15
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1556
Okunma

Dünyada her şey bu kelime üzerine odaklanıyor. “ Kadın”.
Kadın olmazsa, dünya ekonomisi bir anda hercümerç hale gelir. Fırtınalar kopar, üretim durur, işsizlik tavan yapar, borsalar ise taban. Bütün üretimler, kadınların tüketimlerine yönelik. Kadın, harcamalı, tüketmeli ki; para, devinim kazansın. Sirkülasyon artsın.
Yıllardır pazarlardayım. Tezgahımda olan emtiaların yüzde sekseni kadınlara yönelik. Tezgahıma kadın, gelip alış veriş yapmazsa; o gün yandım demektir.Kadın,çarşıya pazara girmeli.Zaten girdiğinde de işin rengi değişiyor.
Günümüz kadınlarında moda takıntısı var. Bu takıntı, çoğunluğunda hastalık derecesinde.
- Ay, bu bana yakıştı mı?
- Bu modeller, yeni mi çıktı?
- Bu bluzu, televizyondaki mankenin üzerinde görmüştüm, bunu almalıyım.
- -Aman yazlığa gidecem, mayolarımı değiştirmem gerek.
Ne aldığını, nereye para harcadığını bilmeyen tipler o kadar çok ki. Tabi bu da, tüketimi hızlandırıyor. Biz pazarcıları da maddi olarak rahatlatıyor aynı zamanda.
Bu yüzden kadınlarımıza saygım sonsuz. Aman; hiç durmadan harcama yapsınlar. Bu benimde hoşuma gidiyor.Bazen tezgahımın başında bağırdıkça aşka geliyor daha fazla bağırıyorum:
-Hanımlar!!!.Yiyin kocanızın parasını,Bakmayın el oğlunun gözyaşlarına!
Daha bir sürü tekerlemeler, devam edip sıralanıyor.
Bazen de düşünmeden edemiyorum:
“Kadın gibi kadın” nasıl olmalı diye?
Her gün yüzlerce kadın görüyorum, pazarlarda. Yüz profillerini, endamlarını, yürüyüşlerini ve de konuşmalarını inceliyorum da;” Gerçek bir kadın;uğruna ölünecek,aşık olunacak,ayaklarına tapılacak olanı nasıl olmalı” diye?Hep sormuşumdur kendi kendime,buna benzer soruları.
Bu sorulara yanıt bulmaya çalışırken; kendimle yanılsamalar içerisinde kaldığım da olmuyor değil.
Kadının yüzünden asalet akmalı.Yüzü çok şey ifade eder.Bakışları karamsar olmamalı.Baktığında karşısındakini yerle bir etmeli.Samimi olmalı.Tabi bu bakışlar,farklı farklı anlamlara da çekiliyor.Ya da farklı manada bakanlar da çıkıyor..Çoğundan gözlerimi kaçırmışımdır!
Aldığı sutyeni göğüslerine takıştırıp, ya da tezgahtan aldığı kilotu her iki eliyle gerip:
-Ayol bunlar bana olur mu?
Ya da:
- Bunların parasını başka türlü kırışalım mı?
İşte kadının asaletini ayaklar altına yiten absürt hareketler.
Öyle kadınlar var ki, tereyağından kıl çeker gibi sessizce alacağını alıp gidenler. Tam bir hanımefendi asaletini üzerlerinde taşımaktalar.
Kadının yürüyüşü kendini karakterini ortaya koyar. Gönül yarası ile yıkılsa bile yolda, sokakta dik durmalı, yalpa yapmamalı. Yalpa yaptığı anda hemen sendelenip düşer ve bir daha da ayağa kalması mümkün olmaz.
Kendi yaralarını kendisi sarmasını öğrenmeli. Çoğunlukla merhemi kendisinde aramalı.Zira o anda zayıflığından yararlanacak çakallar,sürüyle gezip fırsat kollamaktadırlar...
Dayanamayıp, derdini döken müşterilerim de çıkmıyor değil:
- İki çocuktan sonra eşimden ayrıldım, buraları terk ediyorum!
- Beni kocam,her gün dövüyor;git çalış ne yaparsan yap,para getir!.. diyenler
Yine de sözümdeyim, kadın acılarını içine gömmeli.
Hani bir söz vardır ya;
“Kitapsız hayat, kör, sağır ve dilsiz gibidir” diye.Ben de diyorum ki;bu atasözü,kadınlar için de geçerli.
Bence kadınlar, dünyanın çekim gücünü oluşturmakta. Kadınsız olmayan bir dünya neye yarar ki!
Her şey kadınlar uğruna yapılmıyor mu? Savaşlar bile.Napolyon, aşklarına kendisini kanıtlamak için halkını savaşlara sokmaktan gözünü bile kırpmamış mıydı?
Kadınlar için dağlar delinmedi mi, çöllere düşülmedi mi.Ama hangi kadınlar için?Kadın gibi kadınlar için!
Ya, gerçekten merak etmekteyim:
“Kadın gibi kadın”nasıl oluyor acaba?
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.