Hatalarımı düzelten kimse uşağım bile olsa efendim olur. -- goethe
AŞKIN COĞRAFYASI
AŞKIN COĞRAFYASI
@askincografyasi

BUNALIM EDEBİYATI

31 Aralık 2010 Cuma
Yorum

BUNALIM EDEBİYATI

13

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

2937

Okunma

BUNALIM EDEBİYATI

BUNALIM EDEBİYATI


Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Bunalım edebiyatı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bunalım edebiyatı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BUNALIM EDEBİYATI yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
1.1.2011 23:56:51
Okuyup bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Çok teşekkür ederim, bir kaç bir şey öğrendim de...Ama o kadar akademik bir dil kullandınız ki şahsen bazı yerleri iki kere okumak zorunda kaldım. Yabancı dillerin dilimize ne kadar hakim olduğunu farkettim bir de...
Bunalım edebiyatı...Bence edebiyat bunalımdan doğmuştur...

Kutluyorum emeğinizi. Saygılarımla.
Göktürkmen
Göktürkmen, @gokturkmen
1.1.2011 15:46:56
Öncelikle yazı/seçkiyi ve değerli dostumuzu kutlayarak başlayalım. Akabinde yeniyılınızı da kutladığımı belirtiyorum.

Yazı konusunda ise şunları yazabiliyorum. Yazıdaki tespitler son ve somutlaştırılmış derecede doğru, bunalım ve Edebiyat zıtlaştırılmasından oluşturulmuş bir sentezle ve isim başlığı olarak konulmuş olan "Bunalım Edebiyatı" tezinizdeki bunalım ve buna yönelik çırpınmalar-ağlamaların, sadist sınırda (kendine ve karşısındakine acı duyumsatan ve bundan adeta zevk almayı edebiyat bilen) kavramlarla nitelenen ve buna yönelik aşk yanılsamasına varan yazım türünden fazlaca anlamadığım, bu türden kavramlar olması nedeniyle, duygu yoğunluktan ziyade akli yaklaşmayı doğru buluyorum.

Bu noktadan devamla, yapılan, bunalımdan çıkış önerilerini ise hem yetersiz, hem de yer yer ve yanlışı çoklukta bulduğumuzu söylemekle kıfayet ediyorum.

Bu tür Edebiyatın veya genel anlamda bir Edebiyatın, yazıcılık ve zamaneliğine kaynaklık edecek türde belgecilik olarak nitelenip, şimdiki ve ileriki zamanlara da kaynaklık edebilir olmasının önemi dikkate alınmamış.

Edebiyatın ürünlerini verir olan, her alt başlıkta (şiir/nesir gibi), yazıcı; eylemiyle başta öznel, sonra da olabildiğince nenel bir şekilde toplumsal bir tasvir yapar.

Buna farkında olarak veya olmayarak, mecburdur !

Mecburiyet yaşadıklarından yola çıkarak, edebi ürün olarak yine edebi düşün ve duyum psikozunun verilerini okuyana yansıtabildiği ölçüde başarılı bulunur. Çizilen sahne veya bulunulan konum, bireyin iç ve dış çelişkileri sonucu yaşadığı halet-i ruhiyeyi ve genel durumun yazımıdır.

Bunu yazarken edebiyatçı/yazıcı, kendince, ister öznel ve bireysel, isterse nesnel ve bir şekilde toplumsal tasvirler yaparken, sebep ve sonuç illiyetini sorgular, sorgulamak düz bir mantıkla yapılabileceği gibi, çok fazla kullanmadığımız ve bilmediğimiz, değerli bulmadığımız diyelektik bir dizgeleme mantığı ile de denenmiş olabilir. Düz mantıkla yapılanın genelde durağan veya statik, işte o hep şikayet ettiğimiz Bunalım Edebiyatı olarak yapılmış olanınında düz, sabitleyici bir sevimsizliği vardır.

Yazı böyle bir durağanlığı ve sabitleyiciliği kırmayı çok fazlaca düşünmekte ama önemsememektedir. İlginç olan, bu bunalımın temel kaynakları diyebileceğimiz ve bir çok yorumcu tarafından övgüyle nitelenmiş bulunan ama bunalımın temel kaynağı olan kavramsal argümanları daha güçlendirerek, buna daha giriftleşerek; bunalımdan çıkılabileceğini de öngörebilmektedir.

Bireysel bunalımın, toplumsal bunalım olması kaçınılmazlığı akıl yürütmesiyle; bunalımın sebeplerine ekonomik bakıp, sınıfsal bakmamak gibi benzetebileceğimiz bir eksik görü ve çözüm önerilerini, yazıda ve yorumcu çözümlemelerinde rahatlıkla görebiliyoruz. Hem yazan da, hem yorumlayan çoğunluğunda yani...

Fazlaca uzun yazıp, sıkıcı olmamak adına, konuyu burada bırakıyorum. Kalite ve kantite kavramının düşüklüğü ve yoğunluğuyla, buna paralel emek veya özgün emek edebiyatı tamlaması ile sürdürdüğüm yorum katkımı, sosyal ve bireysel geriye götürücü ilericilikten, ayrı düşünmememiz gerektiği soyutlama tamlaması ile sonlandırıyorum

Esenlikler dilerim.




Göktürkmen tarafından 1/2/2011 1:25:20 PM zamanında düzenlenmiştir.
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45), @emineuysal-emine45-
1.1.2011 14:49:40
Yazar, yazdıklarında sonuna kadar haklıdır. Okuyup araştırmadan salt edebiyat yapmak bizleri kısır döndü içinde döndürmekten başka bir şey değildir. Her gün daha iyiyi ve daha güzeli bulmak için araştırmalı ve okumalıyız.
Kutlarım günün yazarını... saygımla...
Mehtap ALTAN
Mehtap ALTAN, @mehtapaltan
1.1.2011 11:10:56
Okumadıkça yaşamın içindeki manaları kendi ellerimizle kısırlaştıran bir topluma dönüşeceğimizi bile bile bu sonu hazırlıyoruz...

Yaradılışın da geleceğin de sonsuzluğunda sırrı okuyarak usumuza kattığımız güçte aslında ama...

Çok değerli bir yazıydı kutlaıdm...
hyazici58
hyazici58, @hyazici58
1.1.2011 10:26:57
Güne düşmesine sevindim ve yenişden Kutladım Sevgili Hocam..Selam,saygı...
Neva Ney
Neva Ney, @neva-ney
1.1.2011 09:52:45
Stres, çağımızın en önemli sorunu olmasa bile ilk sıralarda olduğu su götürmez gerçek.
hızla yayılan bu hastalığın nedenlerini az çok hepimiz biliyoruz, bunları anlatmama gerek yok sanırım.

Bu hastalığın tinsel, fiziksel etkilerine değinmek istiyorum kısaca hatta dilerseniz uzmanından dinleyelim: "Stres günümüzün en büyük hastalıklarından biridr"

"Stresli bir olay yaşadığınızda vücudunuz bir seri değşiklik hisseder. Bu değişikliklere stres tepkisi denir ve üç evreyde incelenir

1- ALARM TEPKİSİ ( bu evrede daha çok bedensel tepkiler görülür)
2- DİRENÇ EVRESİ (yorgun ve baskı altında hissederiz kendimizi, unutkanlık kaygı vs. belirtiler)
3-TÜKENME EVRESİ"( uykusuzluk, kişilik değşiklikleri,yargılama hataları vs.)"

Değerli şair yazar arkadaşım bizim heybemizde bunlar var; stres var ne yazık ki.
Ne diyor şair: " Kusura bakma sevgilim, heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok"
Heybemizde yazdıklarınıza yakışacak güzel şeyler yok. (istisnalar kâideyi bozmaz)

Güzel insan Yılmaz Güney'in dediği gibi: " Biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasını lakin aç idik yedik karanfilin parasını."

Bizde bilirdik güzel şeyler yazmayı lakin tükettiler güzellikleri.

saygı ile .



İlyada odyssiea tarafından 1/2/2011 12:59:06 AM zamanında düzenlenmiştir.
hüzün şairi
hüzün şairi, @huzunsairi7
1.1.2011 09:43:25
Bunalım edebiyatından kurtulmak?

Nedeni ne ve nasıl?

Bu tarz yazıtlar yazan kişinin hayatı ve etrafında olup bitenlerden kaynaklanan bir olgudur.Burada ondan kurtulmak adına çok okunsada bir nevi kendini kandırmak olmayacak mı?

Bu tarz eserleri olan insanlar her şeye kulak tıkayıp pollyannacılık mı oynamalı?

Diyelim ki yapmayı başardı; kendini kandırmış ve yapay olmayacak mı?

Bir insan istediği kadar araştırmacı, istediği kadar çok okuyan biri olsun, sırf bunalımdan çıkmak adına hissetmediği bir duyguyu yazınca ne kadar inandırıcı olur? Okuyucu bunu algılamaktan asla uzak değil, bu unutulmamalıdır.Ne verirsen onu alırsın gibi bir sebepte ne için deniyor o çok önelmidir.

Ne hissetmediğin acıyı

ne hissetmediğin huzuru

Ne hissetmediğin paylaşımı

Ne hissetmediğin aşkı

Ne hissetmediğin hasreti

Ne hissetmediğin bir neseyi yazmak, okura ne kadar inandırıcı gelir?

Yaşayarak, hissedilerek yazılan eserler her zaman akılda kalıcı olmuştur unutulmamalıdır.Okuyucu kendinden bir parça bulamadığı bir eseri akılda tutmaz ve çabuk unutur...

Araştırmak, okumak ve belli bir birikim dahilinde yazmak haricinde size katılmıyorum...saygımla.
LuyCiyano
LuyCiyano, @luyciyano
1.1.2011 02:34:45
bunalım bir yazı,
hemen bukowski okumalı
gül peri
gül peri, @gulperi
1.1.2011 00:40:50
Biz akıl sahiplerine düşen en büyük görev; özgün eserlere rağbet etmekle kalmayıp, bunalım edebiyatıyla kafamızı meşgul etmemektir. İnsanlara faydalı, özgün, hoş bir sada bırakacak eserler oluşturmaktır. Bunun da yolu çok okumak ve araştırmaktan geçer.

Zamanımızda insanlarda kitap okuma zaafı kalmadı.

Çok yerinde bir gerçğe değinmişsiniz.Bir edebiyatçı olarak yazınızı çok beğendim ve altına ben de imzamı attım.

Güçlü kaleminiz daim olsun Tarık Hocam.

Paylaşım için teşekkürler.Selam saygılar.
TekinSağ.
TekinSağ., @tekinsag-
31.12.2010 23:49:39
Sorunları yetmemiş gibi düş gücünün sorunsalıyla toplumları gerçeklikten koparan bu zihniyetten arınmak gerek.

Artık bunun için ne yapılması gerekiyorsa.
hyazici58
hyazici58, @hyazici58
31.12.2010 22:43:44
"Batıdaki felsefi akımların farklı boyutta edebiyata yansımasıyla sonucunda kompleks bir bilgi harmanı oluştu. Edebiyat eğitimi-öğretimi almayan alaylı yazar-şair grubu yeteneklerine güvenerek edebiyat yaptıklarını sanmalarıyla, içlerindeki bunalımları dışarıya vurdular. Bunun sonucunda gerek sanal gerek basılı eser sanılan yığıntılar oluştu. Bunların kahır ekseriyeti bir fındıkkabuğunu doldurmayacak nitelikte ve kesafetsiz şeyler oldu."

Öncelikle yazınızın çok gerekli bir yazı olduğu hakkını teslim etmekle birlik, tamamına katıldığım söyleyemem... Yazınızın arasından örnekmele çektiğim paragrafın rahatsızlığımın ürünü olmadığını söylemeliyim. Sizin çizdiğiniz çerçeveye göre bende alaylı sayılırım. Bundan asla gocunmam da; görüşünüzün özü bir hakikati tam anlamıyla yansıtmıyor. Çünkü dünyanın hiç bir edebiyatını, edebiyat fakültesinden mezun olanlar yapmadığı gibi, edebiyat yapan insanlar arasında da, akademik ünvanlı çok edebiyatçı bulunmaz. Önce yaratılışla şekillenen, sonra çevre ve zamanın ve özel cehtin-çabanın sonucu, belki çekilen ıstırap ve yaşanan büyük çalkantıların ürünü olarak doğar edebiyatçılar. Prf.Ünvanı taşıyan edebiyatçı sayısı dünyada bile parmakla sayılacak kadar azdır. Yani bu işin; eğitim ve öğretimden ibaret bişey olmadığını düşünüyor ve biliyorum.

Edebiyat neden sizin olumsuzladığınız kanala akmıştır, bu bir normalin dışına çıkmak mıdır? Buna da kısmen katılacağım Sevgili Hocam. Edebiyatında iki ucu vardır; hem normalin ve güzelin, hemde anormalin ve çirkinin yapılabildiği bir düzlemdir edebiyat. Tabi benim algılama dünyamda edebiyat nerdeyse hayatın tümüne karşı gelen bişey...Nerdeyse mekaniğin dışında kalan tüm hal ve tavırlar ve duygular edebiyatın sahası içindedir. Büyük edebiyatları, zamanın ve toplumların travmaları yaratır daha çok. Bu bizde de, dünyadada böyledir. Dünyayı fazla karıştırmadan kendi edebiyatımızdan örnek verirsem. Bizim milli ürünlerimiz olan Mevlana ve Yunus, Moğol istilasının yarattığı bir toplumsal travma sonucu doğmuşlardır. Divan edebiyatımızın önderi sayılabilecek isimler de, gerek yergide ve gerek sevgide böylesi dönemlerin ürünüdür. Daha dün andığımız Akif'i çileden çıkaran ve onu şair yapan, topyekun işgal edilen bir milletin yaşadığı derin travma ve kültür değişmesinin sonucudur. Kısaca tüm edebiyatlar olumluluktan çok olumsuzluklara isyan şeklinde kendini varetmiştir.

Zamanımızı bunalım edebiyatının bir tür işgal etmesinin anlamı ise, insanlığın eşiğinde bulunduğu belirsizliktir. Başdöndürücü gelişmeler insanlığın hayatını kolaylaştırmakla birlik, aynı güçte emniyet telkin etmemektedir. "Ya düğmeler dört delinin eline geçerse!" korkusu bütün insanlarda vardır. Çünkü teknolojinin bir yansıması olan felaketlerinde yeterli örneğini yaşamıştır insanlık. Birinci, ikinci dünya savaşları, Nagazaki, Hiroşima insanlığın hafızasındaddır...Kanımca bunalım edebiyatını aslı besleyen bu belirsizliktir. Ve insanın kendine yetmemesi...

Güzel emeğinizi yürekten kutladım Sevgili Hocam..Selam,saygı...




hyazici58 tarafından 12/31/2010 10:47:32 PM zamanında düzenlenmiştir.
Serdar Keskin
Serdar Keskin, @serdarkeskin
31.12.2010 21:45:40
10 puan verdi
iyi bir yazı daha çok kişi tarafından okunur umarım..

teşekkürler...
_cânâ_
_cânâ_, @-cn-
31.12.2010 19:24:32
10 puan verdi
'' İnsanlara faydalı, özgün, hoş bir sada bırakacak eserler oluşturmaktır. Bunun da yolu çok okumak ve araştırmaktan geçer.''


faydalı bir yazı okunursa yeteri kadar elbette.

Okumak ve öğrenmek temel meselemizken , büyük şair olduğunu iddia eden üstelikte vakti zamanında şiir sitesi bile olan zat-ı muhteremin biri ;bırakın sitesindeki şiirleri ünlü ve başarılı şahsiyetlerin şiirlerini bile okumadığını söylemişti.

Tehlike çok derinden geliyor Tarık bey , seyretmeyi ve konuşmayı seven bir toplumuz.Dinlemek gibi bir erdemden yoksunuz.Başkalarınca bir şekilde başarılı bulunmuş bir yapıta laf olsun diye anlamadım ben diyen şuaara (?) topluluğu gerçekten vahim durumda olduğumuzun belirtisi.


Okumayan, anlamayan velhasıl anlatamayan gittikçe içine kapanan başarısız insanlardan ne bekleyebiliriz ki.

Sadece mazeret üretip, saklanacaklardır.

uzun mesele.

saygılar
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.