-Bu dünyayı daha fazla kirletmeden, bir sabinin gözyaşını daha dökmeden, aristokrat yemini eden kapital bahtsızlığımızın üzerine bir Allah nidası çöküversin şimdi.-
Yurdumun her bir yanında
çiçekler açarken ayet ayet, tek sanatkâr Rabbim yine dokunuverdi nurları ile
çocukların gözlerine.
Faizsiz lokmaların alın terleri ile yüreğin en berrak aynasına yüz sürmeye bir dervişin ahıyla çıkmış iken yola, hu hu deyiverip nice hayvanat gördüm de utanmaya başladım yeniden.
Bir göz vuruşunda tadları zakkum olan mini eteklerin kabre kadar bacaklarını, kendisinin yakılmasını sağlayacak odun yapmasına izin veren ruhların zehir gözlerinden uzaklarda, sade bir hayatın en güzel yanını duyumsayıverdim yaslandığım
doğalgaz vericisinin yanında.
Simgeleri unutup, hepimizin tek kaynağı olan Sultanın hunilerimize boşalttığı harflerden şiir yazmak için bir insan aradım yine sokaklarda. Kimsenin elinde kağıt kalem yoktu. O kadar uzun yazmıştı ki eskiler, demek ki kimseye artık ihtiyaç yoktu. Ama işin şu ilginçliği vardı. Daha bir büyük olmuştu
dünyamız ve daha büyük işler ile uğraşmaya başlamıştık. Saçmaladığımın farkına vardım ve sustum. Tekrardan
doğalgaz vericisine yaslandım.
Şenliklerde pür neşe birbirlerinin üzerine çıkan bir gençliğin çığlığı olduğu günahlarım. Öyle bir ağlamak istiyordu ki gözlerim, ayetlerinden Cennet yudumladığımız Furkan’a ne kadar da uzak olduğumun farkına vardım. Zihnim körpe ve cehalete dizgin vuran anarşist bilgilerin eşliğinde Bismillah deyip yeni bir günaha el sürmeye, yeni bir günah denizinde gözlerini kanatmaya devam ediyordu. Darağacına asılmak üzere giden bir yitikten b
aşka bir şey değildim. Öyle güzel bir bayan geldi ki tahayyülüm de yanıma, bal uzattı parmaklarıma. Ballarını yalatıp zevke dalmamı istedi.
Oysa ne iyi günler vardı gerilerde. Evlerimin emek çevrelerinde ne iyi günlerimiz varmış dedi nurlarım. Öyle ki lebaleb sancıların doluştuğu gözlerimin kuru deryalarında nurlarım buhran devrine gam içinde beni gark eyliyordu. Nankör nefsimin atide arayacağı mutluluğun var olduğunu hala biliyordum. Ama öyle değildi. Sıkıntılarla, nefsin başını defalarca kopartarak candan cana ermeye seyahatin sergüzeştliğinde ne güzeldi. Kimse yoktu yine, şimdi olmadıkları gibi. Ama b
aşka bir mülahazaya girmeden sadece pazarında tablalarda nur satılan günlerin
aşkıyla tekrardan düşünüyordum.
Müslümanların, Müslümanlığımızın sefaleti içinde ne kadar da biçare ve şikâyetsiz halde nefsimizle her daim sevişmeyi becerebiliyorduk. Ceddimden yadigâr camilerin yanında ne kadar da çok turist vardı. Oysa onlar turist değil; bizzat bizden, bizim
kadınlarımızdı. Osmangazi ağlıyordu Gümüşlükumbette. Yan tarafında dudaklarının tadında
yalancı zehirleri yudumlayan gençlerin yüreklerine
şeytan zevk veriyordu. Öyle z
annediliyordu. Orhangazi atasının kolundan tutup kaldırdı o an. Torunları geldi dizinin yanına.
Bursa ağlamaya başladı.
Bursa’dan bir yangın çıktı Anadolu’ya,
İstanbul’a.
İstanbul ağladı bu defa. Ama
İstanbul ağlarken,
sevgililerin en güzeli için ağlıyordu. Sema
Allah diyordu, seccadesini ıslatan yiğit mümin ve mümineler ile beraber
İstanbul ağlıyordu. Anadolu kurumuş otlarına düşen damlaları yutuyordu. Çünkü
Allah korkusu yüzünden ağlayan insanlara
Allah’ın sözü vardı. Ağlayanları, onun için ağlayanları Rabbim Cennette ağlatmayacak ve
güldürecekti.
İstanbul,
Allah’ın çehresini görmüşçesine ağlıyordu. Yurdumun her bir yanında ayet ayet
güller açarken. Eğer
aşk ve iştiyak ile görebilseydim diye düşündüm gerçek leyliyi.Mecnun olup yolu şaşırdım ki, Rabbin huzuruna gitmek nerde
yalancı
sevdalara göçüp gitmek neredeydi? Ya Leylalar. Yusuf’ların ak yüzleri esas Rab ile iken, nedendi
yalancı sevişler ve nedametler?
Doğalgaz vericisi dayanıyordu ayaklarıma. Günahlar ayaklarıma tutunmuş prangalar olmuş iken, içtiğim son sigaranın külleri üzerime dökülüyordu. Her günah da kirlenen ve
siyah siyah damlalara bulanan yüreğim, kararan ciğerim gibi sıkışıveriyordum. Tüm uzuvlarım abdestine
hasret bir yangınla sessiz bir rüzgarın imamesi olan kıvırcık bir
bulutun esareti ardınca olmamaların yolunda artık iyi bir şeye dahi göz kırpamıyordum.
...