4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1111
Okunma

Bizleri topluma hazırlayanlar kendi özlemleri, akılları ve içinde bulundukları şartlara göre tasarımlayarak iyi birer birey olarak hazırladılar. Eğitimimizi müteakiben erişkinliğimizle beraber kendimizi nereye yönlendireceğimizi biz tayin ettik. Hangi rotayı izleyeceğimizi gösteren yaşam yürüyüşümüz hep elimizde bilgimizde oldu.
Burada can alıcı nokta olarak yaşımız, cinsiyetimiz, mesleğimiz ne olursa olsun yaşamımız sadece kişisel anlayışımızda ki liderliğimize ihtiyaç olduğunu öğrendik. Bu kendimize ait liderlikte çizdiğimiz yol yaşam şeklimizi, kederlerimizi, sevinçlerimizin bir talihi (kaderi) olmayıp kendi tercihimiz ve biz odaklı temel üretim kaynağının kendimiz oluşundandır.
Kendimize ait olan bu seçtiğimiz rotadaki yaşam mutlulukları ister yalnız başına ister çoklu yaşamda olsun güvene dayalı ise mutluluklu olmuştur. Ancak kendini eğitmeyen, geliştirmeyen kültür ve toplumsal yaşamla düşün ve sorgulama zenginliğinden uzak durup duyum ve biat anlayışlarıyla yetinenlerin sonu hep mutsuzluklu olurken bizi de mutsuz etmiştir. Bu mutsuzluk anlayışla yetişen ve kendini geliştirmeyen bireylerin egosu kendi hatasını kendisine itiraf edemeyecek kadar açık olmaktan yoksun bırakmıştır. Ülkem insanının bu yoksunluğundan hep çıkarlarına düşkün egemen çevreler kazanç sağlamıştır. Her nedense Akil kişiler bile minik basit çıkar veya sistemden yana olmak anlayışlarından ötürü yanlı davranıyorlar. Hâlbuki doğrudan yana olmak doğru olan her insan için bir zorunluluk olmalıdır. Çoğunluk bilinçsiz olan ve minik bağışlarla yönetenden yana alışıla gelmiştir. Buda aleni haksızlıkları görmezden gelip haksıza haksız haklıya haklı deme cesaretini gösterememelerine mani olup Dünya’nın ayrıcalıklı ve güzel olan bu ülkesinde mutluluk dolu yaşamak yerine bizi mutsuzluklu kılıyor.
Hepimizin kendimize ait kişisel liderliğinin tek gerçek biçimi olan paylaşılır ve sürdürülebilinir sonuçlar anlayışı üzerine dikkatli ve duyarlı olmalıyız. Bu anlamda düşünen sorgulayan karşıdakinin ne beklediğini anlamak ve ne istediğimizi açık olarak toplumsal yararlarımız adına söyleyebilme cesaretinde olmamızın getireceği başarılı söylemlerimizi esirgememek olmalıdır. Bu anlamda bu güzel yurtta hep birilerinin zevkine, çıkarına ve her şeye egemen olma arzusuna göre hazırlanıp toplam halk çoğunluğunca benimsenmeyip toplumsal birlikteliğe mutluluk getirmeyen her söyleme evet dememek kişisel liderlik anlayışımızın topluma kazanımı olacaktır. Gerek ikili yaşamda gerek ailede gerekse ülkede çoğunluğun katılımı sağlanmadan sadece içinde olduğu o anda güçlü olanın istemine göre alınan tüm kararlar çoğunluğu geçmişte yaşanan örneklerinde olduğu gibi mutsuz edecektir. Dileğim artık mutsuzluklardan uzak mutluluklu bir toplumda hiç kimseyi ayrıştırmadan birliktelikle toplumsal bir sevdayla yaşamaktır.
Bedri Demirpençe