken. "Muz ha? İlahi. Nerden geldi aklına kim bilir?" Hiç bir zaman yanıt aramadığım bir soruyla buluşmuştum yine, asmadım yüzümü lakin dolaylı yollardan nokta işaretini çağırdım yanıma. "Ben müsaade istemeliyim. Yarın yolculuk günü. İki gün şehir dışındayım." Emin bey kafasını iki yana salladıktan sonra bıyık altı gülümseyerek "Kızamıyorum sana, saygım sonsuz çünkü. Her işine eyvallah ama otobüs şoförlüğü yakışmıyor azizim" Ayağa kalktım elini sıkıp gözlerinin içine yerleştirdim gözlerimi. "Halbuki en çok kendimi bulduğum yer. Başkalarından yola çıkarak saklanan benliğimi ifşa ediyor gönlüm." Dimitra da derhal ayağa kalkmıştı benimle beraber. "Bana eve kadar eşlik eder misiniz?"


Kısacık yolun uzun öyleşisi oluyordu göz uçlarımız. Yakasını iki eliyle sımsıkı tutarak rüzgara geçit vermiyordu Dimitra. Çizmesinin ezdiği kar tortularının her biri için öykü yazabilirdim oysa. Ceketimin cebinden mektubumu çıkartıp uzattım ona "Sizin için yazdığım en son hikaye" diye gülümseyerek devam ettim sonra. Güzel gözlerini bir süreliğine kaçırmıştı benden ancak büyük memnuniyet duyduğu belli oluyordu her halinden. "Okuyunca yorumlarımı sizinle paylaşırım" diyerek sesini hapsetti içerisine hücrelerimin. Ve onu son bıraktığım yerde minicik bir "İyi geceler" yerine manidar bir "İyi yolculuklar" diledi. Düşündüğümden çok daha fazla tanıyordu beni, gülümsedim. Hikayeler sayesinde yıllarca konuşmuş gibi olmanın verdiği huzur ile ayrıldım onun sokağından bir başkasına.


İlçenin üzerine inen sisi ellerimle dağıtırcasına çekiştirdim yakasından. Fikirlerimin galip gelme çabasının peşini bıraktığı bir an yakalamıştım umutlarımı. Haylaz ve kimi zaman biraz düzenbaz. "Çocuk avuçlarına sığacak kadar kalmışlar" diye hayıflanma içeren kimsesiz sesimi yutuyordum içimde, devam ettim. Sokak lambalarının birinde lüzumsuz bir gülümseme kavrıyordu firari duygularımı. Az evvel cümlelerin dışarısına ittirdiğim aşkı bir mandal yardımıyla gökyüzüne asacak kadar kudretliydi bu gülücük. Bakakaldım mutluluğu çağrıştıran gözlerine. Parmak uçlarında duruyordu ve yine gri eşofmanı vardı üzerinde. Kırmızı ve küt saçlarını kapşonla örtmüştü ama yumuşak ve beyaz, pamuk gibi elleri gölgelere tutunmaya çalışan, yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk gibiydi. Biraz tedirgin ifadeyle "Birlikte koşalım mı?" dedi. Ben sadece gözleri arasına saklanmış hikayeleri arıyordum. Sayfaları yüzlerce defa çevirip göz ucuyla kontrol etmek gibi bulamadan aradığımı onay verdim sevdanın dilime çevrilmiş bu imtiyazsız haline. Birlikte koşmaya başladık hem de nefesimizin gürültüsü dışında hiçbir şeye inanmaya çalışmadan. Koştuk, sadece koştuk bir müddet sonlanmadan ay izleri köşe başlarında. Sonra yorgunluktan bir adım önce durduk ve tekrar baktım gözlerine, yaklaştırmadan ellerimi. "Her fırsatta koşuyoruz böyle. Ama hala sormak nasip olmadı isminizi. Ben Ragıp." Ellerini uzatmadan sadece bakışlarıyla alıştırma yapıyordu adeta. "Mızıntı. Benim adım Mızıntı. Yarın akşam buluşalım mı? Yine aynı saatte, aynı yerde" İsmine olan şaşkınlığımın geçmesine müsaade etmeden daha büyük bir hayret uyandırmıştı içimde ama çok memnun olmuştum. "Üzülerek hayır demek zorundayım. Yarın şehirler arası yolculuğum var ve iki gün yokum. Dönünce buluşmaya ne dersin?" Mızıntı ilk defa bu kadar uzun soluklu gülümsüyordu. Bir de ellerimin ucunu hafif tutarak unutamayacağım bir sıcaklık bırakmıştı yüreğime. Son bir çekim ve akabinde "Biliyorum. Yarın görüşürüz" diyerek hızla uzaklaştı, benim "Ama" ile başlayacak cümlemi işitmeden. Bir bildiği varmış gibi konuşmuştu ama ne bilebilirdi ki öykülerimi okumadan?


