16
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2373
Okunma
Buzulları eriten Hidayet(!)
Ah! Hidayet ah! Keyfine öyle düşkünsün ki, yazın kışı, kışın yazı yaşıyorsun. Ya gereksiz süsüne püsüne ne demeli… Kullandığın parfümlerin, kirlettiğin havanın, kestiğin ağaçların, hesabı yok! Ne olur sanki kestiğin on ağaca karşılık bir tek ağaç bari diksen de dünyayı çölleştirmesen!
Hele evindeki halı; bir kova suyla silinebilecekken tonlarca suyla yıkamanın alemi ne! Hem de yılda birkaç kez… Böyle böyle doğal kaynaklarımızı bitirme noktasına getiriyorsun. Ozon tabakasını delerek dünyayı çölleştiriyorsun. İşte böyle Hidayet; o koskoca buzullar sayende yavaş yavaş erimeye başladı.
Kafdağı’nda sinek semerini devirse görürsün!
Sen öyle bir yaratıksın ki; öküz altında buzağı aramakta üstüne yok(! ) Herkesin hatasını kusurunu aramakla geçireceğin o değerli vaktini daha verimli işler yaparak harcasan olmaz mı? Eline ne geçiyor yoktan yere kalp kırmakla, yürekleri kendinden soğutup buzlaştırmakla?
Hadi göster hünerini; buzları da erit…
Ah! Hidayet ah! Öyle buzulları erittiğin kadar kolay mı buzları eritmek… Onca kötü niyetinle insanları kendinden soğuttun. Artık kimse sevmiyor seni. Nasıl sevilir ki bir asalak! Hadi göster hünerini, buz tutturduğun yürekleri ısıt; çöz buzları marifetliysen…
HİDAYET
Buzulları eriten Hidayet(!)
Kaf Dağında sinek semerini devirse
Görürsün
Hadi göster hünerini
Buzları da erit…
14.07.2011 Emine UYSAL
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.