Olumlu ve coşkuluysanız, insanlar sizinle zaman geçirmek ister. jeff keller
Sevgi Salman
Sevgi Salman

RÜZGÂRLA SAVRULANLAR...

Yorum

RÜZGÂRLA SAVRULANLAR...

44

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

4445

Okunma

Okuduğunuz yazı 16.3.2011 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
RÜZGÂRLA SAVRULANLAR...

RÜZGÂRLA SAVRULANLAR...

Biz aynı ağacın dalında, zamansız sararan yapraklardık. Rüzgârın etkisiyle her birimiz farklı yönlere savrulduk…


“Hayat denilen çarka saçının bir telini bile kaptırsan, ne kadar çırpınsan da nafile, o çark bir yarını koparmadan bırakmaz asla.” Derdi rahmetli annem. “O yüzden hep dikkatli olacaksınız, hayatla dalga geçmeye gelmez!” O zamanlar annemin dizine yatar, ablam ve iki ağabeyimle birlikte annemin hayat hakkında anlattıklarını dinlerken, kıkır kıkır gülerdim. “Hayatla dalga geçmek! Ne komik bir cümle. Hayatla dalga geçilir mi hiç?

Bir sabah annemin ağlama sesini bastıran, babamın bağırmalarıyla gözümü açtım. Yatağımdan doğruldum, terliklerimi giyip, gözlerimi ovalayarak seslerin olduğu odaya doğru yürüdükçe, babamın bağırması, ömür boyu kulaklarımda kalacak yerini almıştı.

---Yazıklar olsun Zeynep’e. Yazıklar olsun verdiğim emeklere. Beni çiğnedi geçti. Sana söylüyorum kadın! O kız bir daha bu eve adımını atamaz. Bundan sonra benim Zeynep diye bir kızım yok, öldü. Anlıyor musun öldü artık!

Zavallı annem başında beyaz tülbendi, ayağında uzun, mavili- morlu gülleri olan basma eteğiyle tekli koltuğa büzülmüş, içini çekerek ağlıyordu. Korktum, koşarak annemin kucağına oturup, sarıldım.

---Ablam nerede anne? Ne olmuş ablama?

---Artık senin ablan yok, gitti. Bundan sonra bu evde O’nun adını anmayacaksınız, diye kükredi babam yine. Şimdi daha sıkı sarılıyordum anneme.

Babam niye, niçin bu kadar sinirle bağırıyordu, biraz daha büyüdüğümde anlayacaktım. O günden sonra, liseyi henüz bitirmeden, sevdiği çocukla İstanbul’a kaçan ablamın yüzünü tam yedi yıl sonra, bir akşam kapımızın zili çalınana kadar göremeyecektim.

Zilin çalmasıyla koşarak kapıyı açmaya giderken, babamın; “Gece vakti sen dur, ben açarım” demesiyle duraksadım. Babam hızlı adımlarla gelip, kapıyı açtı. Karşımızda, gözündeki morluğu güneş gözlüğüyle ne kadar gizlemeye çalışsa da bunu başaramayan, sol dudağında yara olan genç bir kadın duruyordu. Bu kadın ablamdı. Ürkek ve çekingen bir halde babamın ellerine sarıldı. O anda babam, ellerini kurtarıp ablamı geriye doğru itti;

---Buraya bir daha gelme demedim mi sana? Sen seçimini yaptın, bizi terk edip gittin. Ne yüzle geliyorsun buraya?

