11
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1193
Okunma
Bu gün benim günüm" yattığı yerden gülüseyerek şöyle bir gerindi.Sobayı yakmaya üşeniyordu doğrusu. "Hadi ama ; bu kadar tembellik yeter "diyerek kalkıp giyindi. Pencereden dışarı baktığında ince ince kar yağıyordu.
Dilinde bir şarkı mırıldanmaya başladı.
" İncecikten bir kar yağar"
" Tozar elif elif diye" (Karacaoğlan)
Dila mutlu olmayı dedesinden öğrenmişti." Güzel düşünen güzel görür kızım " derdi. Aslında hayat herzaman toz pembe değildi. Onu renklendiren sevgiler,umutlar ve usulca serpiştirilmiş gözyaşlarıydı...
Dün akşam okumaya başladığı kitabının sayfalarını çevirirken Metin aradı.
" Günün aydın olsun ."
" Sizinde "
" Bayrağı aldım; Okulun kapısına asacağız değil mi ?"
" Bencede en uygun yer."
" Direği olsa dahada güzel olurdu ama..."
" İlerde onuda yaparız ."
" Kaymakam beyi göremedim; başka köye gitmiş."
" Yoğundur tabii."
" Evet .. öyleymiş."
"Ben muhtar baba ile okula gidip eksikleri gözden geçireyim."
" Bir ara uğrarım."
" Tamam görüşürüz o zaman."
" Görüşürüz."
Dila evin işlerini yapmaya koyuldu..
Muhtarlığın yakınında köyün küçücük bir kahvesi vardı.Erkekler fırsat buldukça oraya gider; çay,kahve içip bolca sohbet biraz kağıt,tavla oynarlar
Davud kapıdan içeri girince Mahmut hemen koşarak" hoş gelmişsin ağam" diye karşılayıp boş bir masa gösterdi.Onun yanına sandalye çekip oturanlar oldu.
" Eeee eyimisin bre Davud?"
Elini göğsüne götürüp
" Saaaolun ." dedi.
Hemen çaylar geldi.
Hepsi pür dikkat kesilmiş ona bakıyorlardı.
" Hele yaklaşın ."
" Ne oldiii ağam?"
Etrafına bakınıp sessizce
" Ule bu ogile gelen hocalar ..."
"Heeee ne olmiş?"
" Burinlerini her bir işe sokiiii."
" Dimeee."
" Ben gızlarımı yollamiiim ogile. yuzleri gozleri açıliiir sooona."
" Emme devlet ceza veriiimiş."
" Ne olmiş yaniiii?" Ben bubasıyım işte o gadden."
" Ben yazdiriveeedim.emme."
" Pööhhh..."
Herkes kararsız duygularla birbirlerine bakıyordu.Davud dan birazda çekiniyorlardı doğrusu.
Muhtar içeri girince hemen hepsi sustular.
" Selamün aleyküm."
" Ve aleyküm selam muhtar emmi."
"Hele Mahmut bir çay getirivee oliiim."
" Hee hemen geliii emmim."
İçerisi sigara dumanından göz gözü görmüyordu.
Muhtar çayını içerken
" Gapalı yirlerde ciğara içmek yoh artıkın yassah."
Davud ters ters bakıyordu.
" Nee oliiimiş içisek."
"Cezaaa kesilecek bilimisiniz."
"Her bi şeee cezaaa ne bu emmi?"
"Yetti gaaariiii."
" Töööbeee... töööbeee."
"Dogriii o yassah ... bu yassah."
Muhtar sinirlenmişti ama sakin olmaya çalışıyordu.
" Ciğaralarınızı dışarda içisiniz bundan kelli." Mahmut a seslendi."Hele bi gel oliim."
" Buyur emmi."
" Kaymakam bey bu afişi asın dedi. "
BURADA SİGARA İÇMENİN CEZASI..............T.L LÜTFEN SİGARA İÇMEYİNİZ !
" Ogime yazma bilmeyene bi kez ben diyim de.. sonra garişmem."
Davud kıpkırmızı olmuştu öfkesinden yanındakilere
" Ne diii bu muhtar ne diiii?"
" Öleeemiş ağam."
Adamın ensesine bir şaplak vurdu.
" Sen susss ...garişme ."
Kahvede bir gürültü patırtıdır gidiyordu. Daha sonra herkes dağıldı.
Metin kocaman bayrak almıştı. muhtara uğrayıp birlikte okula gittiler.
"Acaba bunun için direk bulabilir miyiz muhtar baba?"
" Oğlum nasıl birşey olabilir?"
" Yüksek ."
"Cazım a söyleyelim dur hele."
Sınıflara da haritaları astılar. Dila gelince de söylediği yere Atatürk ün tablosunu yerleştirdiler.
" İşlem tamam..."
" Evet ellerinize sağlık ."
İki genç öğretmeni daha çok engeller bekliyordu. Ama okadar azimliydiler ki.Asla hiçbir zorluğa yenilmeyeceklerdi asla....!
NEŞE KIZILYAR
DEVAM EDECEK...