44
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2175
Okunma
Lüleburgaz, 1993 yılları: komutanın icra astsubayıyım. Komutanla beraber Demirci köyüne gidiyoruz. güney doğuda şehit olmuş. Askerimizin cenaze törenine katılacağız.
Tüm köy halkı cenaze evinin önüne toplanmış. Merasim mangası ve rütbeli personel bizden evvel gelmişti. Yüzler asık, üzgünlük had safhada şehidin evinden yeri göğü inleten feryatlar yükseliyor.
Bizleri karşılayan muhtardı. Cenaze evine girdiğimizde ağlamalar kesildi. Herkes bize bakıyor hiç kimse konuşmuyordu.
Sesi titreyen komutanımız babasıyla tokalaşıp sarılırken;
“Başınız sağ olsun. Allah başka acı göstermesin. Emin olunki kanı yerde kalmayacak ne mutlu size, şehit babasısın.”
Yorgun ve acılı ses:
“Vatan sağ olsun komutan” diyebildi.
Ağlamaktan gözleri şişmiş başı sarılı ana zorla ayağa kalkarak kısılmış sesiyle:
“Hoş geldin komutan benim diyeceğimi erim dedi, anlamadığım bir şey var. Düşman nerede? Kim? neleri eksikte ne istiyorlar? Nereden çıktı bu işler? Koç yiğidim bak tahta tabutta ben onu davullar çalarak, kınalar yakarak uğurladım. Sana emanet ettim. Benim emanetim bu değil Komutan, bu değil, soğuk yüzünü bile göstermediler. Kanı yerde kalmayacak dedin de ne zaman komutan ne zaman?”
Söz bitmiş, sessizliği hıçkırıklar bozmuştu. Hiçbir şey söylemeden dışarı çıktık. Hepimiz tarif edilemeyecek acılar ve öfkeler içindeydik.
Cenaze defnedildi, vedalaşıp ayrıldık. Tugaya kadar, komutanımla hiç konuşmadım. Yol boyu ananın feryatlar kulağımda çınlarken, dertli Anadolu’mun yüreğimi sızlatan türküsünü içimden mırıldandım.
Eledim, eledim höllük eledim
Aynalı beşikte yavrum seni beledim
Giyittim kuşattım asker eyledim
Gitti de gelmedi canan buna ne çare
Belliki, bu türkü yanık yüreklerin dalyan gibi Koçyiğitlere yaktığı bir ağıttı.
“”””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””
“Yayla kontrol kartal 3-7”
“Devam edin kartal 3-7 yayla kontrol”
“ Kartal 3-7 radyo kontrol”
“Yayla kontrol radyonuz 5 derece”
“Kartal 3-7 anlaşıldı. Sizi gayet net duyuyorum. SOS… Aldınız mı?”
“Yayla kontrol aldım. Skop temasım var.”
“ Kartal 3-7 şu anki plan mevkiim?”
“Yayla kontrol Kuşadası üzeri, irtifa 11 bin feet, sürat 360 knot”
“Kartal 3-7 en yakın meydana uzaklığımı, bulunduğum plan mevkiimi bildirirmisin? Tüm ölçü aletlerim off “
“Anlaşıldı 3-7 şu an Selçuk üzeri, meydan saat 2 nizde, uzaklık 75 mil”
“Çok zor uçağa kumandam yok. Kanopiyi kullanamam yerleşim yeri üzerindeyim.”
“3-7 irtifa nızı yükseltin karşınızda Ançur dağı var”
“ Görüyorum.”
“ Kartal 3-7 Kanopiyi fırlatın, Ançur dağına çakılacaksın.”
“Yerleşim yerlerini riske edemem. Yayla kontrol yardımın için sağ ol hedefim Ançur dağı, … LAİLAHEİLLALLAH
VATAN SAĞOLSUN.”
“Kartal 3-7 konuşan yayla kontrol.”
“Kartal 3-7”
“Kartal 3-7 Kartal 3-7 Kartal 3-7
Harekât merkezinde ölüm sessizliği var.
Yerleşim yeri üzerinde otomatik koltuğunu fırlatsa hayatı kurtulacak, ama düşen uçak, belkide daha büyük acılara sebep olacaktı. Yirmi üç yaşında hayatının baharında genç bir teğmenin askerlikten aldığı sorumluluğun asil ruhundaki seçeneğiydi. Her şey VATANI ve MİLLETİ içindi.
Tüm personel cenaze törenindeyiz şehit annesi, yılgın yorgun perişan!!!
“Oğlumun soğuk yüzünü göstermediler çok ısrar ettim. Neden? Komutan neden?”
“Israr etme ana, sen onu en son gördüğün gibi hatırla. O, şimdi mutlu”
Düşen bir uçağın pilotundan geriye kalanlar vücudunun onda biri kadar değildir. Kopmuş bir kafa, kemik el ve ayak parçalarıdır. Bunları dağılan arazide toplarken dayanamaz yanıp kavrulursunuz.
Dünyanın en onurlu mesleği askerliktir. Vatan için tutulan bir saatlik nöbetin sevabı anlatılamayacak kadar büyüktür. Askerin görevi vatanı korumak ve kollamaktır. İhtilal ve muhtıra vermek değildir.
Bu mukaddes, peygamber ocağının içine tesadüfen giren hasta ruhlar ve çürük elmalar bu kurumun her daim dışında tutulmalıdır.
Kral, Mecnun ile Leyla’yı huzuruna çağırır.
“Baksana Mecnun uğruna çöllere düştüğün Leyla çokta güzel biri değilmiş. Kara, kuru, sıska, biri değermiydi? bunca çektiklerine”
Önce Leyla sına bakıp, sonra krala dönen Mecnun:
“Haklısınız kralım, siz Leyla nın dışını görüp konuşuyorsunuz birde onun içini bilseydiniz böyle konuşmazdınız.”
Otuz bir yıl gururla hizmet ettiğim bu mukaddes ocağın içini bilenlerdenim. Anlatılmaz, yaşamak gerekir. Dünyaya bir daha gelsem, askerliği yine meslek olarak seçerdim. Yüce rabbim bu memleketi üniformasız koymasın. Askeriyle, Polisiyle, Zabıtasıyla.