Babam, yanımıza gelen annemin yalvarmalarına aldırmadan kapıyı kapattı. Dışarıdan ablamın hıçkıran sesi geliyordu;

---Ben ettim, siz etmeyin baba. Bir cahillik yaptım, bedelini senelerdir ödüyorum. Her gece dayak yemekten, içkisinden bıktım. Dayanacak takatim kalmadı. Lütfen baba, affedin beni…

Kızını bu kadar severken, gururuna yenik düşmenin verdiği ızdırapla, ablamın sesini duymaya dayanamayan babam, gözyaşlarını bizden gizlemek istercesine yatak odasına girdi ve uzunca bir süre odadan çıkmadı. Baba yüreği bu, kim bilir nasıl fırtınalar esiyordu yüreğinde! Zavallı ablam, yaptığı hatanın bedelini tamamlamak üzere kocasının yanına döndü.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ablamın kaçtığının ikinci yılıydı, büyük ağabeyim o yıl Ankara Üniversitesi Ziraat Mühendisliğini kazanmış ve Ankara’ya gitmişti. Babam O’nu okulun yurduna yerleştirmiş, “derslerine iyi çalış, okulunu bitir” diye de tembihlemişti. Babamda bir gurur, bir gurur sormayın. “Benim oğlum mühendis olacak” diyor, başka bir şey demiyordu. Ertesi yıl askeri darbe oldu. Ne demekse! Herkes onu konuşuyor, konuşulanlardan ben bir şey anlamıyordum. Sorduğumda ise “büyü, o zaman anlarsın” diye geçiştiriyorlardı.

Bir gün ağabeyim Ankara’dan geldi. Tedirginliğini, yaşımın küçük olmasına rağmen görebiliyordum. Günlerce evden dışarıya adım atmadı. O gün, memleketin her yanında kararan bulutlar sanki evimize çöreklenmiş, bir türlü gitmiyorken, zil olanca hızıyla çalmaya başladı. Annem hiç durmaksızın çalan zili, bir an önce durdurmak için kapıya yöneldi. O ara gözüme ağabeyim ilişti. Gözleri korkuyla açılmış, bir yaprak gibi titriyordu. Annemin kapıyı açmasıyla birlikte, içerisi bir anda askerlerle doldu. O küçücük yüreğim, bir şeylerin yolunda gitmediğini söylüyordu bana. Yine çok korkmuştum, annemin eteklerine sarıldım. Nedenini bilmediğim yaşlar, gözümden akıyordu.

---Cahit Aslan burada mı oturuyor? Diye sordu askerlerden biri. Ağabeyim bir adım atarak,

---Benim. Dedi. Askerler ağabeyimi alıp, götürürlerken, annem deli gibi olmuş;

---Oğlumu nereye götürüyorsunuz? Bir şey yapmadı O! Diye bağırıyor, bir yandan da bana;

---Koş babana haber ver hemen! Diyordu. Koştum…Babama haber verdim. Babam bir yerlere gitti, ağabeyimi aramış, akşam eve bitkin bir vaziyette geldi. Sağ-sol davalarına karışmış, ülkesine ihanet etmiş, siyasî tutukluymuş ağabeyim. Tüm bunlar ne demek di? Sağ- sol neydi? Benim ağabeyim birini mi öldürmüştü, ya da hırsızlık mı yapmıştı! Ağabeyimden bir müddet hiç haber alamadık,

Askerlerin ağabeyimi götürmesiyle evimiz büyük bir yas havasına büründü. Annem sabah-akşam ağlıyor, babamın yüzü hiç gülmüyordu. Babam her fırsatta;

---Ben seni Ankara’ya oku, adam ol diye gönderdim, a eşşek oğlan. Ne işin var senin sağla, solla?

Ağabeyim… O günden sonra O’nu işkencelerle dolu bir süreç bekliyordu. Yıllarca gün yüzü görmeden, siyasî tutuklu olarak hapiste yattı. Nihayet yıllar sonra bedeninde ve yüreğinde acı dolu izlerle eve döndü ama oturduğumuz kasabada duramadı. Çorum da kiremit fabrikasına işçi olarak girdi ve bir müddet sonra, aynı fabrikada çalışan bir kızla evlendi. Şimdi fabrikadan aldığı üç beş kuruş maaşla, iki kızını okutma savaşında. Ne sağ kaldı, ne sol.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Küçük ağabeyim Sacit, anneme-babama karşı, her zaman mülayim bir çocuk olmuştur. Ben henüz küçük olduğumdan, babamın o cümleyi her fırsatta tekrarladığını duyardım.

---Sacit mülayim bir çocuk, O bizi hiç üzmez!

Evet, gerçekten de annemi ve babamı hiç üzmedi Sacit ağabeyim. Okumadı, liseyi bitirdikten sonra vakti gelince askere gitti. Askerden dönünce de baba mesleği, ayakkabı tamirciliğine başladı. O zamanlar şimdiki gibi herkesin çifter çifter ayakkabıları yoktu. Ayakkabının kenarı açıldığında, ayakkabıcıya götürüp, ya kenarı diktirilir, ya da yapıştırılırdı. Ağabeyim evden dükkâna, dükkândan eve gider, gelirdi.

Artık ben de büyümüştüm. O yıl liseye başladım. Bir akşam annem ve babam en şık kıyafetlerini giydiler. Salondaki konsolun üzerinde, yeşil çiçekli jiletinle ambalaj yapılmış, bir kutu çikolata duruyordu. Anladım ki, ağabeyime kız isteyeceklerdi.

Kızı vermişler, kısa bir süre sonra nışan, ardından da, ablamın ve Cahit ağabeyimin göremediği düğünleri oldu. Düğünden birkaç ay sonra, “hala” olacağım haberini aldık. Bu haberle birlikte, evimizde bayram havası esmeye başladı. Aylar sonra Sacit ağabeyimin dünyalar tatlısı bir oğlu dünyaya geldi. Her gün sevmeye gidiyordum. Ama günler geçtikçe, bebeğin hareketlerinde, diğer bebeklere göre farklılıklar seziyorduk.

Ağabeyim ve yengem, bebeği bizim kasabadaki doktora götürdüler, doktor şehirdeki hastaneye sevk etmiş. Ertesi gün şehirde yapılan muayene ve tetkiklerin sonucunda, doktorlar bebeğin “otistik” olduğuna karar vermişler. Zavallı ağabeyim ve yengem ellerine geçen her kuruşu, yeğenimin tedavisi için harcıyor ama hiçbir iyileşme gözlenmiyordu. Kara bulutlar hâlâ çatımızın üzerindeydi ve gidecekler gibi görünmüyorlardı.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ben mi? Liseyi bitirdikten sonra, Kayseri Erciyes Üniversitesi, Eğitim Fakültesini kazandım. O yıl annemin yüreği, çektiği evlat acılarını daha fazla kaldıramadı. Yaşadığı bütün çileli hayatı da yanına alarak, bu dünyadan göçüp gitti. O yaşıma kadar bana en ağır gelen acıydı bu. “Ahh be anam, daha öğretmen olduğumu görecektin. Tebessüm etmeyi unutan yüzünü, bir nebze de olsa güldürebilecektim. Ben artık kime “anam” diyeceğim, üzüldüğümde gözyaşlarımı silerken, kim şefkatle sarılacak bana? Kim senin gibi kokacak? Hangi çiçekte bulacağım kokunu anam? Senin yokluğuna daha hazır hissetmezken kendimi, ansızın gitmen oldu mu şimdi?”

Babam da yapayalnız kalmıştı. Yine o yıl babamdan habersiz, yıllarca burnumda tüten ablamı, İstanbul’da arayıp, buldum. Eşi felç geçirmiş, zor yürüyordu. “Artık bakıma muhtaç olduğundan dayak atamıyor” dedi. Yıllar sonra da olsa, sevgiyle ablama sarılmanın mutluluğunu yaşayarak, okulumu bitirdim. İlkokul öğretmeni olarak, Edirne’nin Uzunköprü ilçesinin, Balaban köyüne tayin oldum. Aynı köyde öğretmenlik yaptığımız Kadir’le evlendim. Oldukça yaşlanan ve acılarla yıpranan babamı yanıma aldım. Birlikte yaşayıp, gidiyoruz.

Biz aynı ağacın dalında, zamansız sararan yapraklardık. Rüzgârın etkisiyle her birimiz farklı yönlere savrulduk…

SEVGİ SALMAN…




Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Rüzgârla savrulanlar... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Rüzgârla savrulanlar... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
RÜZGÂRLA SAVRULANLAR... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ahmet Sargın
Ahmet Sargın, @ahmetsargin
26.3.2011 23:42:54
Sevgi Hanım güzel paylaşımınızı beğeni ile okudum
Kutlmak istedim..Başarılarınız artarak devam etsin
BAŞARILARINIZ HEP:
Daim olsun kaleminiz de hiç susmasın inaşallah.
GÜLDESTE
GÜLDESTE, @guldeste
23.3.2011 21:03:01
canımsın gözlerim dolu dolu okudum yazını sanki sanki yaşadım inan kalemin varolsun birtanem minik kuşun kocaman sevgilerini bıraktı sayfana
OZANMERDAN
OZANMERDAN, @ozanmerdan
22.3.2011 21:50:39
Geç okumanın üzüntüsünü yaşadım inanın değerli kalem dostu.Hak ettiği yeri bulmuş dopdolu akıcı bir anlatımdı kutlarım gönül kaleminiz daim olsun saygılarımla
yasem
yasem, @yasem
17.3.2011 22:46:22
tebrik ediyorummharika ve duygu yüklü bir yazı olmuş . sanki okurken bir an yaşıyormuş gibi oldum.kaleminize yüreğinize sağlık..not ilk kez okuyorum yazılarınızı değerli şair dostu bundan sonra takip edeceğim yazılarınızı.saygıyla ve sevgiyle kalınız
ANI
ANI, @ani
17.3.2011 22:25:57
“Hayat denilen çarka saçının bir telini bile kaptırsan, ne kadar çırpınsan da nafile, o çark bir yarını koparmadan bırakmaz asla.”
..........
Biz aynı ağacın dalında, zamansız sararan yapraklardık. Rüzgârın etkisiyle her birimiz farklı yönlere savrulduk…

Kutluyorum Sevgi Hanım, sevgilerimle....
BANU ULUDAĞ
BANU ULUDAĞ, @banuuludag
17.3.2011 22:11:29
Hüzün yağmurları ıslattı günü

Ne güzel bir yazı

Tebriklerimle :)
Alpdoğan Akyüz
Alpdoğan Akyüz, @alpdoganakyuz
17.3.2011 18:42:43
bir dönemin hüzünlü atmosferi içtenlikle ve ustaca yazıya dökülmüş...tabi ki gönülden tebrik ediyorum....sevgiler...
tacettin yıldırım
tacettin yıldırım, @tacettinyildirim
17.3.2011 17:05:47
izmirdeyim...çok yoğundum geç kalmışım bağışla ama kutlamaya yetişdim....hak eden bir yazı....hüzünlüydü kardeş....günler geçiyorda yararak.....yırtarak...kutluyorum saygılar sevgiler
frezya...
frezya..., @frezya---
17.3.2011 15:57:49
insanı evlatlarının üzmesi tarif edilmez bir acı...annenin ölümünü okuyunca içimden bir şeyler koptu...
Eser Akpınar
Eser Akpınar, @eserakpinar
17.3.2011 15:01:01
Hayatın karşısında ne kadar küçük kalıyoruz bazen, değil mi? Ve hayallerimiz. Kendi hayallerimiz, bizim için oluşturulan hayaller.

"Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildir.
Onlar kendini özleyen hayatın oğulları ve kızlarıdır.
Onlar sizin vasıtanızla gelir, ama sizden gelmezler.
Ve sizinle birlikte olmalarına karşın, size ait değildirler.
Siz onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil,"

Kutluyorum Sevgi Hanım. Sevgiler, selamlar.

Sevgi Salman
Sevgi Salman, @sevgisalman
17.3.2011 12:02:06
Yazımı değer verip okuyan bütün dostlarıma ve seçki kuruluna teşekkür ediyor, sevgilerimi gönderiyorum.

İyi ki varsınız, iyi ki buradayım.
Gülayşe DELEN
Gülayşe DELEN, @gulaysedelen
17.3.2011 11:34:25
BEGENİ İLE OKUNAN GÜNE HAK EDEN BİR ÖYKÜ..SEVGİLERİMLE...
ozanali
ozanali, @ozanali
17.3.2011 10:45:13
hak ettiği yeri alan edip yazarımı kutladım
ayşe1
ayşe1, @ayse1
17.3.2011 10:16:16

Biz aynı ağacın dalında, zamansız sararan yapraklardık. Rüzgârın etkisiyle her birimiz farklı yönlere savrulduk…

Gerçak bir yaşam kesidinin, hüzün ırmaklarında ruhlarımızı yıkadığı yazınızı, etkilenerek ve duygulanarak paylaştım.
Tebriklerim ve içten sevgilerimle.
Nermin Kaçar
Nermin Kaçar, @nerminkacar
17.3.2011 10:12:26
Canım ben kaçırmışım öykünü. Aşk olsun dün akşam demedin de bana yazı astım diye. Güzel bir seçim olmuş. Tebrik ediyorum canım benim. Sevgilerimle
DemAN
DemAN, @deman
17.3.2011 09:37:55
Çok güzel bir öykü çünkü; gerçek hayatan. Ve üzüntünün yer yer insanın iç burkutan halleri de vardı.

Güne gelen yazıyı tebrik ediyor, değerli yüreği de selamlıyorum
Mehtap Yıldız
Mehtap Yıldız, @mehtaphumeyraguldalli
17.3.2011 09:29:42
10 puan verdi
(:

söylemiştim...bekliyordum

bazan böyle onikiden vurduğum oluyor tahminlerimde.. ve diyorumki kendime başka bir şieymi dileseymişim diye...(:

ama sizin Nevbahara erişmenizde her şeyin üzerinde ziyadesiyle güzel bir arzu tabi...umarım hep birlikte,cennette inş....

hayırlı olsun Sevgi Hanım...sevgiyle dua üzre kalın...
Râzı.
Râzı., @rzi-
17.3.2011 08:57:38
yazıyı okudum gün bitti benim için
artık geri kalan kısmında hüzün hüzün bakacak akreple yelkovan...
handan akbaş
handan akbaş, @handanakbas
17.3.2011 08:36:44
10 puan verdi
Güne gelen yazına tebrikler arkadaşım, selam ve sevgilerimle.
A.yıldız
A.yıldız, @a-yildiz
17.3.2011 00:28:10
çok güzeldi okurken hüzünlendim..
tebrikler
selamlar.
hyazici58
hyazici58, @hyazici58
17.3.2011 00:12:53
AŞKA AYAK DİRERKEN





Savruldum bir rüzgarla, düşerek beden beden ,
Kamçı yemiş ruhumla geliyorum sana ben !...

Görsen de inanmazdın, gökte yarılan ayı,
Bize vakfedilmiş şey, öğrenmedik vefayı.

Bir gurur geçidinde, kaç zamandır bekledim,
Dağlarına kar yağdı diye çıkıp gelmedim !

Ne kadar benzeşirdi öykülerimiz oysa,
Aynı gün çıkmış gibi, ikimizede yasa.

Neylersin ki akmıyor dereler bir yatağa,
Herkes başını vurur bilinmedik bir dağa !

Suların yasasıdır, akamaz yokuşlara,
Ölürsün baka baka, gelip geçen kuşlara !...

Sağırdır kulakların, çığlık atar sessizlik ,
Çökerken koyaklara, derin bir kimsesizlik !

Yağma olur güllerin, yüz dönmez dağ lalesi,
Kaybedilen bir cengin olurken son hamlesi !

Bunlar hesabedilmez, aşka ayak direrken,
Ölümlerin en zoru, gelir insan gülerken !

Dön de bir bak dağlara, yağan karlar eriyor,
Bahar dallarımız da, yorgunluk gideriyor...

Kışlaklara inmiştik bir yayla türküsüyle,
Herkes başbaşa kaldı sonunda öyküsüyle !...


Bu şiirimle öykünüze katıldım ve yürekten kutladım.Selam,saygı...
UNALAN
UNALAN, @unalan
17.3.2011 00:09:10
Değerli arkadaşım, bu yazına da ikinci ziyaretim, çünkü merakla bekliyordum ve seçkiye değer bulunacağına inanıyordum, bu kalem hiç susmasın, yazılanlar hüzünde olsa biz can dostumuzun değerli şairimizin hep mavide olduğunu biliyoruz, sen hüznü bile o kadar güzel anlatıyorsun ki, her yönüyle takdire şayan, selam ve sevgilerim, Mavide ki Sevgi'ye..
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45), @emineuysal-emine45-
17.3.2011 00:08:58
10 puan verdi
Tebrik ederim canım, yazı çok güzeldi hakettiği yerde.
Aysel AKSÜMER
Aysel AKSÜMER, @ayselaksumer
17.3.2011 00:04:36
Sevgi'ciğim öykün çok güzeldi ve güne gelmesine inan çok sevindim. Tebrik ederim. Sevgilerimle..
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
17.3.2011 00:03:16
10 puan verdi
Tahmin etmiştim:) Bugün iki seçkiyi de tahmin etmiştim. Kutluyorum.
Başarılar ve sevgiler.
hicbitmez
hicbitmez, @hicbitmez
16.3.2011 21:37:31
10 puan verdi
Yine cok etkileyici hayatin icinden bir yaziydi begeniyle okudum.

Yüregine saglik
Sonsuz sevgimle
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45), @emineuysal-emine45-
16.3.2011 18:38:20
10 puan verdi
Biz aynı ağacın dalında, zamansız sararan yapraklardık. Rüzgârın etkisiyle her birimiz farklı yönlere savrulduk…

Canım benim, hep zamansız sararmaz mı yapraklar, mutluluk beklerken hüzün ekilmez mi yüreklere? Çok güzel bir anlatım, akıcı ve yormayan. Okuyanı içine çeken bir kalem.

Tebrikler arkadaşım, yürek dolusu tebrikler...

sevgimle.
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
16.3.2011 18:36:01
Acıyada tat vermek usta işidir...
Siz bu yazınrızda onu yapmışsınız...
Saygılarımla....
Mehtap Yıldız
Mehtap Yıldız, @mehtaphumeyraguldalli
16.3.2011 18:10:09
10 puan verdi


yüreğin nevbahara erişsin...sevdiklerinle

günün yazısı büyük ihtimal...

tebriklerimle



selam dua...
Aysel AKSÜMER
Aysel AKSÜMER, @ayselaksumer
16.3.2011 16:21:57
Sevgi'ciğim yine harikalar yaratmışsın. Harika bir öykü ve güzel bir anlatım. Kutluyorum canım. Sevgilerimle..
UNALAN
UNALAN, @unalan
16.3.2011 16:00:55
Öncelikle şunu söyleyeyim değerli yazarım, sanki ben bu öyküyü bir yerlerden biliyorum, nereden mi biliyorum? Nasıl bilmem ki, hayatın ta kendisi ve öyle güzel kaleme alınmış ki, eminim okuyan herkes kendinden, ya da en azından çevresinden, akrabalarından, dostlarından bir şeyler bulacaktır.
Şimdi affına sığınarak öykü içindeki hayat gerçeğini bölüm bölüm irdelemek istiyorum;

