2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1223
Okunma

Suskun şehirlerin ardında saklı yaralar/ın/ vardı. Gün görmez gözlerle, ararken aşk’ı; dünlerden kalma zehirli cümleler taşırdın ceplerinde…
Yarınların katili olurdun bilinmeyenlerin içerisinde! Yoktan vâr edilmeye çalışılan bir masalın, kahramanları gibiydin aslında.
Sen her şeyi zora koşarken; inançsız harfler bırakırdın ardına, dönüş yolunu kolay bulabilmek için… Attığın her adımda, ayaklarına çamurlar bulaştı, bütün harflerin kayboldu, ay ışığının özleme döndüğü vakitlerde.
Sesinle hayat verdiğin cümlelere kan oturdu. Menderesler çizdi düşüncelerin, bir bir yitip gittiler, nankör kediler edasıyla…
Eylül geldi dört bir yana! Gök yitirdi mavisini, dağların tepelerini dumanlar sardı, şehrin üzerini bir grilik aldı ve uzaklarda bir yerde döktün içini, yalnız başına…
Sen yitip gittin; bütün kelebekler kozasında kaldı, martılar vapurlara küstü, karadenizi hüzün sardı…
Günler geçtikçe, kömür karasına döndü yüzün, yürüdüğün yollarda med-cezirler oluştu, bir sızı sardı yüreğini…
Öznesiz sevda ağaçları diktin, kimsenin bilmediği arazilere.Tek başlarına büyüyüp, yok olsunlar diye… Ruhundaki yaraya yeni başlangıçlar ekledin…
“Aşk” öldü…
Yankısı sana kaldı…
Ser"can" Saraca......MaviGölge....
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.