3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1619
Okunma

Bakışlarını uzak bir noktaya diker sonrada yüreğinin taa derinliklerinden gelen bir sesle
’ahh gençlik ah’ derdi ninem.
Bir eliyle saçlarımı okşar, bir eliyle siyah desenli dülbentinden dışarı çıkan kınalı saçlarını düzeltir ve gözlerini o noktadan hiç ayırmazdı.
’ Bizim zamanımızda’ diye başalrdı her seferinde söze. Yeni bir hikaye dinler gibi bakardım mağrur ve gururla bakan gözlerine. Koyardım başımı pamuktan yumuşak dizlerine, bir elini alırdım avuçlarımın içine saatlerce dinlerdim onu.
’ Tam beş yaşına kadar emzirdim babanı, helal sütü emmiş benim oğlum, hiç kimseyi incitmedi, hele beni hiç, haram nedir bilmedi yavrum ’ derdi.
Karşımızda biberonla bebeğine süt veren ablamın yüzünün kızardığını farkettik.
Ninem ’ yok yavrum sözüm sana değil, biz eskiden ’ diye devam ederdi.
’ Şimdi her işi makinalar yapıyor yinede hiç kimsenin zamanı olmuyor telaşlı bir koşuşturma devam edip gidiyor "" der bir kaç saniye susup düşünürdü.
Eminim film şeridi gibi geçmişi düşünüyordu, kerpiçten yapılmıış evini nasıl gayretle süpürüp temizlediğini, dağlar kadar birikmiş çamaşırını nasıl ateşini yakıp, suyunu kaynattığını ve nasıl yıkayıp kuruttuğunu bunun yanı sıra ekmeğini önceden boy boy yapıp hazırladığını, bağa bahçeye nasıl koştuğunu, ineğinden sağdığı sütü nasıl peynire ve yoğurda dönüştürdüğünü bunların yanı sıra bir dizine çocuk yetiştirdiğini geçiriyordu gözlerinin önünden.
’ Yorulmak nedir bilmezdik, akşam olunca tüm aile fertleri bir araya gelir sıra türküleri söyler ne güzel şeyler anlatırdık birbirimize, şimdi kimse kimseyi dinlemiyor bir sinir bir stres hepsinde ’ Tek elini uzatır kısa eteğimi çekiştirir, ağzının içinden usulca ’ üşürsün yavrum ’ der diğer eliyle de çiçekli pazenden dikilmiş yumuşacık ve ayaklarına kadar uzun entarisini okşardı.
’ Ben dedeni tam on sene bekledim askerden dönmesini’ dalardı gözleri o noktaya ve susardı yine bir anlığına.
Eminim gençliğinde mor çiçekli dal gibiydi ninem ve dedem ona bir kez olsun söylememişti sevdiğini, yanyana çıkıp köyün bağlarında bile dolaşmamışlardı elele. Bir gül arasında tek taşlı alyansı gözlerine bakarak karıcığım evlilik yıldönümümüz ya da doğum günün ya da yeni yılın ve sevgililer günün kutlu olsun dememişti. Oysa ninem onu tam on sene beklemişti.
Yine bir off çeker devam ederdi ’ Şimdikiler kahır nedir bilmiyo, camdan yapılmış yürekleri kırılıveriyorlar hemen ve bir gün bile zor bekliyorlar sevdiklerini. Biz çok erken gelmişiz Dünya’ya der susardı.
Akşam olup babam kapıdan girdiğinde içeri, yüreği bir kelebek gibi çırpınırdı.
’Günün nasıl geçti anaam ’ deye sorardı babam.
’ Seni bekledim oğul ’ derdi ninem.
Gözlerinden benim tarif bile edemiyeceğim bir sevgi seli akardı babamın yüreğine.
İkiside hayatından memnun gülümserlerdi birbirlerine.
Ninem
Benim al yazmalı ninem
Acaba sen mi erken , yoksa biz mi geç gelmişiz şu evrene...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.