Abla;
Benzeri babamla ablam arasında yaşandı, ablam hiç bir zaman mutsuz olmadı, baba evine de dönmedi, ama babam onaylamadığı, hatta nikaha bile gelmediği bu evlilikte torunu olunca, bizleri ve ablamı kırmayarak onu affetti, öyküdeki baba kız ilişkisi bizim yaşadığımıza göre farklı gelişmiş ama ne olursa olsun, bir babanın evladını silip atması doğru değil, sonuçtada zaten hem evladına acı çektirmiş hem de kendisi acı çekmiş, kısacası büyükler affedici olmalıdır.

Büyük ağabey; işte bu da ben, yani babamla benim yaşadıklarımız, öyküdekine göre yine hafif atlattığımız bir hayat gerçeği, 1980 ihtilalinde büyük ağabeyin yaşadıklarına benzer şeyleri tutukluluk olayı hariç ben de yaşadım, aynı kelimeleri ben de duydum babamdan, benim şansım tutuklanmamaktı, ama babamla aylarca dargın kaldık, evet artık ne sağ kaldı ne de sol ama halen sol yanım acıyor.

Küçük ağabey; bu konuda ben dahil, sana hiç kimsenin bir şey söylemeye ve yorum yapmaya hiç hakkı yok, çünkü evlat acısının ne demek olduğunu en iyi sen bilirsin, halen mavideysen, bu senin güçlü kişiliğinden ve ne kadar acı çekersen çek etrafındakilere acı çektirmeme özelliğindendir.

İşte böyle arkadaşım, kalemin o kadar güçlüki yazılarını hayranlıkla okuyorum ve her yazdığın yazıda hayat gerçeğini buluyorum, şimdi can dostumun bu acı ama güzel öyküsünü yazdığım dizelerle ödüllendirmek istiyorum. Gerisi seçki kuruluna kalmış, sevgilerimle.

Hayatın gerçeğini anlatmış bize mavi
Bu yıkık hayatları kimler yaşamadı ki
Bakmayı bilmek gerek şu hayata masmavi.
Yanlışı yıkmak gerek, o kadar doğru var ki.

MEHMET FİKRET ÜNALAN


UNALAN tarafından 3/16/2011 4:01:53 PM zamanında düzenlenmiştir.
canandemirel
canandemirel, @canandemirel
16.3.2011 10:12:03
hayatın getirdikleri ve gerçekler
çok severek okudum..tebrik ediyorum, sevgiler..
handan akbaş
handan akbaş, @handanakbas
16.3.2011 08:34:05
10 puan verdi
Sevgi'ciğim, yaşanmışlıkları konu alan, hayatın içinden olabilecekleri öykü diliyle öyle güzel satılara dökmüşsün ki, okurken etkilenmemek elde değil.Nice ailelerin yaşadığı, dramatize hayatlar...
Kalemin, anlatımın çok güçlü, tebrikler arkadaşım, selam ve sevgiler .
Toynak
Toynak, @toynak
16.3.2011 08:24:14
7 puan verdi
sEN ÖYKÜYÜ GÜZEL YAZIYORSUN DOSTUM.
bizim oralarda bir halk türküsü vardır.derlerki;" o bizim yaylalarda keçiler bağırmaz mı/biz altı kardeş idik anamız çağırmaz mı"çıl yavrusu gibi hayatıne dağılmış kardeşlerin yıllar sonra yeniden buluşması..yaşadıkları,çektikleri zor şeyler tabii.hayat daima bildiğini okuyorBizim insanımızın hayatı roman olur...Anadolu topraklarında heba olmuş nice sevgi yürekliler vardır isimsiz adsız yitip gitmeişlerdir...

etkileyici bir bir öykü ama yazı dili de çok güzel...kendi adıma çok beğendim dostum...sevgiler saygılar
Albayraklım
Albayraklım, @albayraklim
16.3.2011 08:07:48
Tebrikler her satırını ibretle okudum kurgu harika yani hepsi çok güzel yazan yüreğe saygılar
Selamettin PULAT
Selamettin PULAT, @selamettinpulat
16.3.2011 01:46:07
9 puan verdi


