2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
929
Okunma
Hoyratça kullanarak görmezden geldiğimiz , özgün değerleri hızla yok olamaya yüz tutan bir kültür ve doğa mirası olan DÜNYA,tüm canlı ve cansız varlıkları ile ayakta kalmaya çalışırken,onu yarınlara taşıyacak olan çocuklara emanet edilmektedir.
Bu büyük emaneti omuzlayacak,kavrayacak,koruyarak,yücelterek geleceğe özenle taşıyacak olan çocukların önce yaşadıkları yakın çevrenin ve sonra da geniş çevrenin yabancısı olmadan yetiştirilmeleri en büyük insani görev olarak karşımızda durmaktadır.
Ailede ve okulda bilgi ve bilinçle yetiştirecek çocukların bedenen,zihnen ve ruhen sağlıklı ve yetenekli olarak yarınlara hazırlanması ve taşıyacakları sorumlukların farkında olması, eğitimin temel amacı olmalıdır.
Bu amaca çocuğu ulaştıracak araçların gelişen bilim ve teknonoloji ışığında ele alınarak değerlendirilmesi önemli ve önceliklidir.
Çocukların alacağı ilk temel eğitimde ve alışkanlıklarda önemli bir yeri bulunan ailenin ve aile içinde çocukların terbiye edilip eğitilerek büyütülmesinde ilk sorumluluğu olan annenin eğitimi özel bir yer tutmaktadır.
Bu gerçeği yıllar önce dile getiren eğitimci İ.Alâettin Gövsa şunları yazmış:
“Azmederse eğer kadın
Bu inkılâp olur yarın
Hamurunu insanlığın
Kadın eli yoğuruyor
Her baht ile demek kadın
İstikbâli doğruyor.”
ÇEKÜL Vakfı,2003 yılından bu yana “ KENTLER ÇOCUKLARINDIR” başlığı altında bir kültürel eğitim programı yürütmektedir.
Çalışmanın amacı, çocuklara kentlilik bilinci kazandırmak,yaşadıkları kentin/çevrenin doğal ve kültürel zenginliğinin farkına varmalarını sağlamaktır.
Bu amaca ulaşmak için aile,okul ve tüm kurumlar/gönüllü kuruluşlar/sivil toplum örgütleri/vakıflar/dernekler katılımcı ve öğretici programlar uygulamalıdırlar.
Grup çalışmaları ile oyunlar,resim,doğa ve fen çalışmaları, maketler,afişler,müzikler yanında müze ve tarihi kalıntı alanlarına gezileri düzenlenmeli,halkla sohbetler yapılmalı ve çocukların yaşadıkları kente çevreye farklı bir gözle bakmaları ve konuları özümsemeleri,benimsemeleri sağlanmalıdır.
Her çocuk bir gönüllü kültür elçisi olarak yetişmelidir.O zaman dünyaya bütün değerleriyle,bilgi ve bilinçli olarak sahip çıkacak çocuklar gelecek kuşaklara bu emaneti daha sağlıklı ve güvenilir bir şekilde devredecekler.
Nöbetini ve görevini sağlam tutan insanlar, dünya kültür mirası eserleri sağlıklı koruyacak ve emaneti koruyarak geliştirecekler.
İnsanın kimliğini kanıtlayan kültür değerleri yine insana gurur ve mutluluk varan, eşsiz kaynaklar/kutsal emanetler olarak nesilden nesile devredilecektir.
Doğaya ve kültür mirasına sahip çıkacak çocuklar arasında; sevgi ve kardeşlik, dostluk ve paylaşma,birlik ve dayanışma duyguları gelişecek, kendine güven duyan insanlarla dünya yaşanılır hale gelecek ve bu güzel değerler etrafında büyük –küçük herkes kenetlenecektir.
Asırlar önce yaşamış ünlü seyyahlar İbn Batuda, Marko Polo ve Evliya Çelebi’lerin anlattığı dünyadan bugün çok az şeyler kalmışsa, yarınlarda hiçbir şey kalmayacaktır.
Çiçeğin güzelliğini göremeyen, kuşların sevgi dolu şarkılarını algılayamayan,dünya kültür mirası tarihi eserleri koruyamayan insanları , gelecek kuşaklar affetmeyecekler
YAHYA AKSOY