Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır. cicero
erolabi
erolabi

Eskiden biz ...

Yorum

Eskiden biz ...

13

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1737

Okunma

Eskiden biz ...

Eskiden biz ...



Hayatımın geçen zamanlarının hatırladığım bölümlerini hafızamda tazeleyip unutmamak için tekrar ederek, silinmeye yüz tutan suratları,tonları ve farklı tınıları kaybolmaya başlayan sesleri yeniden kaydediyorum,artık üzerinde anı tutamayan,hasta prostat misali hafıza defterime mahsunlaşarak ve sessizce içime ağlayarak.
Ne zaman küçük bir çocuğu alışveriş mekanlarının herhangi birinde ağlar görsem aklıma çocukluğum geliyor.
İstediğimin alınması için son gaz bastığım yaygaraları yemeyen annemim , yüzüme acıyarak bakan babama "hayır,kattiyen olmaz" dediği geliyor.
O "kattiyen" lafı her ne anlama geldiğini bilemsem de o zamanlar ,isteğimin ağlamaktan ölsem de olmayacağını suratıma acı bir şaplak gibi kondururdu.
Ben de susar bir sonraki dükkanda neler olup olmadığını düşünmeye başlardım.
Uykuya yenilen gözlerim sadece bir atımlık barutu olan eski tüfekler gibi dalar,bir sonraki alışveriş mekanını göremeden ancak evde açılır,şaşırarak ne zaman eve geldiğimizi hatırlamaya çalışırdım.
Çok yazaramaz olduğumu artık dünyadan yavaş yavaş çekilen akrabalarım söyleyince,anlattıkları olayları tarafımdan yapılmış olduğunu hayretle dinlerdim.O zamanları anlatanların bir çoğu alem değiştirdiğinden ya da geride kalanlarla görüşemediğimizden ne kadar yaramaz olduğumu anlatıp,hafızamı yenileyen hiç kimse yok artık.
Bu sebeple hafıza tazeleme işini yalnız yapmak zorunda kalıyorum.
Bir tombala torbasına elini atıp çekenler gibi bir yeni bir eski ,bir en baştan bir en sondan bazen ortalardan hayatımın değişik kesitleri düşüyor gözlermin önüne.
Hayal meyal,silik ve bölük pörçük hatıralarımı elden geçirip,işe yarar kısımlarını küçük notlar halinde temize çekiyorum,hafıza kartımın kaygan eski zemininde.
Eski kamyondan bozma koca otobüslerle yaptığımız seyahatler, yazlık sinema akşamları,mermi sesleriyle hatırladığım köy düğünleri ve artık kim olduğunu hatırlayamadığım cenaze törenleri.
Çorap yamalayan annem , gazyağı kuyruklarında babamın önümüzde kaç kişi olduğunu söylerken yüzündeki sevinç ifadesi hala canlı ve sesli kayıt altına alınmış vaziyette berrak ve duru kayıtlarımın arasında.
Bahar ölümlerin en fazla olduğu mevsim olarak kalmış aklımda.
Anneannem Mayıs’ta öldüğünden mi acaba?
Yoksa sokakta bulup balkonda tahta sandıklarla yuva yaptığım kahverengi derisine serpilen kocaman beyaz benekleriyle muhteşem görünen köpeğim "Turşu" nun hafriyat kamyonunun altında kalıp öldüğü mevsim olduğundan mı bilemiyorum doğrusu.
Hatırladığım başkalarının neşeyle karşıladığı mevsimin beni gözyaşı ve hıçkırıklara boğduğu sadece.
Annem devlet hastanesinde çalışıyordu.Sağlıkçı anneniz oldumu,hele benim gibi aşırı anne oldu mu,yandınız.Mahallenin bir ucunda hiç görmediğiniz bir çocuk hastalanınca veya ilçenin en uzak köşesinde bir hasta çocuğun olduğu haberini alınca bir dizi önlemlerden geçirilir öyle sokağa salınırdık.
Ah o boş yere yediğim,kalçamın ağrısından oyunlardan geri kaldığım "Penisilin" iğneleri,hala kalçamda annemim iğne izleri durur sanki,hatta için için sızladığını hissederim o yerlerin , bir çocuk hasta dediklerinde.
Babam da annemle yarışıyordu hastalıkla mücadele konusunda.
Yatmadan ağzına kadar doldurduğu odun sobası gecenin en sesszi saatlerinde çıkardığı "çıtır pısır" seslerle uykumuzu kaçırır, bunaltırcasına odayı kaplayan sıcak sebebiyle sabaha kadar bir o yana bir bu yana döner (hakikatten "döner" gibi) her yanımız pişer,kızarırdı.
İlkokula başladığım yıllarda annem yağmurlu günlerde kuru ve yün çoraplarla okula gelir ayaklarımı muayene eder , giydiğim çoraplar ıslanmışsa ayağımdan çıkarır kuru çorapları giydirirdi.Ben suratım kırmızı kırmızı vaziyette halimi seyreden arkadaşlarıma "bakmayın yaa!" diye bağırırdım.
Çok haylaz olduğumdan ,yerimde duramadığımdan atlet de getirdiği olurdu.
Önce havlu ile arkamı kurular sonra atletimi değiştirirdi.
O sırada bütün sınıf dışarıya çıkar,benim zırlayarak iç çekişlerimi göremezlerdi.

O zamanlar insanların biribirlerine saygıları vardı, büyük küçük yerini bilirdi.
sevgiler vardı insanların yüzlerinden okunan, sözler vardı içi dolu, eller vardı sevinçlerde acılarda kenetlenen.
O zamanlar mezarlıklardan geçerken arabalar radyoların sesini kısardı.Komşuluk vardı candan ve vefalı.
Bayanlara dolmuşlarda yer verilirdi,komşu kadınların pazar çantalarına yardım edilirdi.
Mahalle bakkalı ekmek ayırırdı siz unutsanız da.
O zamanlar ekmek paylaşılırdı,acı ve sevincin paylaşıldığı gibi. Bir ölen oldu mu mahallede üç gün radyolar susardı,televizyonlarda sadece haberler seyredilirdi.
Yolcuları yola koşmak vardı,arkalarından su serpilirdi dualarla.
Ne oldu sahi bize ?
Neden bu kadar uzaklaştık biribirimizden ?
Neden paylaşmayı unuttuk.
Neden sevgiler masallarda,şiirlerde kaldı?
Biz neden bu kadar uzaklaştık,bu kadar yabancı olduk kendimize?
Biz nasıl bu hale geldik?
Kauçuk toplara toplu iğne ile boncuklu süsler yapardık. Ekmeğin üzerine yağ reçel sürüp yerdik.Lastikli orlon donlarımız vardı.Plastik su tabancaları hani şu içerisinde ucunda delik olan uzun hortumlar olan.Bayramlarda el öpmeye giderdik.Yesyeni ayakkabılarımız olurdu,yesyeni giysilerimiz.
Kapılar açık olurdu çocuklara bayram sabahları,zili bir defa çalmak yeterliydi kapıların açılması için.
Gazozlar bile eski tadında değil.
Selamlar vardı güler yüzlü.
Şimdi yok.
Biz duygu yetimi kaldık.




Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Eskiden biz ... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Eskiden biz ... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Eskiden biz ... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Nilgün Akçay
Nilgün Akçay, @nilgunakcay
5.5.2011 23:36:21
10 puan verdi
Kanaati unutunca doyumsuzluk bünyelerimizde açlık duygusunu pekiştiriyor. Geçmişin getirisi de denebilir aslında, ben çektim çocuğum çekmesin diye diye çocukları sadece almaya yönlendirmişiz.
Bir gün yeğenime bir ekmeğin var birde yanında bir arkadaşın, ekmeği nasıl paylaşırsın dediğim de yarı yarıya bölerim dedi. Bİr başka cevap kim daha açsa fazlasını ona veririm deyince, beklediğim cevabı alamamanın üzüntüsünü yaşadım.
Oysa çoğunu arkadaşıma azını kendime veririm demesi ne çok mutlu ederdi beni. İşte bu bizim çocuğumuz demek ki, yanlış yine bizde, doğru duyguyu yansıtamamışız çocuklarımıza.
Yazdığınız günlerin özlemi yüreğimde. Canım kurban olsun bu değerleri benimseyene.

Saygım ve sevgim her daim.

7TEPE
7TEPE, @7tepe
5.5.2011 23:29:14
Ne oldu sana böle de duygusala bağlamışsın. Hem ben o gazozu biliyorum, aynı eski tadında. Halâ ondan alır içerim. Çamlıca Gazozu. :) İki gözüm önüme aksın bu şaka değil. Ama yanında beyaz leblebi şart.

O değil de;

Yapma böle be... kötü oldum...
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
5.5.2011 21:22:39
Yazına geç ulaştım... Bide yorumları okuyum dedim ama...Ne gücüm izin verdi nede göz yaşlarım...
Benim yorumum şu ;
Beni bir gün Erolla karşılaştır Allahım....

Öptüm gözlerinden
Ülviye Yaldızlıı
Ülviye Yaldızlıı, @ulviye-yaldizlii
5.5.2011 18:07:01
10 puan verdi
oyyh oyhh nasılda öpermiş abisini bu fıstık..

Saçları yandan lastik ile bağlanmış.Kollarıda bal gibiymiş abisi."Hadi öp bakim abin^" demiş büyükler hemencecik sevgiyle öpüvermiş abiciğini..Abiside kardeşinin sıcak gülüşüne ve ısrarlar üzerine yanaşmış az biraz erkek pozu takınsada:)


güzel resim vesselem..güzeldir resimler, onlarda olmasa eskiyi ne anımsatır bize şu karmaşası bol dünyada...
Ülviye Yaldızlıı
Ülviye Yaldızlıı, @ulviye-yaldizlii
5.5.2011 17:00:08
10 puan verdi
Ne yaptın abim sen ne ettin böyle..

Aklım az başıma gelsin de öyle girerim okurum yazdığını dedim de bu ne abim.Cana kastın ne yüreğe kastın ne.

Evveldenmiş abim .Dost bilmek arkadaş hatrı gütmek.Can olanı candan öte bilmek.
Hayatımızın her alanı eskiye dair duyduğumuz özlemler içinde çoğalıp büyüyor.Biz büyüyoruz ama içimizde ki bebe eski günlere ağlayıp hayıflanıyor sevinç gözyaşları arasında.

Eskidenmiş abim.Bir parça ekmeği üç kişi ile paylaşmak.Şimdilerde bana ne ya komşumdan ne hali varsa görsünler almış yerini.

Kolay olmuş zahmetsiz kazanılan rızık bilinenler.Ayıp ta neymiş utanmada kimmiş.Edep haya ise ar damarı çatlak vaziyette dolanmış..

Eskiden işte abim..eskiden her şeyin tadı tuzu varmış.Azmış ama özmüş.

Bircümleni alıp çekilyorum can abim..Hakkını helal et.İyiki varsan.yaw sen ne muhteremsin..Heyt be kimin abisi.:)

Puan veriyorum ..birsıfır abim napim en büyük puan bu be.:)
Davidoff
Davidoff, @davidoff
5.5.2011 15:12:48
10 puan verdi
Okudum, okudum...Döndüm, tekrar sayfanıza gelip okudum.Neden biliyor musunuz?
" Bu bir yazı değil demek için. "

Güzel bir Öğüt...
Belki yaşını biriktirmiş birisinden alınabilecek çok güzel bir öğüt.Keşke daha çok okunabilse, ne kadar memun olurum.
Yaş demek edinebilmek her kula nasip olur mu sizce.!

Cenab-Allah bir çocuğu ana rahmine ilk düşürdüğü an, nasıl kaşını gözünü yaratıyorsa;Dünya'da alacağı nefesi de yaratır.Ne bir soluk fazla, ne de eksik.Sevinin yaşlandığınıza.

Ve SEVİNİN...Ne kadar saygı ile büyütülmüşsünüz.



KUTLARIM KALEMİNİZİ.

SAYGILARIMLA.

lacivertiğnedenlik
lacivertiğnedenlik, @lacivertignedenlik
5.5.2011 14:18:23
Şimdi herşey plastik oldu abi sevgiler bile yapay sahte,zaman evleri bozuyor,insanları birde.


saygımla
O qué
O qué, @o-qu
5.5.2011 14:01:04
Duygusal bir yazı olmuş Sevgili yazarım.
Eskiden power rangers izlerdi abim ben nefret ederdim:)
Anneannem bakardı bize o da gitti, Allah rahmet etsin .
Bir de şey geliyor aklıma, bayramlarda şeker toplardık, şeker toplamıyor artık çocuklar, öldürülebilirler diye.
Başka bişey gelmiyor aklıma :)
Sevgiler saygılar..
Fuat Türker
Fuat Türker, @fuatturker
5.5.2011 13:54:49
Sevgi bugün yitirilen en büyük nimetlerden. Bu nimeti elde edebilmek için samimi olarak dua eden, bunu Allah’tan sürekli isteyen, imanında samimi olan her kulunun kalbine Allah bu duyguyu ilham eder.

Güzel ahlaka davet etmek, Allah sevgisinin o kucaklayıcı sıcaklığına insanları yaklaştırmak, gerçek sevginin ve aşkın güzelliğini insanlara anlatmak gerekiyor. İnsan, Allah’a tevekkül ettiğinde; bereket, bolluk, huzur, mutluluk ve güzellikler içerisinde yaşar. Allah’ın koruması altında olduğunu bilmek, Allah’a imanın önemli bir şartı. İnsanlar ancak GERÇEK anlamda iman ettiklerinde GERÇEK anlamda mutlu olacaklar inşaALLAH. Teşekkürler...
reyya
reyya, @reyya
5.5.2011 11:53:59
10 puan verdi
çok doğru üstadım.
Çamurdan yaptığımız pastaları anneannem yerdi de elinize sağlık derdi ya, dünyalar benim olurdu:))))))))))))
Bizim avlu yarışırdı tatlarına bakmak için:))))))))))))
Allah rahmet eylesin anneannem sayesinde mutfak böceği olacaktım :))))))))))))))))
10/10
hayatbuysa ben yokum
hayatbuysa ben yokum, @hayatbuysabenyokum
5.5.2011 11:51:34
10 puan verdi
o kadar haklısın ki abim..
ben o günleri dinlerken büyüklerimden ; keşke bende o günlerde yaşasaydım derim hep..
çok güzel anlatmış yüreğin içindeki özlemi.. okumak büyük keyifti..
kalemin ve değerli yüreğin var olsun abim..
sevgi ve saygılar..
tacettin yıldırım
tacettin yıldırım, @tacettinyildirim
5.5.2011 04:30:57
çocukluğumuzda....babam çocukluğunu kasıla kasıla anlatır hayretle dinlerdik. ben tamamı senin yazdıkların gibi geçen çocukluğumu anlatacağımda ...çocuklarım yanımda değilki....biri mağrupta.....diğeri maşrupta....ekmek peşindeler cep telefonundan arayıp anlatsam....konturum yetmiyorki....yine vurdun geçtin erolabi....o sevecen yüreğini....güzellikler yazan kalemini....öpüyorum....saygılar
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
5.5.2011 01:42:16
Bu kez duygulandırdınız...
Geçmişe dalıp gitmenin yaşlılık belirtisi olduğunu düşünmüşümdür hep. Bu beni hiç de üzmez. Bir an önce yaşayıp çabuk çabuk elli beş yaşına gelmek isteyen biri için zamanın hızlı akması nimet gibi bir şeydir. Durulmak, dinginleşmek benim için o yaşlar. Bir de gençlikte yapamadıklarımı yapabilecek olmanın hayali...Çocuklarımı doya doya bakamadım, torunlarımı bakacağım, meyve yetiştireceğim, tavuk bakacağım, o geç vakte bıraktığım ibadetleri Allah kabul ederse tabi, elimden geldiğince hayır işleyip ibadet edeceğim...Bir sürü bir sürü işte...Aslında hiç bir şeyin öyle olmayacağını biliyorum. Yine de tutunmak için bir umut gerek değil mi? Hayatın bir köşesine çengel atmak için var hayaller. Yoksa düşeriz maazallah...Ama bu yazınız, bu hayalleri gölgeledi biliyor musunuz? Yanılıyor muyum, büyümek durulmak demek değil mi yoksa dedim içimden. Sonra dedim ki "Yok, erolabi her zamanki gibi şaka yapıyor." Aslında öyle olmadığını da biliyorum.

İnsan olmak ne büyük yük...Ne ağır, ne acı...Öleceğini bile bile yaşamak, üstelik bunu hiç umursamıyor gibi görünmek..."Her şeyin" birgün flu bir hatıra olarak kalacağını bile bile "herşeye" aşık olmak...Öleceklerini bile bile çocuklar doğurmak...Yıkılacaklarını bile bile saraylar yapmak ve dönüp çocuklara ve saraylara tapmak...Nasılsa vaktim var deyip, anın bereketinden olmak...Birgün onsuz kalacağını bile bile annenin yanaklarını avuçlarının arasına alıp öpememek, onu aramamak, babayı unutmak...

Değmeyen şeyler için ömrü hiç etmek. Korkulması gerekenden korkmadan, bizim gibi bir rüzgarlık ömrü olanlara köle olmak...Karşılarında el pence durmak...

Biz gideceğiz birgün. Hiç yaşamamış gibi olacağız. Unutacaklar bizi. Bir varmış ama şimdi yokmuş olcağız.Birileri tıpkı sizin gibi hafızasını zorlayacak cemalimizi hatırlamak için. Göğsümüzde büyüttüğümüz çocuklarımız kabrimizin yolunu unutacak. Oysa kimimiz vardı onlardan daha yakın? Kimimiz vardı beni unutmaz diyebileceğimiz?

Yok vaz geçtim ben. Çarçabuk elli beş yaşında olmak istemiyorum artık. Layıkıyla yaşayıp o yaşa gelmeliyim. Fidanlarımı yetiştirmeliyim, hem öyle bir yetiştirmeliyim ki, beş kuşak sonra bile beni yad edecekler olmalı. Torunlarıma "Eskiden biz" diye başlayan cümlerimde anlatabileceğim naif bir şeyler olmalı.

Çok şey düşündürdünüz, alakalı ya da alakasız...

Teşekkür ediyorum.

Rabbim hayırla yad edilenlerden eylesin hepimizi...
Saygılar.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL