Hatalarımı düzelten kimse uşağım bile olsa efendim olur. -- goethe
Almuti
Almuti
@almuti

Sevgi mi Aşk mı? -1 (18)

12 Mart 2010 Cuma
Yorum

Sevgi mi Aşk mı? -1 (18)

5

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

3481

Okunma

Sevgi mi  Aşk mı? -1  (18)

Sevgi mi Aşk mı? -1 (18)

Sevmek mi güzeldir sizce sevilmek mi? Aşk nedir sizce sevginin bir üst derecesi mi yoksa başka bir şey mi?
Televizyonlarda, paparazi gibi programlarda “aşkları bittiği için” birbirinden ayrılan ve aynı gün bir başkasına birkaç gün sonra bitecek olan aşkını ilan edenlerden geçilmiyor.
Nedir bu aşk fırtınaları? Karnı acıkanın yemeğe aşık olması ve karnını doyurunca aşkının bitmesi gibi bir şey mi acaba?
Yani bedensel ihtirasların bir fırtınası mı? Yoksa gerçek bir sevgi mi? İnsan sevgisiz yaşayamayacağına göre, gerçek sevgi hiç biter mi?
Leyla’nın Mecnuna aşkını duymayanımız yoktur. Dönemin yöneticisi bu aşkı duyunca merak etmiş, “bakalım nasıl bir şey bu Leyla? Bu derece aşık olunduğuna göre çok güzel olmalı” diye düşünmüş.
Leyla’yı gördüğünde ise hayli şaşırmış çünkü Leyla düşündüğünün aksine çirkin mi çirkin bir kızcağız.
Hemen Mecnunu çağırtmış sarayına, demiş ki;
“-Allah aşkına ne buldun bu çirkin kızda? Çevrene bak bir hele, sarayımdaki güzellerden istediğini sana vereyim, hiç olmaz ise aşık olduğuna deysin”
Mecnun’un cevabı ise;
“- Sen bir de benim gözbebeklerimden gör Leyla’yı
Aşk bu işte, kendinden geçme. Sevgi bu işte, aşka yol tutan. Aşkın bedenle ilgisi yok, bir ruh hali, sarhoşluk. Sadece kendinden geçme, sevdiğinin uğruna yok olma.

1986 ya da 87 yılı yaz günleriydi sanırım, bir çay bahçesinin yanından geçiyordum. Televizyonda ya arabesk bir film oynuyor ya da arabesk bir müzik çalıyordu. Acılı, arabesk müziğin sesinden, yaklaştıkça rahatsızlık duyduğumu düşünmeye başlamıştım ki, duvarın kenarına diz çökmüş, gözleri yaşlı bir genci görünce, bir anda, bütün düşüncem değişti.
O an belki bir ömür kadar süreyi birkaç saniye içinde yaşadığımı hatırlarım. Beynim adeta son gaz çalışmaya, gözlerimin önünden şekiller ve düşünceler uçuşmaya başlamıştı.
Neydi bu, beni rahatsız ederken o genci ağlatan?
Bu arabesk müzik mi yapmıştı bunu? Yoksa bizler mi ruh hallerimize göre gelen etkiye göre farklı tepkiler veriyorduk?
O genç, bir türlü açılamadığı, ya da kendisini terk eden kız arkadaşına karşı duyduğu aşkı mı yaşıyordu o müzikte?
Yoksa ben Leyla’yı çirkin bulan kişiydim de, o genç mecnun muydu?

