Gerçeği bilenler ile onu sevenler hiçbir zaman eşit değildirler. confucius
İlhan Kemal
İlhan Kemal

Günah Kenti

Yorum

Günah Kenti

13

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1070

Okunma

Okuduğunuz yazı 8.7.2011 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Günah Kenti

“Emanetlerini al, bir daha da gelme!”

Polis memuru önüme karton bir kutu sürdü. İçindekileri alıp ceplerime tıkıştırdım. Memurun uzattığı teslimat belgesini imzaladım ve cezaevinin dış kapısından çıktım. Artık özgürdüm.

Özgürlüğümün sınırları sokakları arşınlamaktan geçiyordu. Param yoktu. Yakalandığımda üzerimde olana polisler “uyuşturucu parası” diyerek el koymuşlardı. Şehrin öbür yakasındaki Kerkenez’e gitsem bana iş verirdi ama üzerimden otobüse binecek kadar bile para çıkmıyordu. Bu durumda yapacak bir şey kalıyordu.

...

Nancy yanına yaklaşan adama baktı. Uzunca boylu, yapılı, esmer biriydi. Müşteri olabilirdi ama belli ki parası yoktu. Adam daha söze girmeden Nancy davrandı:

“Hiç yorulma. Hadi ikile, şimdiden müşterileri kaçırmaya başladın bile.”

Adam istifini bozmadı. Gülümsemeye devam ediyordu. Bir anda Nancy’nin karın boşluğuna yumruk attı. Soluğu kesilen kadın iki büklüm oldu. Bu sefer adamın dizi Nancy’nin çenesinde patladı. Şokun etkisiyle dişlerinin kırılmasını hissetmeyen kadın geriye doğru fırlayıp biraz önce yaslandığı duvara çarptı. Adam Nancy’i yakalayıp yere fırlattı. Genç kadın doğrulamıyordu. Kurbanına yaklaşan adam kadının karın boşluğuna tekme attı. Sonra bir tekme daha. Bir tane daha. Nancy bilincini kaybetmiş gibiydi. Ağzından kan geliyordu. Adam uzanıp Nancy’nin çantasını aldı. İçinde bulduğu bıçağı ileri doğru savurdu. Sonra çantanın iç gözünden, ötelenmiş bir tomar para çıkardı.

...

Artık param vardı. Bir şeyler atıştırabilir ya da otobüse binebilirdim. Gerçi elimdeki silah almaya yetmezdi ama çok geçmeden bir şeyler edinebileceğimi biliyordum. Her şeyin bir ya da birden fazla yolu vardı. Önce Kerkenez’e gitmeliydim.

Duraktaki haritaya bakınca bunun otobüsle olmayacağını anladım. Kaç tane otobüs değiştirmem gerektiğini hesaplamadım bile. Arabaya binmek en kısa yol olacaktı. Caddeye yürüdüm. Kırmızı bir corvette sert bir frenle önümde durdu. Arabanın sürücü tarafına geçince, içindeki sarışın, niyetimi anladığından olsa gerek, panik olup gaza bastı. Araba patinaj yaparak kalktı ve bir anda uzaklaştı. Arkasından bir Ford geliyordu. Beni ezmemek için durmak zorunda kaldı. Bu sefer daha hızlı hareket ettim. Sürücünün kapısını açtım, içindeki moruğu yakasından kavrayıp dışarı savurdum. Adam bir süre asfaltta yuvarlandı. Arkasından bakmadım bile. Sanırım karşı yönden gelen bir araç onun üzerinden geçti.

İnsanlar kapılarını kitlemeden nasıl araba kullanıyorlardı, anlamış değildim. Hele şehrin böyle mahallelerinde belaya davetiye çıkarıyorlardı. Bu şaşkın da davetiyenin altına L.C.V. yazanlardandı.

Direksiyona geçtim. Araba hala çalışır durumdaydı. Yakıt deposu doluydu; bu güzeldi. Yine de bir gariplik vardı. Birden yalnız olmadığımı farkettim. Moruğun karısı yan koltukta, gözlerini ve ağzını kocaman açmış, ama sesini çıkarmadan oturuyordu.

Ona uzandım. İlk çığlığı o zaman attı. Kadına dokunmadan kapı kolunu buldum ve kapıyı açtım. Kadın hala bağırıyordu. Onu omzundan yakaladım ve dışarı ittim. Kadın açık kapıdan asfalta yuvarlandı.

“Emniyet kemerini taksaydın ya...” diye söylendim. “Kocan da takmıyordu.”

Gaza basıp, araba ileri atılınca yolcu tarafındaki kapı da kendiliğinden kapandı.

...

Kerkenez elime bir adres tutuşmuştu. Akşam, yedi gibi o adrese gidecek, malları teslim alacak, sonra da oradan verilecek başka bir adrese götürecektim. Oradan da parayı alıp Kerkenez’e getirecektim.

“Parti büyük değil” dedi Kerkenez, “O yüzden seni tek başına yolluyorum.”

Girdiğim bir restoran-kafede alternatif planlar üzerine çalışıyordum: Malı alırken sakatlık çıksa ne yaparım, ya da teslimatta para eksik çıkarsa ne olur gibi. Uzun süredir içerideydim, alışkanlıklarımı kaybetmiştim. Dahası, çok gürültülü bir yerdi burası. Bir türlü konsantre olamıyordum.

“Hey, yavaş olun!” diye seslendim.

Bir an sessizlik oldu, yüzler bana doğru döndü. Ama sonra devam ettiler. Ses giderek arttı. Artık kendi kendimi duyamıyordum. Yüksek sesle konuşuyorlar, kahkahalar atıyorlardı. Gözlerimi kapattım. Yine de düşünemiyordum.

Yerimden kalktım. Bar kenarındaki taburelerden birinde oturan Haiti’linin yanına gidip omzuna dokundum. Adam yüzünü bana döndüğünde tetiği çektim. Sanki kendime ateş etmiştim. Yüzüme adamın kemik ve beyin parçaları geldi. Onunla fazla oyalanmadım. Kapıya en yakın olanlardan birini arkasından vurdum. O ve önündeki kadın yere yığıldılar. Panik başlamıştı. Dışarı çıkmaya çalışanlar yerdeki bu ikiliye takılıyor, onlar da yere yuvarlanıyordu. Kapıya yığılanlara rasgele ateş etmeye başladım. Ancak kurşunum bittiğinde durdum.

...

“Bu tüfeğe kurşun nasıl yüklüyorum?” diye bağırdım.

“R’ye bas!”

“Bastım, ‘Out of Ammo’ diyor. O zaman ne yapayım?”

“2’ye bas, tabancaya geç.”

Gürkan’ın dediğini yapıp tabancaya geçtim. Bu sefer tabancayla ateş etmeye başladım.

Televizyonun başından kalkan Gürkan yanıma geldi.

“Skorun kaç oldu?”

Cevap vermedim.

“Ne yapıyorsun sen? Niye lokantada olay çıkardın? Polisler gelecek şimdi. Beceremiyorsun şu oyunu. Kalk! Kalk! Nasıl oynanırmış, bana bak da öğren.”





Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Günah kenti Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Günah kenti yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Günah Kenti yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Yeşilvadi
Yeşilvadi, @yesilvadi
20.7.2011 19:00:34
Tebrik ederim ,çok akıcı ve de kanlı canlı bir yazı olmuş.Güzel bir kurgu doğrusu. Sonunda rahatladım oyun olduğunu öğrenince diyecek gibi olsam da ,rahatlayamadım.Gerçekten olanlar bunlar işte.Oyunlar da kişilerin içindeki canavarı iyi besliyor doğrusu.
canandemirel
canandemirel, @canandemirel
11.7.2011 18:41:16
Güne gelen harika öyküyü ve yazarını en içten dileklerimle tebrik ediyorum, sevgilerimle...
İlhan Kemal
İlhan Kemal, @ilhankemal
11.7.2011 16:02:21
Biraz geciktim ama yine de Seçki Kuruluna teşekkürlerimi sunarım. Saygılarımla.

İlhan Kemal tarafından 7/11/2011 4:04:00 PM zamanında düzenlenmiştir.
Ağyar
Ağyar, @agyar
9.7.2011 22:46:00

Her ne kadar hamurumuz "Trabzon" ve "İstanbul" gibi "lebiderya" iki kentte yoğrulmasına rağmen, maalesef balık kültürüm hamsi ve palamudun "Harran ovasıyla" alakası kadar. Bu yüzden eş dost, arkadaş sohbetlerinde mevzu balık olduğu zaman hiç sesimi çıkarmam rezil olmayayım diye. Bazen açık verdiğim zamanlarda memleketimi de bilmiyorlarsa hiç bozuntuya vermem "Adanalayıh Allana kadar, şiş kebap, çiii küfte, şalgam vamı şalgam" geyikleri ile kaçak güreşirim.

Burada aynı durum söz konusu. Zira “ekşın” içerikli bilgisayar oyunları konusunda tabiri caizse tam bir “Fransız’ım”.
Ne bileyim, bizim zamanımızda bir “Atari” vardı o kadar, Maryo’ya bilem yetişemedik. O zamanlarda da bol bol savaş uçağı kullanırdım, yanlış anlaşılmasın sadece uçuş zevkimi gidermek için. Sanırım havacılık hobimden bir önceki yorumumda bahsetmiştim (Bknz. Bir Küçük Adım/İlhan Kemal)

Allah sizi inandırsın düşman kuvvetlerine bir kere bile ateş etmedim. Bir keresinde parmağım tetiğe dokunmuştu da vicdan azabından bir ay Atari salonuna uğramamıştım. Yakıt bittiği zaman ki ikaz sireni ile adrenalin ihtiyacımızı hallederdik, hey gidi hey.

Demek adamlar işleri bu kadar ilerlettiler ha; Vur, kır, parçala bu maçı kazan!

"Nancy’nin çantasını aldı. İçinde bulduğu bıçağı ileri doğru savurdu....."
Kafama takıldı; Nancy’nin çantasında bıçak yerine biber gazı spreyi olması daha mantıklı değil mi? Yoksa “bıçak” birilerine yem mi? :- )

Tebrikler, selamlar, saygılar
7TEPE
7TEPE, @7tepe
9.7.2011 21:22:54
'Emanetlerini al, bir daha da gelme!'

İlk satıra nasıl takıldıysam devamından hiçbişi anlamadım. Yarın yeniden okuyacağım.

Şükran AY
Şükran AY, @sukranay
9.7.2011 16:51:34



Harikaydı gerçekten.Nefes nefese okudum .Şiddet yüklü oyunların kişi psikolojisindeki etkilerine anlamlı bir göndermeydi.Kalben kutlarım haklı başarınızı.Saygılarımla.

Mehtap ALTAN
Mehtap ALTAN, @mehtapaltan
9.7.2011 16:13:32
sitede profesyonel anlatımlar o kadar çoğaldı ki geleceğimizi düşlerken çok daha cesurum site adına...

tebrikler...
nuray telli
nuray telli, @nuraytelli
9.7.2011 02:58:06
güne düşen güzel yazınızı tebrik ederim.değişik konuları tespit etmekte ki basarınız cok acık.saygılarımla...

Sildigim bir bölüm vardi eleştirimde.O bölümü yeniden ilave etmek istiyorum.Yazının ikinci bölümünü yazarken kullandıgınız üçüncü tekil şahsa ait anlatımı çok begendim.Bana göre bu şekilde yazmak, öykünüzle hem istediğiniz tempoya kısa zamanda ulaşmanıza yarıyor hem de öykünün daha az kelime ile yeterince akıllara yerleşmesini saglıyor.Etkileyicilik zaten bence ikinci bölümde daha da vurucu şiddete dönüşüyor.

Bakın, işte yeniden yazdım.Saygılarımla degerli yazarım...

nuray telli tarafından 7/9/2011 3:18:16 AM zamanında düzenlenmiştir.

nuray telli tarafından 7/9/2011 7:42:27 AM zamanında düzenlenmiştir.

nuray telli tarafından 7/10/2011 11:30:16 PM zamanında düzenlenmiştir.
Kemnur
Kemnur, @kemnur
9.7.2011 02:21:01
Öykünüzün, günün yazısı seçilmesini tebrik ederim. İkinci paragrafta NANCY'nin katlini de birinci tekil şahsa anlattırsaydınız, benim için de "günün yazısı" olabilirdi...:)
Ruhumveben
Ruhumveben, @ruhumveben
9.7.2011 00:43:39
Bence siz bırakın bu oyunu... Gerçekle oyun birbirine karışmış :)) Ama gerçekten okunası... Çok hoş. Hatta süper... Ellerinize sağlık.
Aysel AKSÜMER
Aysel AKSÜMER, @ayselaksumer
9.7.2011 00:33:19
Güne gelen güzel öykünüzü tebrik ederim. Çok beğenerek okumuştum. Saygı ve selamlarımla.
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
9.7.2011 00:08:43
Tebrik ediyorum.

Maşallah maşallah...

Klimayı açıp sonra da başınızı soğuk suya sokmayın diye fazla bir şey demeyeceğim. Daha önceki yorumlarımın altına "den den" koyuyorum.

Aysel AKSÜMER
Aysel AKSÜMER, @ayselaksumer
8.7.2011 22:40:47
Süper bir öyküydü. Sonu, tam bir sürprizdi. Siz bu işi iyi biliyorsunuz. Tebrik ederim. Selamlar.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL