11
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2262
Okunma

Geçen hafta, davet üzerine Gümüldür Mandalina Festivali’ne gittim. Gümüldür’e ikinci gidişimdi. Yeşille mavinin buluştuğu ender kentlerimizden biri… Bana göre, tam bir gizli şehir. Gümüldür’e, geldiğimde saat:19:30’du. Halk, amfi tiyatroya bir iki gelmeye başlamıştı. Çevre illerden, destek olmak için gelen şair-yazar arkadaşlarımız da vardı.
Ben misafir olarak kendimce gözlemlerde bulundum. Festivali bir avuç insan kendi imkânlarıyla hazırlamaya çabalıyordu. Yaşlı teyzelerimiz ‘Gümüldür için biz de varız!’ dercesine, evlerinde yapıp getirdikleri tepsi tepsi börekleri, pastaları satarak katkıda bulunmaya çalışırken, bir bardak çayı elli kuruşa pahalı bulup içmeyenlerde vardı.
Konuşmalara kulak kabarttığımda, hayretler içinde kaldığımı anlatmadan geçemeyeceğim. Festivalin yapıldığı salondan kira istenmiş… Alınmış da! Dikkatinizi çekmek istiyorum; oraya toplanan halk, Ahmet’in veya Mehmet’in düğünü için toplanmamıştı. Gümüldür’le özdeşleşen mandalinayı tanıtmak için toplanmışlardı.
Bu nasıl yönetim, neden o yöreyi yöneten yöneticiler imkan ve olanaklarını kullanıp, daha geniş kitlelere duyurmak için çaba sarf etmemişlerdi? Duyurmak dedim de, aklıma geldi. Festivali düzenleyen arkadaşlar, belediyenin hoparlöründen, festivali halka duyurmak için izin isteyince, kendilerinden para istendiğini duydum. Bunu duyunca ağzım açık kaldı. Kendi halkına kendi festivalini parayla duyuran bir yönetimi hazmedemiyorum.
Çaresiz kalan insanlar cami imamından yardım istemişler, İmam Efendi para istemeden akşam sabah minareden anons ederek festivali halka büyük bir özveriyle duyurmuş. Sıra afiş asma işine gelmiş; aynı olay orada da karşılarına çıkmış. İtfaiye merdivenini hiç bir şekilde kullanamamışlar ve yüksek direklere her türlü tehlikeyi göze alarak kedi gibi tırmanmışlar. Burada yönetime inat canla başla çalışan bir avuç insanı ve İmam Efendiyi takdir ettim.
Birde Gümüldür sporlu gençlere destek olmak için, gençleri kahve köşelerinden kurtarıp spora yöneltmek için, onlarla her gittiği yere giden, desteklerini eksik etmeyen yüreği güzel insan Nilgün kurt’u kutlarım. Emekli olmakla öğretmenliğini bitirmiyor. Emeklilik hayatını gençlere adadığını bizzat gördüm. Onlara çeşitli spor dallarında aktivitelere katılmalarını öneriyor ve bizzat bu aktiviteleri kendisi yönetiyor. Böylesi gençlerimize sahip çıkan eğitmenlerimizin daha çok olmasını dilerim. Hayatımda ilk kez bir futbol maçına gittim ve çok eğlendim. Bu da Gümüldür Spor’a kısmetmiş.
Ertesi gün mandalina bahçelerini dolaştım. Allah vermiş. Mandalinalar öyle çok ki, adeta dalları kırılıyor; fakat halk perişan. Mutlu değil. Alıcı yok. Üreten kesim her yerde olduğu gibi, burada da mağdur. Birkaç mandalina bahçesi dışında hasat edilen bahçe yok gibi. Yok da nedense pazara her çıktığımda satıcılar ‘Gümüldür mandalinası!’ diye bağırıyorlar, anlamış değilim. Eğer, o satılan mandalinaların hepsi Gümüldür’den gelmiş olsaydı, şimdiye kadar Gümüldür de mandalina kalmazdı.
Bu da şunu akıla getiriyor; Gümüldür mandalinasına patent çıkarılmalı. Orada edindiğim izlenimlerime göre, bu işlerle uğraşan birkaç kişinin dışında uğraşan yok. Halk perişan, yol yordam bilmiyor. Özenle yetiştirdikleri mandalinalar bahçelerinde kalmış. Üzgünler. Bu çaresiz insanlara birileri yardım etmeli. Halkın sessiz çığlıklarını duymalı. Gümüldür’ü Dünya tanımalı!
O yörenin yönetimine talip olanlar, seçim zamanı kapı kapı dolaşıp oy istedikleri gibi, şimdi de halkın sorunlarına çözüm bulmalılar. Halkın yararına, yörenin tanıtılmasına çalışan bir avuç insana destek olmadıkları gibi köstek de olmamalılar! Onların yapması gereken duyuruyu cami imamı yapıyor; bir zahmet İmam Efendiyi örnek alsınlar! Ben ne yönetimi tanırım ne de yörenin halkını, bu yazdıklarım benim siyasi görüşüm de değil, insani görüşümdür.
Bu olaya tarafsız bakabilen her insan benim gördüklerimi mutlaka görür. Benim dileğim, görmesi gerekenlerin de görmesidir! Bunun gibi yöneticileri halka şikâyet ediyorum! İyice gözlemleyin ve size tekrar oy istemeye kapınıza geldiklerinde, onlar şimdi sizi nasıl eli boş çeviriyorsa, siz de, size sahip çıkacak kişileri arayın bulun.
Gittiğim festivalde, belediyenin olaya yaklaşımından memnun kalmasam da insanların sıcaklığından çok memnun kaldığım Gümüldür’e hoşça kal…
2 kasım 2010/ Emine Uysal
AŞK-I ŞEHRENGİZ
bakma öyle mahzun mahzun yüzüme Gümüldür
çırpınıyor kurşun yemiş kanatlarım
sen bana tutkun ben sana yaralı
gerisini ne sen sor ne ben söylerim
günlerim hep karalı
bir avuç insan kaldı seni anlayan
ekilen tohumlar yeşermeden
kaynar su döküldü
sil baştan herşey
nadasa varmadan bu toprak gübre ister
uyuşmuş beyinler var ilaç ister
elimde sevgiden başka hiçbir tohum yok ki
serpeyim üzerine zamansızca
sevgi dedimde aklıma geldi
Gümüldür’de ne var, ne yok seviyorum
kızsamda, üzülsemde, isyan etsemde
her kim bir nefes aldı dağından, ovandan
gönül sarayımda tahta geçiyor
ben seni öylesine seviyorum Gümüldür
öyle
az biraz sabret, sabret
para var güç var diyenlere inat
seni mahalle görenlere inat
altın gençlik geliyor bak
gelecek dünden güzel olur
kimbilir belki görürüm
belki göremem
şehrengizsin sen
sırrına erilirse
cihan tanımış seni
bir kişi tanımasa
ne fark eder
unutma bu sözümü
sakın unutma
ben tükendikçe bağrından
birebin gelecek üstüne
feda edilecekse bir beden senin için
bağladım gözlerimi
sessizce
1 kasım 2010/Nilgün Kurt
Yazı: Emine45
Şiir: Nilkurt
Bu yazı ortak bir çalışmadır. Arkadaşım Nilgün’e teşekkür ederim.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.