10
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1687
Okunma

Bayram Ali başlı başına bir vakıa.
Bir düşünce adamı,derin duyguların ve efsuni hissiyatın tercümanı,giz dünyasının arka kapısı.
Bir dönem arkadaşlık yapma fırsatını yakalamaktan zevk duyduğum ender insanlardan biri,dünyamın daimi aydınlık sokaklarında beraber yürüdüğümüz saf ve berrak adam.
Her hali bir hikaye,bir tarz ve bir başka alem.
Onu her düşündüğümde dudaklarıma yapışan gülümsemeden kurtulmak için cenazeleri ,cehennemi,ölüm ötesini gözlerimin önüne getirmeye mecbur kaldığım büyüğüm.
Elinde dünyanın bütün ülkelerine ait gizli sırlar ve planlar mevcut tek "gizli ajan" tanıdığım.
O kadar gizli ki bazen kendi yazdığını okuyamaz,sakladığını bulamaz ,sınıfı değiştirir ve başkalarının paltosunu gşiyip okuldan kaçar.
Yıllar geçmiş olmasına rağmen o daima farklı ve teyakkuzda .
Geçen yıl ensesinde çıkan kan çıbanını patlatıp ortalığı kana bulayınca evde çekmeceleri karıştırıp bulduğu etrafı bantlı kalın yara bandını ensesindeki yaranın üzerine yapıştırıp cuma’ya gitmiş.
Cuma hutbesi okunurken arkasındaki gençler başlamışlar gülmeye.
Namazda gülmek !
Ne ayıp ne ayıp.
Bayram Ali derhal müdahale etmiş " Gencler güliyisunzu ama toprağun alti da var ha!"
Gençler susmuş.Uyarı etkin olduğundan elleriyle ağızlarını kapamış gençler.Sonunda biri dayanamamış "Abi ya sen ensene kanatlı morkid yapıştırmışsın" demiş.
O da gençlere dönerek "Ne oldi ,günah midur?" demiş.
Yok günah olduğunu zannetmiyorum.Nitekim işlevsel olarak kanatlı morkidin asli durumuna uygun bir hal var ortada.
Camiden çıkınca hocanın yanına giden Bayram Ali, hocanın vaazda bahsettiği kıssada adı geçen kadının ismini sormuş "Hocam ,o karinin adi neydi?"
Hoca efendi "Belkis" deyince bizimki rahatlamış ve "Oldi sağolasun" deyip oradan ayrılmış.
Aşk bu.Her yere konar da Bayram Ali’nin tertemiz,saf ve aşka sussamış yüreğine konmaz mı?
İşte konmuş.
Deli divane dolanır olmuş bizim ağbimiz.
Sonunda kızı istemeye karar vermiş.Büyüklerine açmış meseleyi,onlar da kızın ailesini arayıp ertesi günün akşamı ziyarete geleceklerini söylemişler.
Kızın ailesi anlamamış ya meseleyi, uzaktan olsa da tanıdık olduğundan istemeye gelecekler "büüürün gelin" demişler.
Akşam elinde çiçek çikolata ve Maltepe sigarası ile zile "zırrrtt...zııırtt" basınca Bayram Ali kapı yavaşça açılmış.
Büyükler dalmışlar içeriye,bizimki de arkadan girmiş.
Çiçeği çikolatayı gören ev sahibi memnun olmuş. Umre’den geleli bir haftayı geçmiş olmasına rağmen ve şimdiye kadar evlerine ayak basmayan,adını bile doğru bilmedikleri ailenin ziyareti tabiatıyla memnun etmiş bütün aileyi.
İçeri girip oturmuşlar.Bayram Ali heyecandan tir tir titriyor.
Ev sahibi durmadan Umre’den anlatıyor.Mübarek yerlerin etkisinde kalmış olması ne kadar doğal.Kim kalmaz ki !
Medine bittikten sonra Mekke ziyareti ile anılar başlamış.E misafirler erkek tarafı kız tarafının aile büyüğünün sözünü kesmek olmaz.
Mekke konusu da tükenme aşamasına gelince erkek tarafının temsilcisi beraberinde gelen kadınların kaş göz işaretiyle harekete geçmiş.
