Hatalarımı düzelten kimse uşağım bile olsa efendim olur. -- goethe
frezya...
frezya...
@frezya---

Kardan Taşlar

8 Mart 2011 Salı
Yorum

Kardan Taşlar

4

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1541

Okunma

Kardan Taşlar



Gün yüzünü geceye dönmüş, nöbeti devretmeye hazırlanıyordu. Ufuktaki kızıllık sönmeye başladığında gözleri daldı kadının. Uzaklar buğulu camın arkasında göz kırpıyordu. Kadının hafızası daha da uzaklara gitti, hatıralar yırtıldı ve bir sahne canlandı gözlerinin önünde. Camın buğusu gözlerine değdi usulca.

Derin bir nefes çekti, bir müddet tuttuktan sonra sigara dumanı üfler gibi üfledi soluğunu. Havaya kattığı nefesin dili olsaydı zehri andıran bir tadı tarif ederdi herhalde.
-keşke dedi sustu…

Birkaç saniye sonra cümlesini tamamladı fısıltı halinde:
-keşke keşkeler imiz olmasaydı.

Acı bir gülümseme oturdu ağlamaya hazır dudaklarına. Bu temennisi bile keşkelerin insan hayatının olmazsa olmazlarından olduğunu haykırıyordu kabullenmiş bir isyanla birlikte.

Yıllar öncesine gitti, bir hastane odasına. Hüzün ve umutsuzluk kokusunun ilaç kokusuna karıştığı bir oda. Köşede bir yatak, yanında komodin, iki sandalye , bir masa ve iki kişilik bir koltuktan ibaretti odanın eşyaları. Bembeyaz çarşaflar içinde 55-60 yaşlarında bir kadın yatıyordu. Çarşaflar kadar renksiz bir yüz ve o yüze renk veren bitkin, bıkkın ama illa sabırlı bakışların mesken tuttuğu küçük kahverengi gözler. Ve gözlerin derinliklerinde can çekişen yaşama sevinci.

-bugün daha iyi görünüyorsun anne

Dedi ve hasta kadının elini tuttu. Sustular, konuşacak bir şey olmadığından mı konuşmaya cesaretleri olmadığından mı bilemedi genç kadın.

Cep telefonunun sesi bozdu sessizliği, arayan tok bir erkek sesiydi:

-rahatsız ettim Şeyma, nasılsın, annen nasıl?

-teşekkür ederim Celal bey, bugün daha iyi, o iyi olunca ben de iyi oluyorum

-önemli olmasa aramazdım…

Yutkundu telefondaki ses, bir iki saniye sonra:

-Erzurum’da ki anlaşmada bir pürüz çıkmış sadece sen halledebilirsin biletin alındı bu akşam gitmen lazım

-ama nasıl olur efendim biliyorsunuz anneme refakat ediyorum

-biliyorum Şeyma ama başkasını gönderemem sen gitmelisin yarın akşam buradasın

-lütfen Celal Bey Arzu hanım gitse olma…

Sözünü kesti tok sesli patron:

-Arzu Hanım burada değil, konu kapanmıştır sana iyi yolculuklar.

İyi günler diyebildi genç kadın, hayal kırıklığının gölgesinde titreyen sesiyle.

Annesinin elini tuttu yine, gözlerine hücum eden yaşları zaptetmekte zorlanıyordu ama ağlamamalıydı, ağlarsa annesi daha çok üzülürdü.

-gitmem lazım anne yarın akşam buradayım.



Erzurum’da kar yağıyordu. Otelin lobisinde lapa lapa yağan karı seyrederken çocukluğunu düşündü. Ne kadar çok severdi kar yağan kış günlerini. Havada uçuşan her tane bambaşka şekillere bürünürdü hayalinde. Kah peri kızı olurlardı ellerinde sihirli değnekleriyle, kah kırmızı balonlar, kah rengarenk şekerlemeler. Elleri dua eder gibi açık, başı havada döner dururdu yakalamak için kar tanelerini. Huşu içinde dönen semazenler misali.

Bu huşulu dönüşü annesinin biraz kızgın, biraz kaygılı ama sevgi dolu sesi bozardı:

-Şeymaaa hadi gel artık çok üşüdün.

Lobi kalabalıktı cıvıl cıvıldı insanlar. Şeyma üzgün, sinirli bir şekilde kahvesini yudumluyordu. İlk defa karın yağması sevindirmemişti onu. Küçük bir kızken çeşitli şekillere bürünen o sihirli tanecikler şimdi kocaman bir taş oluyor ve düştüğü her yerden beynini uğuldatan sesler çıkarıyordu

Pat pat pat pat pat…

En çok yüreğini acıtıyordu, yüreğini eziyordu kardan taşlar…

Hava muhalefeti nedeniyle uçak seferleri iptal edilmişti. Dönmeyi düşündüğü gün dönemedi İstanbul’a. İki gün sonra kalkabildi uçaklar.

Annesinin yoğun bakıma kaldırıldığını söylememişlerdi. Uçaktan iner inmez hastanede aldı soluğu. Yoğun bakımın önünde dondu kaldı. Karda yağmıyordu ama yüreğine kocaman taşlar dokunuyor, ruhunun duvarlarını yıkıyordu sesler…

Hastanın yemeğini götüren hemşireye rica etti:

-yemeğini ben yedirebilir miyim?

Bıraktığı gibi bulamadı hasta kadını. Bir bebek gibi bezlemişlerdi.. En çok elleri değişmişti annesinin. O kuru elleri gitmiş yerine şişmiş kocaman eller gelmişti.

Bu eller değildi saçlarını ören, elini okşayan, yemek yapan, yufka açan. Eskiler yerini yenilere bırakmıştı yine, eskilerin yenilere direnme hakkı yoktu ki.
Bilinci gidip geliyordu.

Bir ara annesi konuştu:

-babana söyle beni eve götürsün, bunlar hep ajan kötülük yapıyorlar bana.

Ne eve gidebildi hasta kadın ne de o ajanların kim olduğunu söyleyebildi...

Şeyma’nın annesine yedirdiği son yemek oldu bu ve son görüşü…



İyice solan gün kızıllığını siyaha bürüdü. Kadının buğulanan gözleri isyan ediyordu artık, yanakları o isyan meşalesiyle ıslandı.

“keşke” dedi titreyen sesiyle:

-keşke sana biraz daha hizmet edebilseydim
- keşke hastane odasında da olsa, ilaç kokusuna karışmış olsa da anne kokusunu biraz daha içime çekseydim
- keşke seni bırakıp gitmeseydim anne
-keşke çok istediğim halde asla söyleyemediğim o iki kelimeyi gözlerine bakarak söyleseydim…

Sustu ama yüreği avaz avaz bağırıyordu

“seni seviyorum, çok seviyorum anne


Perdeyi çekti, karanlığı görmek istemiyordu. İçindeki karanlığın perdesini çok aramasına rağmen bulamamıştı henüz.

Başka keşkeler doğurmadan pişmanlığın rahmi, karanlığın perdesine gebe kalmalıydı zaman.




Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Kardan taşlar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kardan taşlar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kardan Taşlar yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ahmet Ayaz
Ahmet Ayaz, @ahmetayaz
3.5.2011 14:29:58
Kaleminize sağlık
incidal
incidal, @incidal
8.3.2011 15:55:00
Okurken hüznü yaşatan bir kalem.
Bazen isteklerimiz dışında akıp gidebiliyor yaşam.
Tebrikler ve selamlar
necirvan-1
necirvan-1, @necirvan-1
8.3.2011 15:08:58
tek kelimeyle süper.....
kimimizin keşkeleri olmadı ki hayatta....
yurdu cennet olsun allah rahmet etsin....
sevgiyle...
asran
asran, @asran
8.3.2011 14:10:17

Yazım diliniz yüzünden olmalı, çok etkilendim. Adım adım yürüttü hastane koridorunu hastanın başında dua ettim tüm şifa bekleyenlere.

Tebrik ediyorum ama daha ziyade teşekkür ediyorum zarif sunum ve zerafetle olayları ele alışınızı. Sevgi ve selamlarımla...
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.