1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1795
Okunma

Anlama yetimiz tarafından koşullanan sevdalı yaşam beyazın saflığında başlar ve üstümüze her mevsim bembeyaz kar misali tüm sadeliği ile yağar durur. Bu beyaza özlem saflığı, ermişliği ve erişmezliği yıldızlara uzanan sevdalı yüreğimizin bir coşkusu olarak yaşamımızı süsler.
Beyaz doğası gereği özeldir. Her insan sütün vazgeçilmez besleyişindeki sade beyazla tanışarak büyür. Sade sevda bilgeliğinin kaynağı belkide buradan geliyordur. Bu anlamda beyazın saflığındaki sevdaları vazgeçilmezdir. Buna karşın sevdayı istem ruhumuza taşıyarak renklendirme arzusunu güzellikli kılmak bizim emellerimize yakışan olmalıdır.
Bir insan için yaşanası gerçek sevda sarp kayalarda yetişen beyaz çiçekler gibi saf, temiz ve özgündür. Ancak bu beyaz sade sevdaları renklendirme güdülerimizin ana temasındaki soylu doğasını asla kişisel çıkarlarımız için kullanmadan denizler aşan beyaz güvercinlerle sevdalımıza ulaştırmak bize yakışanımız olmalıdır.
Beyazın saflığında doğanın sadeliğinde yetişmeyenler edinimlerini entelektüel varlıklarında bozulan anlama yetisizliklerinin mutsuzluklarında olmamaları çabası içinde bulunmamalıdırlar.
Beyaz hiçbir kültürde, var oluşta ve sembolde kötü anlamda kullanılmayacak kadar özgündür. Beyazı sevenlerin bu sadelik duruşlarındaki sevdaları hep onları saygın ve vazgeçilmez kılmıştır. Bunun için beyaz sevdalar yürekten sıcacık bir yaşama özlemle sarılma algısıdır.
Bedri Demirpençe