Gerçeğe yardım ediniz. gerçek size yardım etmekte gecikmeyecektir. h. newman
Hüseyin Akdemir
Hüseyin Akdemir

İncecik Duvarlar

Yorum

İncecik Duvarlar

6

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

649

Okunma

İncecik Duvarlar

Dördüncü kattaki küçük evimin kapısından içeri girdiğimde, sırtımdan aşağı hâlâ soğuk terler akıyordu. Birkaç saat önce yeni bir iş görüşmesindeydim ve her zamanki gibi kabul edilmemiştim. Başım önde içeri girerken gözlerim yer fayanslarının üzerindeki ıslaklığa takılıyor. Su olmalı. Merak ve hayretle takılı kalıyorum o noktaya.
Gözyaşları mı bunlar yoksa? Yalnız, işsiz ve çaresiz bırakılmanın mı gözyaşları?.. Kafamı sallayıp, dudaklarımı ısırıyorum. Kendimi tutmaya çalışıyorum.
Sakın ha! Diyorum kendi kendime. Sakın ağlayayım deme. Sesini duyarlar.
Sessizce, ayaklarımı yere yumuşakça basarak salondaki koltuğa yöneliyorum. Koltuğa yığılır yığılmaz derin bir nefes çekip içime, gözlerimi kapatıyorum. Nasıl dalmışım, dalınca neler olmuş farkında değilim. Az sonra yan komşumun karısıyla konuşmasını duyar gibi olunca gözlerimi açtım. Dikkatlice kulak verip konuşulanları duymaya çalıştım.
Yahu bu adam yine ağlamaya başladı, diyordu kadın. Kocası da: Kimi kimsesi yok mu bunun ya? Nerden taşındı buraya? Bizim de moralimizi alt üst ediyor. Taşınıp gitse de kurtulsak şundan, diyordu.

Yalnızım. Duvarlar incecik. Beni duyabiliyorlar.

Kalkıp demli bir çay hazırlıyorum kendime. Yine sadece iki bardak içeceğim ve bana yetecek. Gerisini dökeceğim her zamanki gibi. Birilerinin evime geldiğini, demlediğim çayın içilip bittiğini görmek nasıl da mutlu ederdi beni.
Çay olunca yalnız birinin arkadaşı, sigara da eşlik ederdi mutlaka. Çayımı, kül tabağımı alıp yeniden az önceki yerime oturdum yeniden. Çay ve sigara. İşte sıkıntılarıma çözüm olabilecek iki vazgeçilmez şeyim. Bir şey daha eksik. Hazır iş görüşmesinden moralim bozuk olarak dönmüşüm, kalkıp bağlamamı alıyorum ve komşuların duymamasına özen göstererek mızrabı okşar gibi tellerin üzerinde gezdiriyorum.

Uçun kuşlar uçun doğduğum yere
Şimdi dağlarında mor sümbül vardır
Ormanlar içinde coşkun bir dere
Dikenler içinde sarı gül vardır

Mızrap tutan elime takılıyor gözüm, sessizce türkü söylerken. Elimin derisinin inceldiğini, altından geçen damarların belirginleştiğini, hatta birkaç ben’in peydahlandığını görüp hüzünleniyorum bir kez daha. Üst üste gelen hüzünler. Oysa daha düne kadar beni tanıyan herkes ellerimin güzelliğinden söz ederdi. Bu yaşlanmaya yüz tutmuş elleri uzattığımda kimden karşılık bulabilirim ki? Yoklar ki zaten! Korkuyorum haykırmaya. Sevmek için, sevdiğimle hayatı paylaşmak için, yeniden doğmuş gibi olmak için haykırsam da, yanıtı korku ve yalnızlık olarak geri gelip suratıma çarpıyor.

Yalnızım. Duvarlar incecik. Beni duyabiliyorlar.

Korkuyla karışık bu duygularım, bu ruh halim, bu işe yaramamazlık düşüncelerim, bu yarım kalmış yaşanmışlıklarımın özlemi son bulmayacak mı? Neden böyle dalıp sessizliğe gömülüyorum? Neden türkülerimi bile kısık sesle çalıp söylüyorum? Korkum, ince duvarlardan mı yoksa o duvarlar arkasında saklı olan ve benim ulaşamadığım şeylerden mi?

Akşamın karanlığı bastırmış da, dalgınlığımdan fark edememişim. Az önce yakıp sadece bir nefes çektiğim sigaram kendiliğinden yanarak bitmiş bıraktığım kül tabağında. Bağlamamı koltuğun kenarına bırakıp, kalkıp önce ışığı yakıyor sonra da çayımı yeniliyorum. Kafamın içi beynimi kemiren kurtlarla dolu adeta. Kurtlar ki, yitirdiğim özgüvenimden besleniyorlar.
Birden, yan komşuların sesini duyuyorum. Kalabalık bir misafir topluluğunu karşılıyorlar. Gülüşmeler, kahkahalar, sohbetler hepsi bulunduğum yere kadar geliyor. Duvarların ötesindekiler çok mutlu.

Yalnızım. Duvarlar incecik. Duyuyorum onları.

Tebessüm ediyorum sadece. Yaşadıklarıma, yalnızlığıma, çıkmazlarıma. Hayatın benimle oynadığı bu sinsi oyuna tebessüm ediyorum. Ne yapmalıyım buna karşı? Mücadele mi? Ama zaten hep mücadele etmedim mi? Ve her defasında da kaybeden ben olmadım mı? Yoruldum yenilmekten. Çözümü olmayan çok zor bir bilmece gibi hayat.

Yan taraftakilerin gürültüsünü fırsat bilip, bu kahkahalı sohbetlerinin eşliğinde beni duymayacaklarını düşünerek, yeniden bağlamamı elime alıp yarım kalan türküme devam ediyorum.



Uçun kuşlar uçun burada vefa yok
Öyle akarsular öyle hava yok
Feryadıma karşı aksi seda yok
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır


Yalnızım. Duvarlar incecik. Ne beni ne de türkümü kimseler duymuyor.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
İncecik duvarlar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İncecik duvarlar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İncecik Duvarlar yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
nuray telli
nuray telli, @nuraytelli
16.4.2011 22:45:13
10 puan verdi
Yalnızım. Duvarlar incecik. Ne beni ne de türkümü kimseler duymuyor
allah kımseyı yalnız bırakmasın.yuregınıze saglık...
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
16.4.2011 21:11:09
Dediğim gibi ... Kısa anları anlatmak hep etkilemiştir beni... Siz bu işi çok iyi başarıyorsunuz...
Selamlarımla...
Aysel AKSÜMER
Aysel AKSÜMER, @ayselaksumer
16.4.2011 16:15:43
Hüseyin Bey çok etkileyiciydi öykünüz. Evet duvarlar bazen yalnızlığı bazen de kalabalık ortamların sesini yansıtıyor. Hep duvarlar var arada. Çok güzel yazıyorsunuz ve okumayı seviyorum. Saygılarımı sunuyorum.
incidal
incidal, @incidal
16.4.2011 15:01:50
Yalnızlık zamanımızın dertlerinden ve gittikçe artan bir dert.
Çok güzel işlemişsiniz ve bağlama sadece zevten değil derttende çalınırmış gördük.
Tebrikler ve sevgiler
Eser Akpınar
Eser Akpınar, @eserakpinar
16.4.2011 12:36:25
Giderek daha çok mu çekiliyoruz, yalnızlığın kuytusuna? Sanki... Öyle gibi...

Kutluyorum, Hüseyin Bey...Saygılar, selamlar.
canandemirel
canandemirel, @canandemirel
16.4.2011 10:40:42
Yalnızım. Duvarlar incecik. Ne beni ne de türkümü kimseler duymuyor.


YALNIZLIK ÜZERİNE YAZILMIŞ BİR ÖYKÜ..
VE HAYATI SORGULAMA..DÜŞÜNCELER..
ÇOK BEĞENEREK OKUDUM, TEBRİK EDİYORUM
SEVGİ İLE...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL