7
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2774
Okunma
Necip Fazıl’ın büyüklüğü nereden geliyor.
Hangi davanın adamıydı.
Toplumsal yaşamımıza ne kattı.
Kimlere örnek oldu.
Bizim geleneğimizde ölenler hakkında ileri geri konuşmak ayıplanır. Yanlışları örtülür, Allah’a havale edilir.
İyi yanları ile anılır mevtalar.
Ne pahasına olursa olsun kötü de iyi de bilinmelidir aslında. Bilinmelidir, yeni kuşaklara aktarılmalıdır.
Ölüp gidenin yaptıklarını değerlendirmelidir. Ders alınmalıdır. Yararlanılmalıdır. Kişi bilmelidir ki, arkasında bıraktığı iyi de, kötü de kalıcıdır, hiçbirinden kurtulma şansı yoktur.
Hiç olur mu?
Yapacağını yap, yanına kalsın.
Ölüp gittiğinde nasılsa unutulacak. Öbür alemde hesap verileceğine inanan kötülük yapmayacağına göre; kötü, kötülüğünden yırtacak.
Ölünse de yaşansa da insanın iyiliği de kötülüğü de anılmalı, unutulmamalı, değerlendirilmeli ve gereği yapılmalıdır.
Son senelerde Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin ünlenmiş isimleri üzerinde, ezberimizde olanın dışında değerlendirmeler yapılıyor/dayatılıyor.
Bazıları aşağılanırken, bazıları abartılıyor, ululanıyor. Bunlardan biri şair Necip Fazıl Kısakürek.
Buna bir ölçüde katılmak gerek. Çünkü her dönem, kendi işine geleni koymuştur halkının önüne. İşine gelmeyeni de karalamıştır halkının gözünde.
Yani diyorum ki; yöneticiler/güç odakları, tarihi yanıltmaya çalışmışlardır ilk ayakta. İyi ki zaman içinde doğrular dayatmaları boğuyor her seferinde.
Ucundan köşesinden ilgilendiğimiz edebiyat alanında, balon gibi şişirilen isimlere bakıyor insan ister istemez. İyi bir şeyler bulup mutlu olmak, sanattan haz almak bizim doğal hakkımız da ondan.
Ne yazık ki umutsuzluğa düş kırıklığına uğradığımız çok oluyor.
Kitapçı rafları içi boş kitaplarla doldurulmuş. Vatandaş neyini okusun.
Televizyonların içi boş. Vatandaş neyini seyretsin.
Yazılı basın goygoycu. Vatandaş baldır-bacak resmi arıyor.
Sanalda ipini koparmış kuduz köpekler dolaşıyor. İçine dalanın kudurması işten değil.
Ben şu Necip Fazıl meselesinde yapılan hilekarlığı örnek vereyim. Adamı ilahlaştırdı birileri. Neyi savunduğu, hangi davanın adamı olduğu, insanına ne verdiği önemlidir bir ulusun sanatçılığına soyunan/soyundurulan zatın.
Necip Fazıl Kısakürek:
-İstanbul çocuğu, konak çocuğu.
-Okullar değiştirmiş bitirmeden. Bunun 5 yılını da deniz subay mektebinde harcamış. Nazım’ın döneminde. Ünlü Şarbon üniversitesine bile girip çıkmış.
-Bazılarını az da olsa tanıma onuruna ulaştığımız; Nazım Hikmet, Peyami Safa, İbrahim Aşki, Yahya Kemal, Fahri Korutürk, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Cemil Sena, Suat Hayri Ürgüplü, Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve daha niceleriyle bir arada olmuş.
-Okulları gibi askerliğini de bir türlü bitirememiş.
-Yahya Kemal gibi hakim rüzgara yelken şişirmiş.
-Müstebit sultanı melaike, vatan satanları vatan kahramanı olarak tanıtmaya çalışmış.
-Önceleri etkisinde kaldığı; yenilikçi, cumhuriyetçi, insancı, ilerici düşüncelere zamanla arkasını dönerek küfrederek memleketin her yanında konferanslar vermiş.
-Sonunda bağnazlaşarak ününü koruma kolaylığını seçmiş.
Bir Türkiye Cumhuriyeti şairidir Necip Fazıl Kısakürek.
İslam şairi de değildir, cumhuriyet şairi de değildir aslında. Evrensel de değildir.
Ismarlama/omurgasız fikirler savunan dizeler yazan amorf bir şair, ne üzücüdür ki günümüzde zirvelere yüceltilmek istenmektedir.
Bir şairimizdir, güzel şiirler de yazmıştır belki, ama içi boş bir ambalaj kolisi, gerçeklerden, insaftan uzak bir şekilde içinde elmas saklıdır diye halka yutturulmak isteniyor.
Tutmaz.
Tarih yutmaz.
Hele sanat hiç yutmaz.
büyükharman