Önce şöyle bir "öhhğğğğğööö" diye öksürmüş.
Ve "Efenduuum,sebebi ziyaretumuza gelince,Allah’un emri Peygamberumuzun kavliylan kizunuzi oğlumuza isteyiruuuk" demiş ve içine dolan huzur ile arkasına yaslanmış.
Ev sahibi önce yapılanın şaka olduğunuz annedip sıkıca bir gülmüş.
Fakat misafirlerin suratlarına tekrar bakınca işin ciddi olduğunu anlamış .
" Yahu siz ne dersunuz ? Ne kizi? Bizum kizumuz yok ki?" demiş yaşlı ev sahibi.
"Oyle dema,estağfirullah,biz bu akşam hayilisiylan söz keseceğuk" demiş erkek tarafının temsilcisi.
"Yahu siz kafayi mi yedunuz bizum kiz miz yok !" diye sinirlenmiş ev sahibi.
"Yahu vaaaaar!" diye diretmiş erkek tarafı.
"Ula yok,yooooook!" diye müdahil olmuş kız tarafı.
"Yalan diyenun ..." demiş erkek tarafi.
Ve dalmışlar.
Kadınlar kadınlarla ,erkekler erkeklerle.
Dala dövüş birden kız tarafının yaşlı adamı "durun ulaaaa" diye bağırmış.
"Ula siz hangi kizi deyisunuz be " demiş.
"Bayram Ali koltuğun altına sıkışan baaşının üzerindeki ev sahibinin büyük oğlunun ayaklarını yüzünden çekip "Sari saçli,tuhafiyecide çalişiyi" deyince yaşlı ev sahibi, "ula o iki üst katta oturiyi " demiş ve iş çözülmüş.
Birkersinde de çay toplayan bir kız görüp aşık olmuş.Yanına gitmiş "ben seni alacağum" demiş.
Yakınlarda oturan koca çoban köpeğini Bayram Ali’nin üzerine salan kız " Salak oğliiiiii ben evliyim,git dayinlan evlen" diye bağırmış.Köpeğin altında hurhahaş olan Bayram Ali kaçmaya çalışırken kadının kocası gelmiş. Artık gerisi anlatılmaz.
Sonunda akrabadan biri ile evlenmesi uygun bulunmuş ve beğendiği birini annesine söylemesi istenmiş.
O da büyük ağabeyinin hanımının annesini,yani ağabeyinin kaynanasını istemiş.
Ağabeyin kayınpederi olayı duyunca bayağı bi bozulmuş.
Ertesi yıl Sarp sınır kapısı açılınca Karadeniz’e dolan Gürcü,Azeri,Poşa,Kırgız vs milletlerden kızlarla şenlenmiş sahiller.
Bayram Ali durur mu?
Hemen aşık olmuş.
Bir de şiir yazmış aşık olduğu kıza:
"Seni gördüm oldum deli
Sen da beni gördün oldun deli
Ne kada güzelsun altun dişli
Kafam kada memeli"
Kıza,daha doğrusu bi hayli tecrübeli eski kıza abayı yakan bizim orta yaşlı abazan hazretleri "İlla evleneceğuuummm" krizlerine girince ailesi gizlice nikah yapıp, altın dişlerinden aşk gıcırtıları çıkarabilen Gürcü güzelini ( bi zamanlar öyleymiş) köydeki eve götürmüşler.
Bir hafta evli kalan Bayram Ali sonunda dayanamış ve bir sabah kahvaltı masasında bombayı patlatmış:
"Bizum kari hasta!"
"Ula nesi var karinun daha yeni alduk oni?"
" Ne bileyim ayağa işeyi"
"Ula o ne dersun?"
"Hee bi da şeyi var !"
"Neyiiiii?"
İşte kadına... kıza...yaa doğrusu parasızlıktan her işi yapacak durumda olan Gürcü amcaya iyi bir dayak atıp evden kovuyorlar.
Nikah mı ?
Hala evli görünüyor.
Bayram Ali ağbi ve Mikahel Saladradze amca.
Yok yok çocukları olmadı.
Bayram Ali zaten hemen çocuk olmasın diye üç kiloya yakın kondom almıştı.
Kullanamadan zay oldu.