Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. bernard shaw
sadikozen
sadikozen
VİP ÜYE

BAKKAL BORÇLANINCA

Yorum

BAKKAL BORÇLANINCA

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

788

Okunma

BAKKAL BORÇLANINCA

BAKKAL BORÇLANINCA
Dr. Sadık Özen

Ben atasözlerimizi çok önemseyen biriyim. Atalarımızın deneyimleriyle kazanmış birbirinden güzel atasözlerimiz var. Doğrusu ben bunların hayranıyım. Sırası gelince kullanmaya çalışır, bu vesile ile atalarımızı anar ve onlara olan saygı ve hayranlığımı yineleme fırsatı bulurum.

Geçirdiğim rahatsızlık nedeniyle kendimi biraz yorgun ve tembel hissettiğimden olmalı; biraz “Hazırdan yemek” e karar verdim. Hani “Bakkal borçlanınca eski defterleri yoklarmış” derler ya, tıpkı onun gibi. Bu bağlamda; 2006 yılı Ağustos ayında kaleme aldığım bir yazımı aşağıya alıyorum. O günden bu güne, bakalım değişen bir şey var mı? Lütfen buna siz karar verin.

“ÖNCE SAÇIMIZI TARAYALIM

Dr. Sadık Özen

Halk arasında söylenen bir deyim vardır: “Kendi saçını tarayamayan, düğünde gelin başı yapmaya kalkarmış” diye. Bunun benzeri başka sözler de var. Örneğin; “Terzi kendi söküğünü dikemez” ve “Mum dibini aydınlatmaz” gibi. Bu sözlerin; ülkemizi yönetenlerin, şu günlerde izlemekte oldukları iç ve dış politikadaki tutumlarının ifadesi bakımından, oldukça uygun düştüğünü sanıyorum.

Terörün gittikçe tırmandığı, her gün birçok asker ve polisimizin şehit olduğu, ülkemizin göz yaşlarına büründüğü, yakınlarını kaybeden ana-baba-evlat feryatlarının göklere yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Bir şehit anası “Vatan sağ olsun demeyeceğim” diye haykırıyor. Gerçekte böyle düşündüğünden değil, İçindeki yangı ve kahırdan. Yani durum vahim. Gittikçe daha da vahimleşiyor. Her şeye rağmen umutlar yitirilmiyor ve bekleniyor. Bu terör lâneti bitsin artık.

Girebilmek için çırpındığımız ve ekonomik bağımlısı haline geldiğimiz Avrupa Birliği’nin dayatmalarıyla karşı karşıyayız. Çifte standartlı Avrupa Ülkeleri, çeşitli manevralarla bizi bir köşeye sıkıştırmak için uğraşıyor, Kıbrıs meselesini bir oldu bittiye getirmek istiyorlar. Çabaları, Güney Kıbrıs Rum Devleti’nin, Ada’nın tek hâkimi olduğunu bize kabul ettirmek.

Stratejik Ortağımız ABD, “Tavşana kaç, tazıya kovala” politikası izlemekte devam ediyor. PKK’ ya karşı bizimle birlikte hareket edeceğini söyleyerek ağzımıza bir parmak bal sürüyor, ama bir türlü sonunu getirmiyor. Sovyet Rusya’nın, bize şirin görünmek için yaptığı birkaç manevradan sonra, PKK’ yı terör örgütü saymayacağını ilân etmesi foyasını ortaya çıkardı. Dost sayılan diğer devletlerin bize karşı olan tutumlarını tek tek saymaya gerek yok. Hele de Arap Ülkeleri’nin. 22 yıldan beri, içlerinden biri çıkıp da KKTC’ni tanıyorum diyemedi. Pekiyi nerede kaldı Müslüman kardeşliğimiz ?

Kuzey Irak’taki soydaşlarımız göz göre göre katlediliyor. Türk liderler, Filistin’de Araplar’a gösterilen yakınlığın kendilerine gösterilmediğinden yakınıyor ve “Onlar Müslümanlar, ama biz hem Türk hem de Müslüman’ız, neden Filistinliler kadar yakınlık görmüyoruz ?” diye soruyorlar. Haklı değiller mi? Kırmızı çizgilerimiz ve olmazla olmazlarımız nerede kaldı ? Bu konudaki politikamızın ne olduğunu bir bilen var mı acaba ?

Filistin, Irak, Afganistan veya dünyanın başka bir yerinde yaşanan, soykırım olarak nitelenebilecek insanlık dışı katliamlara kayıtsız kalalım demiyorum. Asla… Ancak ne var ki, bizim maruz kaldığımız terör belâsı onlardan daha az değildir. Otuz bini bulan kayıplarımızın üstüne her gün yenileri ekleniyor. Şehit yakınlarının feryatları arşa yükseliyor. “Kanınızı yerde bırakmayacağız” diye atılan nutuklar sonuç getirmiyor. İnsan hakları savunucuları suskunlar. Galiba Türkler’in yaşam haklarını insan haklarından saymıyorlar.

Bütün bu olumsuzlukların yanında, şu soruya yanıt aranıyor. PKK’ ya bu silâhları kimler, niçin ve ne karşılığında veriyorlar ? Ermeni ve Kürt sorunlarını kimler yarattılar, kimler kışkırtıyor, bu sorunların tırmanmasından kimler ne bekliyorlar ? Ne dersiniz, bu acı tablo içinde, düğünde gelin başı yapmaya kalkacağımıza, önce kendi saçımızı taramayı düşünmemiz gerekmez mi ? “ (06.08.2006 – www.fikirplatformu.net)

Not: Yarın atasözlerimizle ilgili başka bir yazımı sunacağım. Saygılarımla…

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Bakkal borçlanınca Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bakkal borçlanınca yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BAKKAL BORÇLANINCA yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL