5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2137
Okunma

Aslında doğduğu gün belliydi bir aksaklık olduğu.
Babannesi anasına kız doğurduğu için herhalde hastaneye bir puro sabunu alıp geleceğine,koca bir arap sab
unu alıp getirmişti. Altmışbir’li yıllarda bir kış günü Sivas’ın pek revaçta olan bir hastanesinde minyon tipli,hoş bir kadının ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Kız çocuğunun pek rağbet görmediği bir aileye, sanki çok lazım gibi,fukara doğduğu zaman kara kuru birşeydi birde boynu büküktü bebeğin doğuştan sonra düzelsede hep bükük boyunlu garipti sanki bir işaret gibi..Ama bir kaç ay sonra ’ Ne güzel kız bu ’ dediler. Siyah, kıvırcık saçlı, ceylan gibi bir bebekti artık o.
Anası giydirdi süsledi, insan içine çıkardı. Konu komşu, akraba çatlaya patlaya ’ Aman ne tatlı çocuk bu ’ dediler. Büyüdü... Bakmayan, rahatsız etmeyen adam, kıskanmayan akraba, kadın kız kalmadı. Babası ’ Göz koyarlar başıma sorun olur ’ diye kızcağızı kazandığı koleje de göndermedi. Ne çare dışarıdan okumak zorunda kaldı. Garibin çekti
ği bu kadarla da bitmedi. Her yere erkek kardeşleri ve anasıyla giderdi. Onu tek başına hiç dışarı salmadılar. Fukara bir toplumda yemek yiyemez,sıkılırdı. Kitaplar ışte onlardı dostu arkadaşı... Kemallettin Tuğcu’lar, Ömer Seyfettin’ler okurdu okurdu, hiç bıkmazdı aynı öyküleri, tekrar tekrar aynı hazzı alarak,ve sık sık...
Evde de yüzü gülmedi. Babası dengesiz acımasız,kadın düşmanı denilecek tarzda bir adamdı. Zavallı kız kapıda bacada ağlayan zırlayan birine inandı. Herkesi kendi gibi saf ve masum sanmanın bedelini fena ödedi. Aşk sevgi adına ’ Buna verin beni ’ diye tepindi. Aman Allah’ım o da ne kazın ayağı bir başka türlü... Yemediği tekme sopa kalmadı romantik kızın,sonunda dört çocuğuyla üstüne kadın getirilip sokağa atıldığında onu kıskanan sahiplenen ailesi kimse hiç kimse yanında yoktu.
Sanırsınız kaya kovuğundan çıkmış gibi dünyada yapayalnızdı..İşte orta yerde dumdızlak kalmıştı. İnsan kılıklı şeytanlar nazarla,ferasetle allengeyle edeceklerini etmişlerdi.
Çalıştı süründü büyüttü çocuklarını. Bu arada panik atak mı ne işte ondan olmuştu. Kedilerin,köpeklerin sadece ısırabileceklerini, ama insanların kuru canına bile göz dıkebileceklerini öğrenmesi çok zamanını aldı. Bunun için dünyada bir Elli yıl yaşaması gerekiyordu en azından, oda yaşadı. Yaratıcısı böyle istemişti. Dar günlerinde,ne bir zekat veren nede elini tutan oldu.
Belki yardım etmek isteyenler olmuştu ama, adamlar kadınlarının hışmına uğramaktan korkmuş, el uzatmamışlardı. Suçu eline yüzüne bakılan bir kadın olmaktı sadece.
Kendine sorulsa belki kendini öyle güzelde bulmazdı,ama bu laf bazılarının ağzına pelesenk olmuştu. Zavallı garip epey yol almıştı bu sağ gösterip sol vuran avanak dünyada. Bir zamanlar elli yaşındaklileri çok yaşlı görürdü ya işte ağız kenarları kırışarak oda yaşını başını alıyordu birşey anlamadığı şu dönek dünyada. Sesizliğin içindeki asaletin farkına vardı.
Tası tarağı toplayıp karabasanlarla dolu hayatını geçirdiği İzmir’ den kaçtı.Şirin emin bir ilçesine... Bayındıra... Ama hala bir yerlerden inatla pislik bulaşıyordu. Garibin pazarda poşetini çalarlar,yolda kapkaça uğrar... Hayatın sadesini,en sadesini özledi. Ömrü geldi geçiyordu. Hayır oda verilmedi. Çiçekli bir yamaçtan akan,temiz bir dere karşıda ufak toprak bir ev, topacık bir oğlan,ama sevdiği adamdan... Tarlalarında çalışan yiğidi ile çorbaya kaşık sallamak,safça basitçe... Rabbiyle eşiyle huzur içinde.. Oda fazla geldi ve hayalden öte gidemedi. Kaçtı ölesiye kaçtı insanlardan. Nefreti bıkkınlığı bir kenara bıraktı. Korkmaya başladı. Tonlarcasından, egoistliklerinden zarar vermelerinden, paralarını pullarını en gereksiz yerlere kıvançla harcayıp, o birşey istediği zaman mosmor ve çirkin olmalarından, herşeylerinden korktu. İzmir’in alı gülü menekşesiyle ünlü bu ilçesinin, bilmem hangi mahallesinde, eski tertip dört katlı bir apartmanın ufak odasından birine sindi,oturdu kaldı.
Eveeeeeeeeeet işte insanlar bedenini ve ruhunu ham yapmış, yalayıp yutup sonra orta yaşlı ve bitkin bir kadın olarak onu geri tükürmüşlerdi. Cezasını çekmiş güzelliğinin bedelini ödemişti... Üstelik güzel olması onun suçuda değildi. Ama olsun keyf onların değilmi? Ödetmişlerdi işte...
Allah kullarına fırsat verse diyelimki cennetide size tahsis ettim dese eminimki sadece kendileri girmek ister..Bu bencillik egoistlik ruhundaki kir oldukça kimilerinin ne namazı ne orucu kabul olmıyacaktır...Belgin...