Kişilik, kendi öz düşmanını kendi öz yuvasında barındırır. bergson
7TEPE
7TEPE

İstanbul Bana Dar

Yorum

İstanbul Bana Dar

6

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

568

Okunma

İstanbul Bana Dar

İstanbul Bana Dar


Sayın Yazarım Ahmet Balcı Abim, “Bırak şiirleri mizah yaz” dedi. O öyle söyleyince şöyle bir kendimi dinledim de, evet yaa ben bayağı bi duygusala bağlamışım...

Okullar tatil oldu ama ben yine de şiirlere biraz ara verip bir teneffüse çıkayım... Teneffüs dedim de sınıfta çocuklar oksijensiz kalıyor, birkaç dakika oksijen alsınlar diye mi teneffüsün adı “teneffüs” acaba? Dahice bir fikir. Kim icad etti ki?

İstanbuuul bana daarrr... Güzel şarkı. Kim söylüyor hatırlamıyorum ama Murat Boz olabilir... belki de uyduruyorumdur. İzmir’de çay bahçesinde karşılaşmıştık onunla. Televizyonda adam resmen devleşiyor ama yakından görünce çok tatlı şirin bir genç...

Dağılıyorum toplayın beni... Ne diyordum?.. Bütün sülale İstanbul’da olunca her an bir sürpriz olabilir... Ablam telefon etti, babam talimat vermiş... Sapanca tarafına gidilip alabalık yenecekmiş. Katılmayan sınıfta kalacakmış... Keyif olur dedik ve bu güzel organizasyona icabet ettik. Niye böyle icaplı micaplı konuşuyosun diye de sormayın... Ne bilim ben!..

Önce bir tesis gezildi görüldü babam bana baktı ve “diğer tarafa gidelim çocuklar rahat oynasın” dedi...

İtirazsız kabul edildi ve diğer tarafa gidildi. Diğer taraf Cansu Alabalık Tesisleri. Bu Cansu başka Cansu... Dere’si de var ama bu dere başka dere.

Görevliye ilk sorduğum soru “arkadaşım burada kene var mı?” oldu. Hazırcevap arkadaşım da “varsa da biz uzun süredir buradayız bizi tanıyorlardır” dedi... “E bizi tanımıyorlar ya hoş geldin demeye kalkarlarsa?” diye sorduğumda da merak etmememizi oranın sürekli ilaçlandığını söyledi.

Adamlar hizmette sınır tanımıyor. Alabalık toprak kapta pişirilmiş ve üstündeki kaşar peyniri erimiş. Zahmet eylemeyelim diye de kılçıklarından arındırılmış.

Uğraşmayınca emek vermeyince on parmağımı birden kirletmeyince çatal bıçak usulü balık yemek pek keyifli gelmedi. Düşünün ki salatanın suyuna bile ekmek banamıyorsunuz.

Kavurma, toprak kapta pişirilmiş tereyağlı mantar ve yine toprak kapta pişirilmiş tereyağlı peynir balıktan daha lezzetli geldi bana.

Otantik bir şekilde yine toprak kaplarda su. Ablama “hadi otantik kadın ol, testiden su doldur da resmini çekeyim dedim “bak resmi galerilerine koyarsın gebertirim seni” dedi. Çektim ama korkumdan yayına veremedim tabi...

Testilerde su bitince gidip çeşmeden buz gibi soğuk su doldurup getiriyorlar. En azından arseniksiz dedim ve kana kana içtim.

Çay deseniz sebildi... İçmedim. Sevmem çayı. Ayran içtim bol bol... Balığın yanında zehirlenir miyiz diye de düşündüm... Neyse... Şükür, halâ yaşıyoruz...

Yemek sonrasında annemin zuladan çıkardığı yer fıstığı ve çam fıstığı pek bi makbule geçti.

Karnımız doydu ve gözümüz etrafa bakar oldu... Aman da aman salıncaklar çeşit çeşit... Akşama kadar o salıncak senin bu salıncak benim sallandım. Kaydırağa binemedim... çocuklardan sıra gelmedi... Çoluk çocuk etrafımda çığlık çığlık... beni indiremiyorlar salıncaktan. Babam da “bırakın çocuk oynasın” diyor...

Minik Emir sık sık kafasını uzatıp kulağıma “Hala inelim artık ayıp oluyo çocuklara” dese de “onlar binince de bana ayıp oluyo” dedim ve inmedim salıncaktan.

Buradan önemli bir deneyim kazandım. Uzun süre salıncakta sallanınca mide bu işten rahatsız oluyormuş...

At vardı tur usülü biniyorlardı... Korktum binmedim… Çocuklar önce binecem diye ağlıyor binince de inecem diye ağlıyorlardı.

Balık tutuluyordu ve tutulan balık satılıyordu. Akıllı insanlar... kimse tuttuğu balığı orada bırakmak istemez... alır da, yemezse çöpe atar.

Hamak vardı babam için özel minderler getirildi. Annem de görevli modunda babamı hamakta salladı. Babam bizim keyfimizden ağrılarını biraz unuttu.

Akşam olduğunda kardeşimin evine dönülmeye ve orada çocukların havuza girilmesine karar verildi. Plansız programsız giden ben mayosuzluktan havuzun keyfini yaşayamadım. Hayran hayran izlemekle yetindim.

Bir günü böylece bitirdik. Eve döndüğümde duş alıp kendimi yatağa attım. Şakası yok sabah hocadan önce kalkıp yürüyüşe çıkmalıydım... Saat çalmadan önce uyandım ve yürüyüşe çıktım.

Kaç gündür aklımdaydı. Körfez güzelini arayıp martıların sesini dinletip “İzmir yalan, bırak gel şurda birlikte yürüyüş yapalım” diyecektim ama o saatte rahatsız etmek istemediğim için aramadım.

Yürüyüşten döndüm tam kahvaltımı bitirdim neskafemi yaptım ki telefonum çaldı arayan Körfez güzeli. Uzun uzun konuştuk hasret giderdik. Ya da en azından gidermeye çalıştık... Kışın İstanbul’a geleceğini söylüyor. Burada okul arkadaşları varmış.

“Ne o, bütün kızlar toplanıp matematik problemi mi çözeceksiniz” diye sordum. “ Yok kız ne matematiği... yoksa sen eski arkadaşlarınla buluşunca ders mi çalışıyorsun” diye sordu. “Yok ben bütün eski arkadaşları sildim, hayatımda yeni beyaz bir sayfa açtım“ dedim.

“Sen beni de silersin” diye dertlendi... Hadi hadi silmem... kış olsun da gel dedim. Ama “neden kış?” diye de sormadım. Körfez güzeli bu... Çarşamba günleri de çaydan başka bişey içmezdi. Hadi bişeyler içelim dediğimde “olmaz bugün Çarşamba” derdi...

Onu anlamaya çalışmak kadar saçma birşey olmayacağını bildiğim için hiç anlamaya çalışmadım. O diyorsa doğrudur...

Kışı bekliyorum. Arkadaş önce gönlünü hazırlasın sonra Çarşamba geçsin kış gelsin gelir umarım...

:) İyi bayramlar...

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
İstanbul bana dar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İstanbul bana dar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İstanbul Bana Dar yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
vega4
vega4, @vega4
29.10.2010 02:46:34
Sayın Yazarım Ahmet Balcı Abim, “Bırak şiirleri mizah yaz” dedi. O öyle söyleyince şöyle bir kendimi dinledim de, evet yaa ben bayağı bi duygusala bağlamışım...

Hanımefendi şiiri sakın bırakmayın.Ama,izahı olmayan her şeyin mizahını bulacağınızdan %100 eminim.
Çok sıcak ve çok bağlı bir aile günlüğü izledim.Tüm aileyi selamlıyor saygılar sunuyorum efendim.
hicbitmez
hicbitmez, @hicbitmez
20.10.2010 12:43:41
Babam bizim keyfimizden ağrılarını biraz unuttu.

Bir gün güzel gecmis nerde olunursa olunsun aile bir araya gelince o günün tadi baska evet.
Yine cok güzeldi.

Yüregine saglik
Sevgilerimle


7TEPE
7TEPE, @7tepe
19.10.2010 21:13:50


Esma KAHRAMAN tarafından 10/19/2010 9:14:32 PM zamanında düzenlenmiştir.
Engin Tatlıtürk
Engin Tatlıtürk, @engintatliturk
19.10.2010 18:59:55
8 puan verdi
Hoş bir yazıydı.

Anlatım çok sıcak ve netti.
Zevkle okudum.

Teşekkür ederim.

Selamlar.
admorhn
admorhn, @admorhn
19.10.2010 16:29:39
Uğraşmayınca emek vermeyince on parmağımı birden kirletmeyince çatal bıçak usulü balık yemek pek keyifli gelmedi. Düşünün ki salatanın suyuna bile ekmek banamıyorsunuz.

Kavurma, toprak kapta pişirilmiş tereyağlı mantar ve yine toprak kapta pişirilmiş tereyağlı peynir balıktan daha lezzetli geldi bana.


kaptım buraları....

güzeldli...
DÜMDÜZ
DÜMDÜZ, @dumduz
19.10.2010 15:53:04
Bir an Mehmet Yaşin geliverdi aklıma.
Olur da birgün Sapanca'ya yolumuz düşerse diye tesisin adını da birkaç kez tekrarlayıp hafızama kaydettim.
Kiremitde alabalık(Kaşarlı),yine kiremitde kavurma.
Kiremitde tereyağlı mantar ve eritilmiş peynir.
Sizin masada yokmuş ama,ben yinede balığın yanında başka şeyleri de düşündüm tabiki..

Ağzımın suları aka aka ve keyifle okudum.Öğrenmenin yaşı yok derler.
Teşekkürler..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL