12
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
3720
Okunma

İSTANBUL
İlk kez 1974 yılında, okullar kapandığında gitmiştim İstanbul’a. Öğretmen okulundan ablaları götürmüştüm. Daha çok da onlar beni götürmüştü galiba. İlk kez, hem de İstanbul’a gidecektim. Hani herkesin görmek istediği, rüyalarımızı süsleyen, hayalimizdeki büyük ve güzel şehre…
Hem çok heyecanlı hem de çok sevinçliydim. Halam çok istemişti yanına gitmemi. Okullar kapanır kapanmaz öğretmen okulunda okuyan ve halamın komşusu olan bir ablayla birlikte gidecektim.
İstanbul’a gitmek; Boğaz köprüsünden geçmek, Topkapı Sarayı’nı gezmek, araba vapuruyla Boğaz’da dolaşmak, tarihi yerleri gezip görmek…
Hayalini kurmak bile çok güzeldi.
Yolculuğumuz neşe içinde geçmişti. İlk kez böylesine uzun şehirlerarası yolculuk yapıyordum. Genellikle otobüs şoförünün yanındaki hostes koltuğunda, şoförle sohbet ederek, geçtiğimiz yerleri ilgi ve merakla izleyerek geçti yolculuğum. İlk kez geçiyordum o yollardan… Şehirlerden ve köylerden…
Bir gün önce saat 17.00 de başlayan yolculuğumuz sabah 05.00 sıralarında Maltepe Cevizli’ de otobüsten inince son bulmuştu. Önce öğretmen okulunda okuyan ablamızın evine uğradık. Çünkü otoyola yakındı evleri. Zaten indiğimiz yere birkaç yüz metre mesafedeydi. Hoş beş faslından sonra erkek kardeşiyle halamların evine gittik. Halam, eniştem ve kuzenlerim evdeydi. Kucaklaştık, öpüştük. Hasret giderdik doyasıya.
Boğaz köprüsü açılalı yaklaşık bir yıl olmuştu. Boğaz köprüsünü görmek, üzerinden geçmek bir ayrıcalıktı. İstanbul’ u gezip görmekte.
Sağ olsun eniştem. Küçük bir şehirden, Sinop’tan gelen beni ; ki yaşım henüz on bir; İstanbul’un tarihi mekânlarını; Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı, Sultanahmet Camii ilk aklıma gelenlerden; Beşiktaş, Paşabahçe, Sarıyer, Bakırköy, Boğaziçi ve aklıma gelmeyen bir çok yer… Bıkmadan, yorulmadan gezdirmişti beni.
Koyu bir Beşiktaşlı olan eniştem, yanlış hatırlamıyorsam Beşiktaş-Rize maçına götürmüştü. İlk kez stadyumda maç seyretmiştim o zaman.
Hey gidi günler hey...
Sonrasında üniversite sınavına girmek için de gitmiştim İstanbul’a. Gençler bilmezler. Eskiden her şehirde sınava girilemezdi. Sadece Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Diyarbakır, Konya gibi büyük şehirlerdi sınav merkezi. Dershane bile yoktu küçük şehirlerde…
Meslek hayatım boyunca hiç istemedim İstanbul’u. Karmaşasından, büyüklüğünden, pahalılığından korktum hep. Çok şükür İstanbul’da görev yapmadım hiç. Halen de çekinirim ya...
Ama beni çeken ne varsa İstanbul’da, yine de gitmek; yaşamak istiyorum o güzel şehirde. Dünyanın en güzel şehrinde…
Harem’den Kızkulesi’ne bakmak, yolunu bilen araba vapurlarını seyretmek, araba vapurunun İstanbul kokan güvertesinde tomurcuk kokulu çaydan yudumlamak, gümüş kanatlı martılarla göz göze gelmek, sevdiğinin saçlarında boğazın kokusunu içine çekmek… Ellerini avuçlarına alıp gözlerine bakarken ruhunun derinliklerinde kalabilmek öylece…
İstanbul’da olmak ve seyretmek İstanbul’u sevdiğinin gözlerinde…
Boğaz kenarında salaş bir çay bahçesinde aynı bardaktan yudumlamak Boğaziçi’ni… Sevdiğinin kollarında kendinden geçip unutmak zamanı… Akıp gitmek derin akıntılarda zamanın ötesine…
Hayalini kurmuşumdur hep sevdiğim kadınla İstanbul’da olmanın… İliklerine kadar güzelliğini içine çekmenin… İstanbul’un…
Ne yazık ki şu ana kadar olamadı böyle bir gezi ya da buluşma.
Ahhh İstanbul!.. Hep böyle misin sen?
Özletir misin kendini? Yüreklere kor mu düşürürsün hep…
…
Hayatımızın şu anki akışına göre, İstanbul ufukta görünüyor gibi… Hem çocuklarımın geleceği hem de benim açımdan.
Bakalım...
Zaman neleri getirecek, neleri götürecek?
Bekle beni İstanbul…
Ne olursa olsun geleceğim sana…
Bırakacağım kollarına…
Dostluk ve muhabbetle…
Saygı, sevgi ve selamlarımı sunuyorum.
Günay ÖZDEMİR
İstanbulaçeyrekvar… merSİNop