18
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1653
Okunma
Dila nın içi içine sığmıyor, yüreği kıpır kıpırdı.Çayını alelacele içerken bir iki lokma ekmek atıverdi ağzına.
" Yavrum bu ne halin ? iyicene doyursana karnını."
"Annem içim almıyor ; acıkırsam söz birşeyler yerim orada."
Bugün onun için çok önemliydi;öğretmen atamaları yapılacaktı."Allah’ ım sen bilirsin ne olur herşeyin hayırlısını ver" diyordu içinden.Bir yandan hazırlanırken diğer taraftan arkadaşını arıyordu telefonla.
"Ben şimdi çıkıyorum; görüşürüz."
Anne ve babasına sarılıp öperken çocuk gibi gözleri dolu doluydu.
" Benim için dua edin; sizleri çok seviyorum."
" Biz de seni kızım ne olursa olsun moralini yüksek tut anlaştık mı?"
"Tamam canlarım; hoşçakalın."
"Güle güle yavrum kendine dikkat et ; sonucu öğrenince bizi hemen ara emi?"
"Mutlaka, merak etmeyin beni."
Kadıncağız pencereden el sallarken kızının arkasından aklına ne gelirse okuyup üflüyordu durmadan.
Dila kalabalıktan belediye otobüsüne zorlukla binebilmiş ; neyseki tutunacak bir yer bulmuştu.
Muavin " arkalara ilerleyelim lütfen " diye uyardı. Bir minik huysuzlanıp ağlarken, kimi
si elinde gazete okuyor kimi cep telefonunla bağıra bağıra konuşuyordu farkında olmadan.
Seneler nasıl da geçmiş mezun oluvermişti.Belki acı günleri,üzüldüğü zamanlar vardı; ama... tatlı anılar kalmıştı hep aklında.öğretmenleri...arkadaşları hayalleri... umutları...mutluluk sepetine doldurmuştu kendince.
Durağa gelince düğmeye bastı.İnerken onu bekleyen arkadaşını görünce tatlı bir gülümseme yayıldı yüzüne.
"Günaydın "
"Günaydın ; bu gece hiç uyuyamadım heyecandan biliyor musun ."
"Ben de."
Konuşa konuşa binanın önüne gelince güvenlik kontrolünden sonra içeri gidiler.Salon oldukça kalabalıktı.Diger arkadaşlarını aradı gözleri .arka sıralarda Ahmet i görünce sevinçle el salladı Işıklar yanmış; yetkili kişiler tek tek yerlerini almaya başlamıştı.Gürültüden kimse kimseyi duyamıyordu veee......
"Arkadaşlar ! lütfen sessiz olalım!" uyarısı.
Milli eğitim bakanı kısa bir konuşma yaptıktan sonra ; arkasından diğer yetkililer söz aldı.
" Hepinize hayırlı uğurlu olsun " Bilgisayardan şifre girildi ve o anda tuşa basıldı.
Salonda ise nefesler tutulmuş; çıt yoktu.
Gözler ekranda tayini çıkanların kimi ağlıyor; kimi yanındakine sevinçle sarılıyordu.Dila arkadaşının elini tutmuş sırasını beklerken kalbi duracak gibiydi.
"Dila Gözde"
Doğuda küçük bir köye atanmıştı;arkadaşının tayini ise Ege de bir kasabaya çıkmıştı.
Kendini toparlar toparlamaz birden aklına evi geldi; hemen telefonla anne babasını aradı.
Biraz buruktu ama söz vermişti ya nerede olursa olsun görevini yapacaktı.
" Anneciğim belli oldu."
" Neresi ?"
".........???" biraz yutkundu.Doğu da şirin bir köy" diyebildi.
"....!!! Hayırlısı olsun kızım."
Kadıncağız kocasına döndü Meraklı gözlerle bakıyordu ona.
" Belli olmuş uzak...ama...ne yapalım...
"Benim kızıma her yer yakındır.
" İnşallah bey"
Bir düşüncedir almıştı.oralara kız başına nasıl gidecekti ? Aslında hasretlik şimdiden içini kavurmaya başlamıştı.
Dila arkadaşlarıyla çay bahçesinde oturup kısa bir sohbetten sonra haberleşelim diye ayrılırken hepsi yeni bir kapıyı açmak üzereydiler artık.
Akşam eve döndüğünde anne babası ve erkek kardeşiyle günün kritiğini yaparken bir yandan da gideceği yeri inceliyorlardı.
"Abla bak Karasu Irmağının yakınında."
" Evet...."
" Kışın çok soğuk olurmuş oraları ;kalın birşeyler koymalı yanına,burası gibi değil iklimi."
" Doğru bazanın altındada bir battaniye var onu yanına verelim kızım.
" Bence hep beraber gidip bir ev tutalım , yerleştirelim seni de öyle bırakalım"
"Yarın iyice bir liste yapalım neler alınacak , neler yapılacak."
" Hadi bakalım herkes yatağa ;sabah ola hayır ola."
Dila nın yüreği hüzünle karışık adını koyamadığı duygularla dopdoluydu; ilk kez ailesinden ayrı kalacaktı.
Günleri bir koşturmacadır geçiyor,herşey hazırlanmış ertesi gün de yola çıktılar.Ev tutup yerleştirecekler; okullar başlamadan ise tek başına dönecekti köye.
Uzun bir yolculuk başlamıştı... mola ..sohbet.. derken uykuya yenik düşen başını anneciğinin omuzuna dayamış ; gözleri kapanmıştı.
Sabaha karşı güneşin ışıkları yüzüne vururken tatlı tatlı gülümsedi; bu kez annesi başını ona dayamıştı.
Şimdi bozuk yollardan geçiyorlar ; tabiat değişmiş, dağlar koyu renkti; kavak ağaçları yol boyunca sıralanmıştı.
Muavin tek tek dolaşıp" Ne içersiniz?" diye soruyordu.
" Çay lütfen." Ağzı kurumuştu.
Annesi dün yaptığı poğaçaları çıkarıp uzattığında hepsi iştahla yemeğe başladılar.
Öğlene doğru köye yaklaşmak üzereydiler ;ama indikten sonra yarım saatlik minibüs yolculuğu daha olacaktı .
Muavin valizleri çıkarıp verirken " iyi günler " diyerek tam otobüse biniyordu ki..
Dilanın babası hemen seslendi ..
" Köye minibüsler nereden kalkıyor ?"
" Sol taraftaki kahvenin önünden sorsanız hemen gösterirler saat başı kalkar."
" "Teşekkürler; iyi çalışmalar."
Sol tarafa doğru ağır ağır yürümeye başladılar.Bir hayli yorgun,ve uykusuz oldukları her hallerinden belli oluyordu.Kahvenin önüne geldiklerinde , Birkaç köylü masada oturmuş konuşurken onlaı görünce gülümsüyerek
"Hoş gelmişsiniz ."
"Sağolun acaba ...Köy e minibüs ne zaman kalkar?"
" On dakika sonra gelir; buyrun,bekleyin" diye yer açtılar.
O arada hemen çay ikram ettiler ; öyle içten sıcakkanlıydılar ki..
Minibüs gelince köylülere teşekkür edip ayrıldılar. Şimdi yol tepelere doğru çıkıyor ve çok taşlıktı.Dila nın aklına bir şarkı geldi ;kendini tutmasa sesle söyleyecekti.
Orda bir köy var uzakta
O köy bizim köyümüzdür
Gitmesek te ,görmesek te
O köy bizim köyümüzdür.
NEŞE KIZILYAR
DEVAM EDECEK...