Biz aynı ağacın dalında, zamansız sararan yapraklardık. Rüzgârın etkisiyle her birimiz farklı yönlere savrulduk…

....Bu cümlelerin bir adı da " YAPRAK DÖKÜMÜ " dediğimiz olayın ta kendisi değil mi?
....Ben oldum olası nesir yazıları bir solukta okuyamam. Ancak, yazınızın anlamı, duygusu ve akıcılığı o kadar hoştu ki bir solukta okuyuverdim. Okuyuverdim de, okurken yazınızdaki duygu ve hüznü de birlikte yaşadım. Yaşadıklarınız ve yazdıklarınız çevremizde o kadar sıkça yaşanıyor ki. Ah bu yanlışlıklar olmasa da bu acılar yaşanmasa diyoruz ama olmuyor işte.
...Bu anlamlı ve anlatımı güzel yazınız için kutluyor, geçmişte yaşanan bu acıların bir daha asla ve asla yaşamamanızı diliyorum.
... Sağlık ve esenlikle kalın.
hüzünkiz
hüzünkiz, @huzunkiz
16.3.2011 01:42:39
Hayata dair anlamli bir yazi okudum..kaleminize yüreginize saglik...Sevgi ve Saygiyla..HüZüNKiZ..
Yükselenyıldız
Yükselenyıldız, @yukselenyildiz
16.3.2011 01:38:41
Hayatı değişik olan var mı ki?
Hepimiz bu konuda aynı kaderi paylaşmıyor muyuz?

Mükemmeldi.
Paylaşım için teşekkürler, saygı öncelikli sevgiler.
su_misali(Gülhun Ertilav)
su_misali(Gülhun Ertilav), @su-misali-gulhunertilav-
16.3.2011 01:37:23
10 puan verdi

film gibi canladın gözümde birer birer her sahne

kurgu olması için temenni ettim

çok güzel bir anlatımdı hayattan kareler

kutlarım arkadaşımı

sevgilerimle


Silence
Silence, @silence
16.3.2011 01:06:15
10 puan verdi
İçimizde düğüm düğüm olan,içimize boğum boğum oturan yaşan(ama)mışlıklar yordu bizi...

Tebrikler...
Hüseyin Akdemir
Hüseyin Akdemir, @huseyinakdemir
16.3.2011 01:05:02
Ne kadar çok hayatlar var birbirlerine benzeyen.
Yeniden buluşmak sararmış renklerle de olsa yine de güzel.
Tebrikler Sevgi Hanım
Saygı ve Sevgiyle kalın...
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
16.3.2011 00:37:47
10 puan verdi
İçimden geldiğince, doya doya çok güzel diye bağırıyorum buradan :)
Hiç sıkmıyorsun insanı. Karşında biri anlatıyormuş gibi yumuşak ve samimi cümlelerin. Elbette bunlar bana göre böyle...
Yazma aşkın hiç tükenmesin...
Sevgiyle kal.
incidal
incidal, @incidal
16.3.2011 00:17:55
Ağlamalarım hep gecedir benim, sanki birileri ağladığımı görürse güçsüz diyeceklermiş gibi gelir.Neden kendimi güçlü göstermeye çalıştığımsa ayrı konu.Şimdi kendimi unuttum okuduğum yazıya ve hayatlara ağlıyorum.Oysa güç hayata tutunmakmış.
Allah size mutluluklar versin.
Sevgilerimle...
Mehtap ALTAN
Mehtap ALTAN, @mehtapaltan
16.3.2011 00:15:51
10 puan verdi
Zamansız sararsa da bazı yapraklar savuran rüzgarın topralayan esişinde derlenir ruhlarımız...

Tebrikler...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL