Öyle horozlar vardır ki, güneşin onlar öttüğü için doğduğunu sanırlar. atasözü
ayhansarıkaya
ayhansarıkaya

KORKUSUZ SELİM (37)

Yorum

KORKUSUZ SELİM (37)

6

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

752

Okunma

KORKUSUZ SELİM (37)

KORKUSUZ SELİM (37)

Aylin, birdenbire parladı:

-Sofraya rakı gelirse inan ki kalkarım!

Yüzüne şamar gibi inen bu sözler karşısında Korkusuz Selim, neye uğradığına şaşırsa da bozuntuya vermedi. İlk kez böyle bir tepki ile karşılaşıyordu. Hem de aşık olduğu sevgilisi tarafından. Bir kadın tarafından çocuk gibi azar işitmek hoş bir şey değildi ama aldığı bu azarın tepkisini ölçmeye çalıştı.

Aylin, bu çıkışın ardından müsaade isteyip elini yüzünü yıkamak için lav obaya yöneldi. Kadınlar bölümüne geçip,ihtiyacını giderdi.Aynanın karşısında,dağılan saçlarını, suyla ıslayıp geriye doğru elleriyle düzeltti.Kendisini fazla olmasa da yine de güzel buluyordu.Çirkin de değildi.Boyu,kısa değil,uzun da sayılmazdı.Bir yetmişlere yaklaşıyordu.Bir genç kız için hiç de kısa değildi.Siyah saçlarını,her zaman geriye doğru tarar arkadan at kuyruğu yapardı.Doğru düzgün kuaföre gidip de saçlarını yaptırmamıştı bu zamana dek.Doğal olmayı severdi.Bu konuda kaprisli değildi.Geçim derdi ile uğraşmaktan saçı ile başıyla uğraşmaya doğru düzgün zaman ayıramamıştı.

Bazen arkadaşları, “kızım ne bu hal? Erkek gibi dolaşmaktan bıkmadın mı? Kuaföre git, kendine biraz çeki düzen ver” derlerdi. O ise sadece gülüp geçer; “ Ben böyle de güzelim. İstersem her erkeğin kalbini yerinden hoplatırım diye geçiştirirdi.

Aynada bir kez daha aksine baktı. Bluzunun altından sutyenini sağa sola çekiştirip, memelerinin üzerine kapattı. “Eh, fena sayılmam “ diye kendi kendine gülümsedi. Bu gülümseyişinde içerde bekleyen Korkusuza karşı ironik bir his vardı.

Lavabodan çıkıp, masadaki yerine oturdu. Onun oturuşuyla Korkusuz Selim:

- Demek rakı içmemi istemiyordun küçük hanım?

Aylin, aynı rahatlıkla:

- Şimdi Allah için doğruyu konuşmak gerekirse, sen beni buraya yemek yemek için getirmedin mi? Rakı, biraz fanteziye kaçıyor bana göre.Hem havada çok sıcak canım! Cin çarpmışa dönersin valla!

Yine gülümsedi. Bu gülümseyişinde karşısındaki adamın sağlığını düşünüyor olmanın erdemliği yatıyordu.

Korkusuz, hareketlerinden ve konuşmalarından taviz verip, doğal halinden kopmayan bu kıza daha bir aşkla bakmaya başladı.

“ Pazarlarda gerçek yaşamla iç içe olmanın getirdiği bir özellik olsa gerek” diye düşündü.

Korkusuz:

- Görüşmeyeli, ne kadar oldu dersin?

Bu sorunun yanıtını vermek çok kolaydı aslında. Bir hafta, on gün kadar diye geçiştirebilirdi. Ama öyle yapmadı. O da içine düşen aşkla bu süre içerisinde yanıp tutuşmuş; onu, düşünmüştü. Geceler, bir türlü geçmek bilmiyordu. Hasretiyle aşkı; gittikçe yanar dağ gibi alevlerini etrafa saçmaya hazırlanıyordu. Suskun kaldı.”Tam on gün!”diyemedi.

Korkusuz, sorduğu sorunun yanıtını kendisi vermekte gecikmedi:

- On gün!

İkisinin de düşünceleri aynı sayı üzerinde odaklamıştı.

Çok geçmeden masa her çeşit yemekle donatılmaya başlandı. Tabaklarda gelen somon balığına gözleri takıldı,Aylin’in.Bırak balığı,doğru düzgün et yüzü bile görmüyordu kaç gündür.Ekmek parası kazanacağım diye canı çıkıyordu koşuşturmaktan.

Masaya gelen küçük rakı, geldiği gibi geri gitti.
Korkusuz’un:

- Şimdilik kalsın! Sözüne, garson.

- Emrin olur ağabey! Siz nasıl isterseniz.

Korkusuzun, rakıyı geri göndermesi Aylin’in hoşuna gitti. İlk raundu kazandım diye içten içe sevindi.

Korkusuz:

- Biliyor musun Aylin, yaşadığın pazar ortamı hala gözlerimin önünde canlanmaya devam ediyor. Neydi öyle ya! Adeta mafya babaları kaynıyordu ,pazarda.Yok çaycı,yok poşetçi,yok tahtacı daha aklıma gelmeyen bir sürü mafya


- Ne yazık ki öyle Selim bey! İnsanların yaşantıları, mafyaların koymuş olduğu kanunlarla işliyor sanki. Ülkenin çivisi çıkmış ya. Yasalar artık dumura uğramış durumda. Yasaların,yaptırım gücü kalmamış baksana.

Korkusuz, suskun kaldı. Aylin’in konuşması pürüzsüz ve etkiliydi. Lokantaya ilk girdiği konuşmasını değiştirmişti adeta. Ya da kendisine öyle gelmişti. Yasalar, falan filan…Biraz düşündü.”Bu kız,sıradan biri olamaz.Her haliyle biraz mürekkep yaladığı belli.

Önlerindeki yemekler, bitmek üzereydi.Doğrusu Aylin,hiç çekinmeden çatal ve bıçağını kullanıp mideye masadakilerden doldurmakla meşguldü.

Garson, masanın etrafında dönerek:

- Başka bir şey getireyim mi efendim?Tatlı ister misiniz?

Aylin’in gözlerine baktı. Ne arzu edersin dercesine.Yanıt gelmeyince:

- İki porsiyon cevizli baklava lütfen.

- Emredersiniz!

Tatlılar da yenmiş, kahve faslına geçildi.Korkusuz,havadan sudan konuşup zaman öldürmek istiyordu.

Aylin, ondan erken davranıp:

- Ben, sizin peruk işine hala aklım ermedi.Kör değilsin,kel değilsin.Nedir sizdeki bu gariplikler.Yoksa kaçıp kurtulmak istediğin birileri mi var ya da korktuğun düşmanların mı?Doğrusu anlamış değilim?

“Benim ne yaptığımı anlıyor anlamasına da,konuşturmak mı istiyor .Bunu anlamamak için polis hafiyesi olmaya gerek yoktu.Kendisini,Arnavut İdris’in adamlarının elinden kurtardığımı nasıl olsa biliyordu.Lokantada yemek yerken yan masada oturan adamlarımı da görmüştü zaten.Eee,böylece her şey çıkmıyor muydu ortaya…” diye düşüncelerini beyninde yoğunlaştırdı.

- Yoksa siz de “mafya baba”sı mısınız?

Bu kelimeleri, birden bire yüzüne karşı söyleyeceğini beklemiyordu,her ne kadar tahmin yürüttüğünü sezinliyor olsa da.

- Boş ver Aylin!Şimdi öyle konuşmaların bir anlamı yok bence. Biz kendi dünyamızda mutlu olmanın yollarına bakalım. Güzel bir şarkı dinleyelim mi,ne dersin?

Garsona el işareti yapıp yanına çağırdı,cd.çalara Zeki Müren’in “ Eller Ayırmasın” şarksını rica etti.



DEVAM EDECEK!




Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Korkusuz selim (37) Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Korkusuz selim (37) yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KORKUSUZ SELİM (37) yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Nermin Kaçar
Nermin Kaçar, @nerminkacar
21.10.2010 16:01:48
10 puan verdi
Valla onu bunu bilmem de; bu roman gibi romanlr yazmak çok zor bence. Kalabalık bir kadronun olduğu çatının örülmesi işlenmesi ve taki,bi çok zor olsa gerek. Tebrik ederim Ayhan Bey.
Ülviye Yaldızlıı
Ülviye Yaldızlıı, @ulviye-yaldizlii
21.10.2010 14:11:19
Güzeldi..Olduğu gibi abartısız bir anlatım Kutlarım .Selam ile.
AYSE 09
AYSE 09, @ayse09
21.10.2010 09:19:06
güzel di yine
takipteyim
bak sen ayline ilk raundu kazandı içkiyi geri çevirmekle
saygılarımla
Aysel AKSÜMER
Aysel AKSÜMER, @ayselaksumer
21.10.2010 00:51:41
Aşk nelere kadir işte.. Aylin içme dedi diye Selim içmedi. Çok güzel bir bölümdü yine. İlgi ile takip ediyorum. Tebrikler. Saygılarımla..

admorhn
admorhn, @admorhn
21.10.2010 00:29:12
devam edin...güzeldi...daha çok yol var alınacak:)..

saygılar...
nilkurt
nilkurt, @nilkurt
21.10.2010 00:28:45
10 puan verdi
Merakla takibindeyiz serinin Ayhan kardeşim...selamlarımla
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL