14
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1661
Okunma

Saat: 08.00
Acı bir ambulans sesi çarpıyor, uyur uyanık zihnimin duvarlarına. “ Allah kurtarsın “ diye mırıldanıyorum, her zamanki gibi. Gözümü aralıyorum. Kalksam mı? Kalkmasam mı?
“Hadi kalk, uyandın artık nasılsa” diyorum kendime.
Önce doğru mutfak. Çayımı koyuyorum, ateşe. Sonra banyo faslı. Kapıdan gazetemi alıp kahvaltıya oturuyorum. Çay da tam kıvamında demlenmiş. Keyifle kahvaltımı yapıyorum. Mutfağı toparlayıp salona şöyle bir göz atıyorum. Toz almak lazım ama yapacak kadın nerde?
“ Boşverrr..” diyip odamı toplamaya geçiyorum. Malum işleri bitirip salona geliyorum. Kahve eşliğinde bilgisayar faslı başlıyor.
Saat: 09.55
Telefon çalıyor. Ablam.
“ Eniştenle kahve içmeye geliyoruz. Yalnız sana çok kızgın, bilesin. Mr ını çıkart, bakacakmış. “
Allah ! Yandım. Yapacak bir şey yok. O azarlayacak, ben;
“ Haklısın enişteciğim “ diyeceğim. Çünkü haklı. Sen kalk nöroşirurji profesörü eniştene sormadan mr çektir. Beyninde kist çıksın. Enişten yorumlamadan bütün geceyi uykusuz geçir. Olacak iş değil.
Saat: 10.10
Kapı çalıyor. Geldiler. Hemen terlikleri hazırlıyorum. En şirin yüz ifademi takınıp kapıyı açıyorum. Asansör duruyor. Tüm heybeti ile eniştem çıkıyor önce. Arkasında mini minnacık ablam.
“ Aman aman kimler gelmiş. Ne büyük şeref. Buyurunuz efendim “
“ Hiç cıvıma, suçlusun “ diyor eniştem.
İçeri giriyor. Ayakkabılarını çıkartıp terliklerini giyiyor. Nefes nefese. Salona girip köşedeki beyaz koltuğa oturuyor. Gözlerini kapatıyor.
Ablam “ Ne oldu? “ diyor.
Ben takılıyorum “ Ya şu kadarcık yol mu yordu? İhtiyarladın sen valla.”
Yüzü bembeyaz oluyor. “ Ben hiç iyi değilim “ diyor.
Başı arkaya düşüyor. Gözleri kayıyor. Boğazından hırıltılar gelmeye başlıyor.
“ Eser ne oluyor? “ diye bağırıyor ablam. 112 aramalıyım, hemen.
Telefon? Nerde bu lanet telefon? Mutfakta. Hemen arıyorum.
“ Çabuk gelin. Kalp krizi geçiriyor.”
Bir kadın. Çok sakin. “ Tamam. Sakin olun. Adresinizi söyleyin.” Söylüyorum.
“ Durak ismi?”
Ne durağı? Evim tam Göztepe ile Güzelyalı’nın sınırında. Canım hangisini isterse söyleyebiliyorum. Ama bu kez net olmalıyım. Neydi kahrolasıca durağın ismi?
“ Faik bey “ diye bağırıyorum.
“ Hemen gönderiyorum “ diyor kadın.
Eniştem artık hiç ses çıkartmıyor. Ablam deli gibi ismini sesleniyor. İki kadın. Olmaz. Birini aramalıyım. Oğlum.
“ Oğlum koş enişten kalp krizi geçiriyor.”
Ambulans gecikti. Tekrar arıyorum.
“ Geliyorlar. Durağa inip karşılayın “ diyor aynı kadın.
Kapıyı açıp fırlıyorum. Ablam yalnız kalacak. Merdivenlere koşuyorum. Alt kat komşumun kapısını çalıyorum.
“ Şeyma koş ablam yalnız. Ben ambulansı karşılamaya iniyorum “ Neden? Ne oldu? Diye sormuyor bile.
O yukarı fırlarken ben aşağıya yöneliyorum. Kızım. Kızımı aramadım. Cep telefonumdan arıyorum.
“ Ayşe fırla hemen enişten kriz geçiriyor.” Durak nerdeydi?
Ambulans ışıklardan deli gibi dönüyor. Kendimi sokağın ortasına atıyorum. Ellerim havada sürekli sallıyorum. Beni görüyorlar. Bir kadın ve bir erkek süratle iniyorlar. Kadın aletleri alıyor. Erkek sedyeyi yükleniyor. Asansör altıncı katta.
“ Kaçıncı kat? “
“ Üç “ dememle ok gibi fırlıyorlar merdivenlerden. Eve giriyoruz. Ablam ağlıyor. Eniştemin göğsüne bakıyorum. Hiç hareket yok.
Sedyeyi bir tarafa fırlatıyor adam. Hemen yanına koşuyor kadın.
“ Yardım edin yere yatırmamız lazım “
Ablamla ben bacaklarından tutuyoruz. Onlar da koltuk altlarından. Bir tekme atıyorum koltuğa. Bir tekme de sehpaya. Halının üstüne yatırıyoruz. Oğlum geliyor.
Ablam evlendiğinde oğlum çoktan doğmuştu. Beş sene çocukları olmamıştı. Benim oğlum onların ilk çocuğu gibi. O da deli gibi düşkün teyzesine ve eniştesine. Kapıda donuyor oğlum kısa bir süre. Sonra hemen koşup teyzesine sarılıyor. Ben koltuğa çöküyorum
“ Allah’ım bağışla..Allah’ım bağışla “
Kalp masajı. Elektro şok.
“ Kolonya “ Koşuyorum banyodan alıp geliyorum.
“ Pil “
“ Nasıl pil? Göster “ Görür görmez odama koşuyorum. Başucumdaki saatin arkasını kırarak açıyorum. Pil elimde tekrar salona koşuyorum. Ablam nerde? Mutfakta ağlıyor.
“ Eser ya yanlış bir şey yaparlarsa? “
“ Yapmazlar, merak etme. İyi olacak. Bak sesi geliyor, nefes alıyor.” Yalan. Eniştemin değil suni teneffüs içine ağzına soktukları aletin sesi. Olsun. İçi rahatlasın.
Sonunda aletten ses gelmeye başlıyor “ bip-bip..bip-bip “ Bayan doktor eniştemin başını, yanaklarını okşuyor. Bir yandan da göz kapaklarını açıp göz bebeklerini kontrol ediyor.
“ Başaracaksın. Güçlüsün. Yaşamak istiyorsun.”
Bize dönüyor “ Yaşayacak. Ritmi yakaladık “ diyor. Kasıktan nabız alabiliyorlar.
Sedyeye alıyoruz yine hep beraber. Aşağıya iniyoruz. Ambulans önde biz arkada, oğlumun arabasında, en yakın hastaneye 9 Eylül’e yöneliyoruz.
Sesini her duyduğumda “ Allah kurtarsın “ diye arkasından dua ettiğim ambulans bu kez benim canımı taşıyor. Ve arkasından ben gidiyorum. “ Allah’ım bağışla “ diye dua ederek.
Saat: 10.50
Acilin kapısına yanaşıyor ambulans. Deli gibi içeri alıyorlar eniştemi. Ne kadar geçiyorsa geçiyor. 112’nin bayan doktoru görünüyor, kapıda. Ablama sarılıyor.
“ Yaşayacak “ diyor. İki kere daha durmuş kalbi. Biri ambulansta. Diğeri acil de.
Saat: 21.00
Eniştemi Koroner Yoğun Bakım da bırakıp eve dönmek üzere arabaya biniyoruz. Hiç birimiz konuşmuyoruz.
Sahil yolundan giderken evlere bakarım hep. Işıkları yandığı için salonları görünür. Hayal meyal de insanlar. Düşünürüm
“ Ne hayatlar yaşanıyor? Ne sorunlar, ne acılar, mutluluklar? ”
Yine bakıyorum. Hayat, devam ediyor. O cumartesi 10.10-10.50 arası benim ve ailemin yaşadıklarını kimse bilmese de.
Minnettarım.
Önce Allah’a. Eniştemi eşine, evlatlarına ve sevenlerine bağışladığı için.
Sonra 112 ekibine. Bir hayattan vazgeçmedikleri için.
Not: Bu olaydan sonra enişteme ilk müdahaleyi yapan 112 ekibine teşekkür etmek istedim. Bize asırlar gibi gelen yarım saat boyunca hiç pes etmeden, hiç vazgeçmeden çabalayıp, didinerek eniştemi hayata döndürdükleri için. İl sağlık müdürlüğünü aradım. Bana “ Direk olarak kişilerle bağlantıya geçemezsiniz” dediler. “Ama 184 numaralı telefonu ararsam onlar aracılığı ile bırakacağım teşekkür dilekçemin 112 ekibindeki kişilerin sicillerine ekleneceğini” söylediler. Aradım. Hem ekibe hem de call center da benimle konuşan hanıma teşekkürlerimi bir dilekçe ile ilettim. Sicillerine eklendiğinden hiç şüphem yok. Dileğim o ki, teşekkürümü de duymuş olsunlar.
Eser Akpınar
İzmir
22.03.2010
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.