Günümüzde gençlerin moda tabirle her an, her saniye aşık olduklarını gördükçe, aşkın yediden yetmişe insanlardaki halini hep merak ederim ve düşünürüm. Nedir aşk? Çocuklarda nasıldır, gençlerde nasıl? Ya ihtiyarlıkta nasıl olacak? Erkekler nasıl hisseder aşkı, kadınlar nasıl?
Aşkın ya da sevginin ifadesi çocuklar ile yetişkinlerde farklımıdır acaba?
Bir çocuk düşünün, oyun çağında olsun. Kendi çocuklarınızı ya da çocukluğunuzu düşünün.
Bu çocuğun aşkı ancak çok istediği bir oyuncak olabilir, ya da elde etmek istediği şey, her ne ise.
Takip edin ve gözlemleyin bakalım neler yapar çocuklar sahip olmak istediği şeyi elde edebilmek için?
Kendisini şekilden şekle, kılıftan kılıfa, farklı kimliklere sokar mı yetişkinler gibi? Yoksa bütün saflığıyla önce ister sonra da ağlamaya mı başlar?
Ağlarken bir ayna tutsanız ve çirkinliğini gösterseniz bile hiç umurunda mıdır?
Siz inat ettikçe, o da inat etmez mi? Hele ağlayarak bir şeyi elde etmeye alıştıysa hiç pes eder mi?
Çocuğun aşkı o ağladığı şeyedir. İllaki onu elde edecek. Bunun için hiç yılmadan mücadele eder, bıkmadan ister.
Peki alırsanız ne olur? Eve gelir, biraz oynar ve bir köşeye ya kırılmış ya da unutulmuş olarak bırakılır o oyuncak, aşk bitmiştir artık.
Aşk bir şeyi elde edinceye kadardır bu çocukta. Gerçekte ise aşk elde edilemeyenedir, arzu edilene duyulan hasretin sonucudur insana yansıyan.
Bir gün bir misafir çocuğu gelip de o oyuncağa el atınca tekrar kıymete biner ancak bu sefer aşk değil de kıskançlıktır açığa dökülen duygular.
Şimdi gelin bir yetişkini düşünün. Oyuncak yerine bir sevgili koyun bakalım neler olacak?
Kız erkek hiç fark etmez, hepsi de elde etmek istediğine karşı bir özlem içindedir, aşk sancıları çeker, heyecan yaşar.
Ancak çocuk gibi saf ve temiz hareket etmez yetişkinler, perdeli davranırlar, kendilerini gizlerler, kurnazdırlar. Sahip olmak istedikleri her neden hoşlanırsa öyle giyinir, öyle konuşurlar, ömür boyu bitmeyecek bir duygu sanırlar aşk diye hissettikleri bedeni arzularını.
Birbirleri için süslenirler, süslü birer paket haline getirirler kendilerini, içlerini göstermezler bir türlü, hep saklarlar.
Gözlerine bir perde çekmiştir onların aşk adını verdikleri bu duygu.
Öyle ki evlendikten kısa bir müddet sonra bu perde açılmaya başlar ve karşılarında hiç tanımadıkları birini bulurlar.
Birbirlerine yabancıdırlar adeta, kenara atılmayı bekleyen oyuncak misali.
Giyiniş, konuşma ve hareketleri, önceden hiç görmedikleri şekillere dönmüştür.
Paketin süslü kağıtları birer birer yırtılmış ve içlerinden kendi öz varlıkları çıkmıştır.
İşte ne olursa ondan sonra olur? Birbirlerini suçlamaya başlarlar.
Kendi başlarına düşünürler, içlerinde sevgi kaldı mı diye?
Ben niye eskisi gibi hissetmiyorum diye de sorarlar birbirlerine.
Oysa kısa bir süre önce ne kadar da çok seviyorlardı birbirlerini ve birbirleri için ölebilirlerdi.
*
Ne zaman olduğunu hatırlamıyorum ama bir gün birkaç yıllık evli bir öğrencimle bu konuyu konuşuyorduk.
Şikayetleri yukarıdakiler gibiydi, hep şikayet ediyordu evlenmeden önce böyle değildi diye. Kendisine; “-Sen böyle miydin?” diye sorduğumu hatırlıyorum.
“-Evet, ben hiç değişmedim” dediğinde peş peşe sorularımı sıraladım;
-Yani onu görmeye gittiğinde kıyafetlerine hiç dikkat etmiyordun?
-Seni görmeye geldiğinde evde normal halinde, pijamayla onu karşılıyordun.
-Birlikte otururken burnunu karıştırabiliyordun.
-O konuşurken hiç dinlemiyor, dışarıyla ilgileniyordun.
Şeklinde soru bombardımanı karşısında gülümsediğini, gözlerinin çok derine daldığını hatırlıyorum.
Adeta heykelleşmiş bir şekilde, gözler derinde iken, sesi adeta çok uzaklardan gelir gibi, “elbette bunları yapmıyordum” dediğini hatırlıyorum.
Evet, aşk gizemlerde saklıdır, sırlarla örtülüdür, elde edilemeyene, hatta edilemeyecek olana duyulan hasrettir….
Devam edecek…..
Almuti

Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Sevgi mi aşk mı? -1 (18) Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sevgi mi aşk mı? -1 (18) yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sevgi mi Aşk mı? -1 (18) yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
hicbitmez
hicbitmez, @hicbitmez
12.3.2010 20:43:32
Asktir seviye dönüsen benim görüsümce ilgi duymadan heycani yasamadan ask olusamaz giderekte sevgiye dönüsecek kadar yer edemezdi insanin icine.Ruhlar uyusmayinca elde etmek icin cok savas verdigin o ask bile biter kesin biter.Suclu aramamak lazim ask bittiginde.Ya o ask biter yada derin bir sevgiye dönüsür.
Sevgi zaten insanin en dogal hallerini her halini,kisinin ruhunu cözdükce olusan birsey.Bütünlük o kisinin her halini cözdükten sonra ruhen gerceklesen birsey.Bunu hissettmemissen o derin sevgi yürege kök salamaz.
Kök salmissa evlilikte kötü zamanlar bile olsa o sevgi bitmiyor.Kopmuyor o baglilik.
Hergün gülüm canim hic bir evlilikte yok zaten.

Ama birde su var,etki cekicilik kimi insan bizi ceker kendine bunu aciklamak da cok zor.
Evli olsak bile.
Ama icimizdeki sevgiye de kiyamayiz,onu cigneyip gecemiyor insan.
Derinden olmasa o sevgi hic birsey tutamaz insani gider istedigi yere.
Ama insani kötü bir hareketten yalnis bir adimdan koruyan ali koyan tek sey sevgi.
Bazen hic umulmadik anda bir etki altinda kalsakta.Etkiyi de askla karistirmamak lazim.
Ben kendi adima konusuyorum tabi kendi görüslerim.

güzel bir yaziydi.
yüreginize saglik
saygilarimla


hicbitmez tarafından 3/12/2010 8:50:43 PM zamanında düzenlenmiştir.
handan akbaş
handan akbaş, @handanakbas
12.3.2010 17:22:07
Yazınız akıcı,konu çok güzel işlenmiş,naçizane şunu eklemek istiyorum;birbirleri için ölüp bayılanlar,evlenince
-evlilik aşkı öldürüyor,biz çıkarken böyle değildi ,diye bir de suçlu bulurlar,aşkın katili olarak.
Çok güzel tespitleri yansıtmış yazınız,tebrikler.
Fikret TEZEL
Fikret TEZEL, @fikret-tezel
12.3.2010 17:08:12
10 puan verdi
'.....'Gerçekte ise aşk elde edilemeyenedir, arzu edilene duyulan hasretin sonucudur insana yansıyan.''

Yine çok yararlı, gerçekçi bir ders..
HÜSEYİN FİNİKELİ
HÜSEYİN FİNİKELİ, @huseyin2020
12.3.2010 16:08:24
9 puan verdi
Yazınız son derece güzel ve bir o kadar akıcıydı. Konu şeçimi mükemmel.Tebrik ederim.


huseyin20 tarafından 3/12/2010 4:10:54 PM zamanında düzenlenmiştir.
CE
CEM SULTAN, @cemsultan
12.3.2010 15:58:32
Çok güzel bir yazıydı hocam.Saygılar
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.