13
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1852
Okunma


Ruh ezeli bir mabette can çekişiyordu
Ben onu maddeden kopardım.
Kopardım ki maneviyatın derinliğine ulaşsın
Engin ummanların zevkini çıkarsın...
Ham bir ağaçtı, kendi bahçesinde hür!
Yansın, yansın da kendini kor ateşlere bıraksın.
Göründüğü gibi değilse hiç bir şey
Öyle ise uyansın bu gaflet uykusundan da.
İyi sandığının kötü,, kötü sandığının iyi olduğunu artık anlasın!
Ruh, ruhta tutsak, nefsi ele geçirmiş de bir çekimlik nefes bırakmamış ona
Bir çekimlik barut olmuş…
Ezeli ve ebedi aşk salmış
Sevgi saçmış havaya da kendi nasibini almamış, sebeplenmemiş, hayıflanmamış!
Nasıl görünmez ki, nefret nefrettir, ümit ümit, sevgi sevgidir, günah günah!
Evirsen de, çevirsen de hissettiğin neyse O’dur içine düşen ateş
O’dur içine düştüğün zehir ya da şerbet...
Kötülük etmek bu kadar kolay ise
Zoru seçip şeytanı alt etmek…
Onu sevindirmemek neden zor olsun ki
Ruh özgür kalmak istiyor…
Bir bütünün kırılma noktası boy gösteriyor
Kendini hırpalıyor, çatırdama başlıyor, çatlak git gide büyüyor
Yayılıyor bedene, hızla bütünü bozuyor, sonra tuz-buz olup dağılıyor...
Madde paramparça yerde yatıyor
Mana gökyüzünde dağılıyor binbir renk ile...
Akıl toparlayamıyor ikisini geri
Bir araya getiremiyor
Eksik parçaları bulamıyor
Hangisinin peşinden gitmeli
Ya mantık!
Kime dur demeli?
‘’hamdı, pişti, yandı’’
Ruh hala hamlıktan kurtulamadı..
Mana bulanık,
Madde sağır, dil lal, akıl biçare
Çekmekte!
Hala can çekişmekte…
fulya