2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
938
Okunma
Bizim evin hallerini yazmaya başlarken, sanki hep keyifli gidecek sanmıştım…
Ne çok yanılmışım…
Ben mi kendime çok güvenmişim de, her şeyin üstesinden gelirim sanmışım?
Dostlarım, yine dostlar… Çok sağolsunlar, yine yanımdalar… Da…
Oğlumla öyle problemlerim gündeme geldi ki… Ve aslında bakmayın siz benim genelde keyifli yazdığıma, çoğumuz gibi benim de çoktur üstesinden gelmem gereken problemlerim, ki, genelde problemlerle boğuşma sonucunda, aşılanmış gibi hissettiğimdendi belki de kendimi, aman, biri gelir biri gider, sen sağlam dur Gülgüncüm yeter, deyip de dururdum kendime… De…
Sıkıntılarımı paylaşmayı çok sevmediğimden midir, ki hakikaten sevmem, iki kat canım acır, hatta, sizlerde de olur mu bilmem, katlanırım, çabalarım da, birilerine anlatırken çıplak gözle mi bakarım, bilemiyorum, elimde olmadan kendi halime acırım…
Tutamam işte o anda gözyaşlarımı…
Karşıdan bakanın yerine mi koyarım kendimi, kendi gerçeğimi mi çıplak gözle görürüm, neyse ne de, elimde değil, acırım işte kendi halime, ki, kendime acımayı da sevmem…
Neyse…
Sonuç itibariyle, o çok sevdiğim evimin kalabalıklığını sevmez oldum son günlerde…
Dostlarıma olan sevgimin eksildiğinden değil elbette…
Oğlumla kol kırılır yen içinde kalır durumunu uzun zamandır yaşamayışlığımızdan mıdır, li pek de sevmezdim bu atasözünü ama, doğruymuş zannımca…
Olayı saklamak anlamında sanırdım, sanırım hatam da buradaymış, oysa… Kenetlenmenin sanırım önemini anlatmak içinmiş de, belki de bizler yanlış anladık… Ya da ben, yanlış anlamışım, en azından…
Evimizin görülmesi gerek işleri konusunda, zaman zaman oğlumla hemfikir olsak da, imdada yetişecek, o görevi dostlarımızdan birilerine devredecek, ve de dostlarımızın da seve seve, hatta oğlumun devrederken ki esprileri karşısında kahkahalarla o işleri yapanlar bulundukça, ve ben bu duruma çoğu kez gülerken, bir taraftan da endişelerimi kahkahalarımın arasında boğarken aslında ne kadar sıkıntımı bastırdığımı inanın fark etmemişim…
Küsüştüğümüz oldu zaman zaman oğlumla, tavır koymam gerektiği anlar… Koydum tavrımı tamam da, devam ettirmek bazen biraz zor oldu…
Öncelikle yapım gereği, sonralıkla da dostlar gereği…
Dostlarla gülüşüp eğlenirken, oğula küs olunamaz ki…
Dostların da zaten içi el vermez ki…
Sonuçta, ana-oğul ilişkilerimiz biraz olsun bire bir kalmamıza bağlı oldu ki, hiç zannetmeyin ki, oğluma yamanacak bir anneyimdir ben!
Tam tersidir ki, belki de en büyük endişem, onu hayatta ayakları üzerinde tek başına kalma konusunda yeterince hazırlayıp, hazırlayamamadır ki, dostlarıma ya da dostlarına pas attığı işler beni bu yüzden fazlaca endişelendirmektedirler…
En büyük temennidir ki, ne anne-baba çocuğuna, ne de çocuk anne-babaya muhtaç olsun!...
Olması gereken de budur…
Bunun sağlanması için, gerektiğinde dostların da desteği gerekir…
Bazen, taşları yerine tam anlamıyla oturtmak için ev içindeki bireylerin yalnız kalmaları da gerekir… miş…
Yeni öğrendim…
Geç kalmamışımdır umarım…
Gülgün Karaoğlu
Kasım,12/07
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.