Tam bir gün sonra
otoban kokuyor kaldırımlar bu defa
arada gürültülü lastik sesleri
uykuyu terk ediyor sesim: Kaptan
bir el sallarmış gibi yaparak
biraz yavaşla

Hapsoluyor yüzler dikiz aynasında
hiçbir yer rahat değil
huzur biter otobüs camında
kulağında birikmiş küfürler dünyaya
sen kapatmadıkça izler kaptan
sözlerin olmadan gözlerini

Boşuna sayıklama
hayatta yağmaz yağmur çarpmadan
dudaklarıma
sen hayal kur, dola ruhunu ırmaklara
geçtiği yerlerde kalsın barış ve aşk
dışında kalacak tek kelime
Umut!


Sonra tekrar sis vardı uyuklayan gecenin kollarında ama kaptan dört elle sarılmıştı yolculara. Her bir yüzün kocaman ve kadife koltuktan sıyrılan başkalaşmış hikayesini dolduruyordu içine. Bitene kadar ruhların şehirler arası sıkışmış hallerinden istifade edecekti ta ki biri ilk itirafı gerçekleştirene dek... "Bu yol uzun sürmez, ağızları pek sıkı maşallah." Kimisi için yüzleşilmesi gereken zorba bir gerçek, kimisi için bitmesi olanaksız bir kaçıştı otobüsü ayakta tutan. Kaptan örttü her birinin üstünü. Sonra gözlerini çevirdi sol kenara. Ordaydı, tam görmek istediği yerde. Üzerinde yine aynı gri eşofmanlarıyla gülümsüyordu. Mızıntı... Kafasını sallayarak dahil oldu yolculuğa. Otobüsün hemen sol ucunda kaptanla beraber koşuyordu yorulmaksızın. Kaptan açtı avuçlarını, sığmıyordu artık. "Söz verdiğin gibi burdasın. İkinci hayatımda da yalnız bırakmadın beni.."


"Kovulduğum hayatımın bir öykü doğuramayacağını aksine öykünün hayatımdan gebe kalabileceğini anlamam için uzun bir yolculuğa çıkmam gerekliydi artık."



Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Gelir misin benimle? Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Gelir misin benimle? yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Gelir misin Benimle? yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
ayşe1
ayşe1, @ayse1
8.8.2011 14:32:12
Cümlelerinin etki ve yönüne hükmeden kalemi kutluyorum.
Selam ve saygılarımla.
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45), @emineuysal-emine45-
6.8.2011 20:07:47
Umut Bey, daha önce söyledim mi bilmiyorum ama öykülerinizi okurken insan sıkılmıyor. Yeni bir romana başlamış hissi ile dalıp gidiyor sayfaya. Akıcı üslubunuz sıkmıyor. Konu sıkıntısı çekmiyorsunuz. Ben kaleminizi beğeniyorum. Bu kalem ne yazarsa yazsın, okunurrrrrrr.

Tebrik ederim............saygımla
glenay
glenay, @glenay
6.8.2011 17:46:32
Dün yazınızı neden göremediğime şaşırdım. öykünün tüm örgüsündeydiniz .
gerçekliğini tam kavrayamadım .sürükledi, gitti.
Gene sonuç sürprizdi..Kutluyorum..
Canan Korkmaz
Canan Korkmaz, @canankorkmaz
6.8.2011 17:03:35
Güne gelen yazınızı kutluyorum...

Saygılar...
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
6.8.2011 15:23:17
Tebrik için geldim bu kez...

Kutluyorum değerli yazar. Allah daha büyük başarılar görmeyi nasip etsin size.
-Nawal
-Nawal, @nawal
6.8.2011 11:30:29
gelmenin sonu, sonsuzluk gibi olsaydı keşke..

tebrik ediyorum güne düşen yazınızı..

sevgiler..
müget
müget, @muget
6.8.2011 10:14:41
kutlarım. özgün labirentlerde dolaştım yine.
Ülviye Yaldızlıı
Ülviye Yaldızlıı, @ulviye-yaldizlii
6.8.2011 09:40:43
Güne pek yaraşmış.

Dilerim daimi çok olsun başarılar ,değerli kalem...

Hürmet her vakit !
Aysel AKSÜMER
Aysel AKSÜMER, @ayselaksumer
6.8.2011 01:04:42
Her cümleniz ayrı güzel. Her yazınız güne gelmeye yakışıyor. Tebrik ederim. Muhteşemdi. Selamlarımla.
Mehtap ALTAN
Mehtap ALTAN, @mehtapaltan
6.8.2011 00:49:35
çıktığım yolculuğun her kelimesini yüreğimdeki çakıl taşlarına kazılamıydım artık!

kutladım...
O qué
O qué, @o-qu
6.8.2011 00:48:17
Her cümlesi yürek taşkını yazar okurken istemeden yüreğimiz kamaştı..

Rüzgâra koşuşan bir yazı okuduk, kimi zaman uzaklaştık,ama hayranlığımız hep yakınında!

Sevgiler
Billur T. Phelps
Billur T. Phelps, @billurt-phelps
6.8.2011 00:25:33

Çok güzel bir öyküydü. Keşke tek sayfalık kalmasa ve devamı gelse dedim.
Güne birlikte geldiğimize de ayrıca sevindim. :)))
Oktay Coşar
Oktay Coşar, @oktay-cosar
6.8.2011 00:12:36
Herkes gerekeni söylemiş, bana diyecek bir şey kalmamış. : )
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45), @emineuysal-emine45-
6.8.2011 00:12:35
Değerli Hemşerim, yarın bu yazıyı sindire sindire okumak istiyorum. Deftere geç girdim. Şimdi uykulu uykulu bir şey anlayamayacağım.

Tebrik ederim.

selam ve saygılar.
Toynak
Toynak, @toynak
6.8.2011 00:04:22
yarın bir daha okumalı diyorum bu yazıyı...
hayatın içinde bir duruşu var
kuşkuşuz hepimizden bir şeyler taşıyor
ben demeden bizle paylaşmasını bilen engin bir kalem.teşekkürler dost kalem..kutlarım
lisbeth
lisbeth, @lisbeth
5.8.2011 17:53:13
10 puan verdi
uzun yolculuklar...
hep aklım böylesi bir yolculuktadır.
sanırım ki, her soru kendiliğinden cevaplanacak.
sanırım ki yaşam anlamını bulacak er geç.
en çok da aşk.
aşk bu yolculuklarda çıkacak piramidin tepesine.
sonsuzluk gerçekleşecek.

sevgili yazar,

sizi okumak yeni yolculuklara çıkmak gibi, hiç eksilmesin esin ellerinizden.
öylesine berrak bir coşku.
sevda yolcuusu bendeniz.
Ülviye Yaldızlıı
Ülviye Yaldızlıı, @ulviye-yaldizlii
5.8.2011 15:58:17
Ah Dimitra.
Çıkar üzerinden gri mantonu.
Artık üşümeyeceksin garanti veriyorum.
Bak bulutlar dağıldı artık bahar.

Sizi ilk okuyorum sanırsam.Tam emin olamamakla beraber.Sanırım son olmayacak.Severim gece yolculuğunda siyah bakışların gizemini...


Tebrikler/Hürmetler
Kemnur
Kemnur, @kemnur
5.8.2011 14:38:40
10 puan verdi
Gene zor bir okuma oldu benim için; ama olsun. Bazen okuduğun bir cümleyi, hemen okuduktan sonra yorumlayarak anlamlandırmak da keyifli oluyor. "Entel bir mahsen evi..."; yani burada, entellektüel tartışmalar yapılan, içi hınca hınç şarap dolu bir evden bahsediyor yazar; tamam, geç ikinci cümleye... Müthiş bir beyin cimnastiği. Yemin ediyorum ki, samimiyim: özürlü olan aslgılama kapasitemin bütün suç. Conourt Kardeşlerde, Emile Zola'da ne kadar zorlanıyorsam, sende de o kadar zorlanıyorum okurken. Ama, ne kadar zorlanrsam zorlanayım, onları da, seni de okumak zorundayım, çünkü okumazsam kaçırdıklarımdan dolayı kendime haksızlık etmiş olurum... Be seni, senden dolayı değil, yazdıklarından dolayı ve de iyi yazdığından dolayı seviyorum; bir gün tanışmak ve seni senden dolayı sevmek umuduyla saygılarımı sunarım dostum...
lacivertiğnedenlik
lacivertiğnedenlik, @lacivertignedenlik
5.8.2011 14:05:44
10 puan verdi
Düşündüm, nasıl bir zariflik var yol boyunca ,o an yönetmeni ben olmalıyım dedim bu öykünün dimitra ile yürürken

sevgiler
selin yıldız
selin yıldız, @selinyildiz
5.8.2011 12:10:52


tam bir edebi keyif... üstatların lezzetinde.
Etkili Yorum
senaa
senaa, @senaa
5.8.2011 11:13:59
Hapsoluyor yüzler dikiz aynasında
hiçbir yer rahat değil
huzur biter otobüs camında
kulağında birikmiş küfürler dünyaya
sen kapatmadıkça izler kaptan
sözlerin olmadan gözlerini
.................


Bir solukta okudum bu harika akıcı öyküyü..
Kutluyorum sizi değerli kalem..Öyküleriniz bağımlılık yapıyor adeta..

bekir güçlüer
bekir güçlüer, @bekirgucluer
5.8.2011 10:56:09
Öykünüzü beğenerek okudum.
Tebrik eder, saygılarımı sunarım.
Nil Gün
Nil Gün, @coldeki-kelebek
5.8.2011 10:21:42
10 puan verdi
"Kovulduğum hayatımın bir öykü doğuramayacağını aksine öykünün hayatımdan gebe kalabileceğini anlamam için uzun bir yolculuğa çıkmam gerekliydi artık."

İiy yolculuklar..

Ne güzel kahraman öykünün en sonsuz bölümünde yalnız kalmayacak..

Tebrik ederim Umut bey
yine her bir satırı heyecanla okutmayı başardınız..
Dip not
Öyküyü okurrken Çağan Irmağın seneryosunu yazdığı Yolculuk filmi aklıma geldi.
Ne çok etkisinde kalmıştım..

''Bir masal bir yol olur dönerim demiştim ya,ben yüzünde bir gülümseme olacağım.Bir pazar günü öylesine çıkıverdiğin sessiz başı boş bir sokakta yürürken yüzüne yerleşen bir gülümse.Sevdiğin ağaçlar kadar büyük sevdiğin ağaçlar kadar yeşil umut olacağım.Bir pazar günü çıkıverdiğin yolculuk senin en güzel yolculuğun olacak''

Takdirlerimle
canandemirel
canandemirel, @canandemirel
5.8.2011 08:48:43
Günaydın!
Sabahın erken saatlerinde sayfanızda çok güzel bir öykü okudum. Emek verilerek yazılımış yazıyı ve yazarını tebrik ediyorum.
Sevgilerimle...
Esmize - Perihan Kılıç
Esmize - Perihan Kılıç, @esmize-perihankilic
5.8.2011 01:46:24
10 puan verdi
Gelmesini bilene davet ne gerek; o her halukarda seninle..
mesaj güzeldi saygılar kaleme
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
5.8.2011 01:20:45
Baştaki ve finaldeki cümleler son derece etkileyici ve bence de dedirten cinsten. Öykü, zaten sarıp sarmalıyor sizi. Bir adım sonrası için tutunuyorsunuz özenle seçilmiş kelimelere. Bir de öyküler bu saatte okunanca daha güzel galiba.

Kutluyorum. Saygılar.
Funda SAĞLAM
Funda SAĞLAM, @fundasaglam
5.8.2011 01:07:54
emeğine saglık....kutladım....saygımlaaa...okunası kalemdaşım benim!!..................................
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL