Hatalarımı düzelten kimse uşağım bile olsa efendim olur. -- goethe
filistin, yaralı kuşum
filistin, yaralı kuşum
@filistin-yaralikusum

İkiyken Tek Olabilmektir Aşk!

22 Mart 2010 Pazartesi
Yorum

İkiyken Tek Olabilmektir Aşk!

9

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

983

Okunma

Okuduğunuz yazı 22.3.2010 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
İkiyken Tek Olabilmektir Aşk!

İkiyken Tek Olabilmektir Aşk!


Aşkın unutulduğu, sevginin, sınırsızca verme isteğinin yerine çıkar ilişkilerinin geçtiği bir dönemde nedir aşk? Ya da insanlık kendine özgü, başka canlılarda olmayan güzelliklerden vazgeçiyor mu? Aşk da bunlardan biri mi? İnsana ait olduğunu bildiğimiz halde neden sahip çıkmıyoruz aşka? Neden hep insana ait olmayan, insanın doğasına aykırı olan, insanı güzelleştiren değil; çürüten, yozlaştıran değer(sizlik)lere sahip çıkıyoruz, benimsiyoruz? Bunların peşinden koşuyoruz bir ömür. Bize, insana yakışan bir güzellik olduğuna göre, öyleyse nedir aşk?

Hermann Hesse bir yazısında aşk üzerine şu değerlendirmeyi yapıyor:’Bir bütün olarak çağımıza inancım azaldıkça, insanlığı düşmüş ve kurumuş gördükçe, bu çöküşün karşısına devrimi daha az koyar oldum; ama aşkın büyüsüne olan inancım daha da artıyor.’
Yarına giden yolda umudun adıdır aşk. Bütün zorlukları, engelleri barındırır içinde. Bütün çelişkileri, ak ile kara gibi, ölümle yaşam gibi, son ile başlangıç gibi, gözünden süzülerek akan yaşın yüzünü gıdıklayıp güldürmesi gibidir aşk. Ağrılarıyla, sızılarıyla ayakta kalabilenlerin ve yürümeye çalışanların işidir. Bunun için de her insan âşık olamaz. İçinde hüznü ve umudu taşır, umutsuzluğu da...Bazen umut sırtlar umutsuzluğu,bazen umutsuzluk gölgeler umudu.Çok keskin ayrılıklar yoktur,anlayamaz insan ne zaman ne olduğunu; gülerken ağlamak gibi bir şeydir aşkın ruh hali.Onun için aşk anlatılamaz,sadece yaşanır.

Aşkın öznesi değişebilir; ama insan yaşamında ki bütün güzelliklerin genel adıdır aşk. Farklı isimler alabilir,değişik içeriklere bürünebilir.Devrim aşkı,yurt aşkı,karşı cins aşkı,sanat aşkı vb.

Aşk sadıktır insana. Aldatıldığında, aşağılandığında küsmez insana. Arkasını dönüp gitmez. Kaybettiğini kabul eder, aşkından vazgeçen insanın yerine üzülür. Aşkta aldatılan, vazgeçilen karşıda duran değildir. Kişi yârini, dostunu, arkadaşını, uğrunda dövüştüğü davasını aldatamaz. Ama kendini aldatabilir. Dünyanın en kolay, en zahmetsiz işidir bir insanın kendini aldatması. Aşık olmadığı halde, öyleymiş gibi davranarak yapar bunu. Nice insan yaşamıştır bu durumu. Ve sonunda aşkın öznesi kaybedilir. Aşk, maskelerin uyumlu dansını uzun süre kaldıramaz.

Aşk kural tanımaz, sınırlar çizmez, önceden belirlenmiş kalıplara dökmez kendini. Sorumlu bir özgürlük ister; ulaştıkça kendine yeni ufuklar çizer; yeni açılımlar, yeni paylaşımlar, yeni perspektifler geliştirir. Afacan bir çocuk gibi yerinde dur(a)maz, ulaştığıyla yetinmez, onun için hep ’aç’ olandır aşk.

Aşk öğrenilmez, öğretilemez, yaşanır. Ve ancak yaşanılanlar kavramlaştırılıp aşk tanımlamaya çalışılır. Bunun için tek bir ’durum’ değildir aşk ve tek bir tanıma asla sığmaz/sığdırılamaz. Kişiden kişiye değişir. Farklı düşünce akımları farklı tanımlar getirirler aşka. En güzeli, emek isteyeni, emek verilenidir. Emekle, sabırla yaratılanı, ilmik ilmik işleneni kolayca terk etmez, onu üreteni.

Aşk, sabır işidir. Paylaşımcıdır. Bencillik aşkın düşmanıdır. Aşkla bencillik aynı bedende bir arada duramaz. Aşk; karşılık beklemeden verebilme pratikte yaşanırken, karşılıklı sonsuz beklentiler, özverili tutumlar isteyen çoğalımcı bir süreçtir. Bu durum çoğu zaman çelişkiymiş gibi çıkar karşısına insanın; çelişkidir de. Ancak, karşılık beklememe ve sonsuz beklenti çelişkisi bir kez aşıldımı, artık hiçbir kuvvet onun gelişiminin önüne geçemez. Bu boy atmanın verdiği olağanüstü güç, kişiyi daha yüksek üretim ve paylaşıma sevk eder. Kendini yeniler, her gün yeni bir ’karşılaşma’ oluşturur ve daha da güzelleşir. Yeni çelişkileri çözme potansiyeli artık mevcuttur. Bu süreklilik yaşanılan ilişkiye her yeni gelişmeyle olumlu yönde bir boy attırır. Bu nedenle statik bir dururm değildir aşk, dinamiktir. Hele alışkanlık hiç değildir.

Aşkın, alışkanlığa tahammülü yoktur. Elimize aldığımız bir çiçeği hemen koklamak için burnumuza götürmemiz alışkanlıktır; aşk değil. Sıkıntılı bir anda bir dostumuzu aramamız alışkanlıktır; aşk değil. Sevdiğimiz insanla ihtiyaç duyduğumuz anda yan yana gelme isteğimiz alışkanlıktır; aşk değil. Alışkanlıkların bitmesi bazen ’bir aşkın bitişi’ olarak tanımlanır. Oysa aşk bitmez bir şeydir eğer aşksa, biten olsa olsa alışkanlıklardır.

Aşk, çocuk gibidir. Kırılgan, çabuk kahreden ve alıngandır. Bir o kadar da ihtiyar. İnsanlık tarihinin biriktirdiklerini inkâr etmez. Bu birikim ve yaşanmışlıklara yeni ve güzel şeyler katabilmek için çaba harcar. Aşk, bizi bizden daha iyi anlar ve yaşantılarımıza güç katar.

Aşk, emek ister. İlk bakış, hoşlanma aşk değildir. Bazı sevgiler ya da karşındakinde yakaladığın olumlu özelliklere hayranlık aşk değildir. Aşk, çabadır, kafa yormaktır. Bir şeyde erime, farklılıklarını koruyarak ona katılma isteğidir. Küçük hesaplar, çapsız yaklaşımlarla örülemez aşkın kalesi. Büyüklük ister, olgunluk ve samimiyet ister, güç ve çaba ister. Basit insanların kolayca ulaşabilecekleri bir zirve değildir aşk. Bedel ödemeyi, gerekiyorsa kaybetmeyi göze alabilmektir. Canımızı pazarda bulmuş gibi ortaya koyabilmek, bütün zorluklar ve sıkıntılar karşısında ’ben önde olacağım’ diyebilmektir. Aşk, hiçbir çıkar gözetmeksizin, bir karşılık beklemeksizin kendimizi adayabilmektir. Öznesi değişebilir aşkın, aslolan engin bir adama isteğidir. Ve yaşamın ve onu güzelleştirmenin kendisidir aşk.

Özgür bir kişilik aşkın olmazsa olmaz koşuludur. Özgür olmayan, kendi ayakları üzerinde duramayan bağımlı kişiliklerin aşkla arası iyi olamaz. Aşk, isyankardır; kendine dayatılmak istenilene, yerleşik olana başkaldırır. Kendi yasalarını kendi bütünselliği içinde oluşturur. Hiçbir hazır-verili duruma itibar etmez. Hiç bir bedel ya da ceza onu geri döndüremez. Başkaldıran asi insanların işidir aşk.

Aşk, ikiyken tek, üçken tek, yüzken tek olabilmektir. Biz diyebilmenin yolu ise benden kurtulmaktan geçer. Onun için aşk, bencil değildir; paylaşımcıdır. Yarınlara, gelecek düşleri kurarak umutla yürümek istiyorsak, aşka sahip çıkalım. İnsan hayatındaki çürümeye, yozlaşmaya ve insandışılaşmaya karşı aşkı savunalım.

Mehmet Ali Yazıcı

Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
İkiyken tek olabilmektir aşk! Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İkiyken tek olabilmektir aşk! yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İkiyken Tek Olabilmektir Aşk! yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
me'esra
me'esra, @meesra
22.3.2010 14:51:53
çok gerçekçi ve etkileyici bi anlatım olmuş..
aşka her yönüyle açılık getirmiş yaznız..
tebrikler..saygılarımla..
filistin, yaralı kuşum
filistin, yaralı kuşum, @filistin-yaralikusum
22.3.2010 12:27:41
Haklısınız Engin Bey, aşk eskidendi ama eskimedi ve eskimez de... İnsanın "insanlaşma" sürecinde aşk her zaman olacak.
Engin Tatlıtürk
Engin Tatlıtürk, @engintatliturk
22.3.2010 12:24:01
10 puan verdi
Eser Hanım'ın da yazısını okumuştum. Bu yazı da gayet etkileyici.

Aşk; KARIN DOYORUR MU?

Her şaye kadir gibi bir sonuç çıkardım. Yazınıza değil. Aşk'ın bu kadar muktedir olduğuna katılmıyorum. O eskiden di her halde?
Lakin aşka yüklenilen diğer pek çok vasıf ve tesbitleriniz doğrudur. Katılırım. Saygılar ve selamlar.
10 Numara.

Engin Tatlıtürk tarafından 3/22/2010 12:30:19 PM zamanında düzenlenmiştir.
filistin, yaralı kuşum
filistin, yaralı kuşum, @filistin-yaralikusum
22.3.2010 11:48:01
Yazımı paylaşan arkadaşlar, çok teşekkürler...
hiPoKoNdRiyAk!
hiPoKoNdRiyAk!, @hipokondriyak-
22.3.2010 11:13:24
10 puan verdi
O kadar güzeldi ki tam puan benden. Dile getirmek isteyip de getiremediklerimi ne güzel getirmişsiniz.
filistin, yaralı kuşum
filistin, yaralı kuşum, @filistin-yaralikusum
22.3.2010 10:33:59
Efendim ben burada aşkı sadece karşı cinsle alakalı bir durum olarak görmüyorum. Aşkı çok geniş tutuyorum. Sanat aşkı, devrim aşkı vb. Aşk, sadece aşık olduğumuz insanla ilintili bir durum değil ki!
Eser Akpınar
Eser Akpınar, @eserakpinar
22.3.2010 10:15:38
İki gün önce ben de bir yazımda Aşk'ı anlatmaya çalışmıştım. Tarifi yoktur desek de anlatırken aynı düşüncelerle anlattığımızı görüyorum. Bir tek farkla; ben " Aşk bencildir " demiştim.

Siz "Aşk, ikiyken tek, üçken tek, yüzken tek olabilmektir. Biz diyebilmenin yolu ise benden kurtulmaktan geçer. Onun için aşk, bencil değildir; paylaşımcıdır." demişsiniz. Burada bir düşünce zincirinde bir karmaşa yok mu? Aşk, çoğulluğu sevmez. Paylaşmak, iki kişi ile gerçekleşen bir olaydır. Aşk, paylaşımcıdır. Ama sadece aşık olduğu ile. Sıfatı ne olursa olsun, başkasını istemez. Aşk'ı paylaştığının bile " ben " inden ayrılıp bütünleşmesini ister. " Biz " olmasını, kendisi ile tekilleşmesini ister. Bu da aşk'ı bencil yapmaz mı?

Güzel yazınızı kutluyorum. Saygılarımla

Fikret TEZEL
Fikret TEZEL, @fikret-tezel
22.3.2010 09:39:50
10 puan verdi
''Aşk, ikiyken tek, üçken tek, yüzken tek olabilmektir. Biz diyebilmenin yolu ise benden kurtulmaktan geçer. Onun için aşk, bencil değildir; paylaşımcıdır. Yarınlara, gelecek düşleri kurarak umutla yürümek istiyorsak, aşka sahip çıkalım. İnsan hayatındaki çürümeye, yozlaşmaya ve insandışılaşmaya karşı aşkı savunalım. ''

Önemli bir üstad, aşkı böyle tarif eder işte...
serap hoca
serap hoca, @seraphoca
22.3.2010 09:33:10
Çok güzel bir anlatımdı. Aşk denen kelebeği tutabilen kanatlarındaki renlerin ayrımını görebilecek kadar zaman bulabilirse o hazzı hisseder ve sonra sadece hatırlar o renkleri. Dostça kalınız.
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.