9
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1213
Okunma

Gençlik bayramı gerçek bir bayram mı? Yoksa usülen kutlanan seremonilerden herhangi biri mi?
İçinde yaşadığımız düzen, mağdur yaratmakta öyle usta ki bayramlara sevinemiyorum. Destansı şiirler okunurken göğsüm kabarmıyor.
Gencine sahip çıkmayan bir toplumda yaşamak ne kadar üzücü. Gelecek gençlere emenet ediliyor. Tek umudumuz gençlik; yarınlarımızın aydınlığı gençlerin azimli çalışmalarına bağlı, diyoruz. Diyoruz da onlara karşı sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz?
Dersane parasını ödeyemediği için annesi hapse atılan gence kim sahip çıktı? Tek kurtuluşu canına kıymaktı o gencin. Bu utançla nasıl yaşayacaktı?
Gencecik boynuna ipi geçirirken biz neredeydik? Bin lirayı 5 bin lira yapan arsız dersaneciye niye hesap sormadık?
Daha da acısı anneler gününde, utancından canına kıyan gencin annesini günün annesi seçtiklerinde de bu iğrenç iki yüzlülüğe ses çıkarmadık. Hep sustuk. Sanki bir gün bizim başımaza aynı haksızlıklar hiç gelmeyecek. Sanki, yaşananlar, sanal dünyada oluyormuş da bize hiç değmeyecek.
Milli eğitim görevlileri, genç kendini öldürdükten sonra mağdur anneyi hapisten çıkarıp dersanenin borcunu ödüyor. Biz de bu iyiliği gerçekmiş gibi alkışlıyoruz. Ve yine ses çıkarmıyoruz eğitimcilerin bu denli acımasız yalancılığına.
O zavallı kadın bir palyoça gibi ekranlarda boy gösterirken sustuk!
Paranın gücü onu bir kez daha kullandı. Biz bir kez daha sustuk.
Dersaneler eğitimde imparatorluk kurdular. Adım başı koca binalarıyla yollarımız kestiler. Adreslerimize cafcaflı mektuplar göndererek gözlerimizi boyadılar.
Böylece gittik kapılarına, sayfalarca senetler imzalamaya. Yemeğimizden kısarak ödedik borcumuzu. Bu arada devlet okulları ne yapıyordu? Eğitimde yenilik , diye yeni yeni sınav sistemleri yaratarak dersanelere bol müşteri sağlıyordu.
Geldiğimiz nokta: 3 SBS, 2 ÖSS( 2. birkaç oturum), 1 KPSS....
Neden ses çıkarmıyoruz tüm bunlara? Neden susuyoruz? Bu ülke, bu çocuklar bizim değil mi?
O gencin boynuna dolanan ölüm ilmeğinde hepimizin elleri vardı! Her birimiz suçluyuz! Çünkü sustuk!
ŞİMDİ HAKKIMIZ YOK BAYRAM FİLAN KUTLAMAYA.
Ana babaları senetlerle tutsak alan bu dersane kralları gençlerin duygularına da hükmetmeye başladılar: AŞIK OLMAYACAKSINIZ! Eğer aşık olmak gibi bir gaflete düşerseniz dersaneden atılmakla kalmayıp, senetlere faiz bindirir; ödeyemeyen anneleri de hapse göndeririz.
Bayram gelmiş neyime!
Evlatlarımızı bekleyen gerçekleri düşündükçe içim daralıyor.
Sevgili gençler; biz size korkunç bir dünya yarattık, siz onu yaşatmayın öldürün ve yenisini işaa edin.
Yoksa...
Yoksa sizi bekleyenleri söyleyeyim; işsizlik, boğaz tokluğuna çalışırken yerin 500 metre altında mahsur kalmak, okulun dandik lavobası altında canvermek , anneleri palyoçaya çevrilen bir ülke ve aşkın yasaklandığı bir dünya!
Biz başaramadık, umarım siz bize benzemezsiniz.
Ahmed Arif söylemiş en güzelini;
’Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle. Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden, Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?’
....
f.a.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.