17
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2851
Okunma


O K U M A K ..
Nedir okumak?
Cevabım: KISACA sanattır, ruhani dokunmaktır sayfalara.(cevaplar bitmez bende)
Okumak;
Yazılan kelimeleri tüketmek için değil kelimelerin içinde can bulmak için sayfaya doku(n)maktır.
Okudukca insanın bulunduğu ruh halinden başka bir mevkiye terfi etmesi mümkün olmalı bence,
nefesler tutulmalı bir sonraki cümleye, sabır beslemeli erilecek tümlece.
Okumak;
basit olmamalı, iki kaş arası, tek nefeste tüketilmemeli satırlarda.
Konunun son satırından başlayıp noktayı koymadan veda etmemektir yazana.
Okumak;
yaşamaktır yazanın ruh halini, dolu ya da boş, haylaz ya da serseri..
inmektir derine denize dalar gibi, aldıkları ve öğrendikleri ile yani tuttuğu balığı gururla onu seyredenlere sunar gibi.
Okumak yeni değil arkadaşlar hayatımızda, sevgili Peygamberimize bile "oku" emri gelmedi mi Hira dağında?
Okuyanlar bilir, okumayanlar için kısa bir hatırlatma:
"Hz. Muhammed (s.a.s.) Milâdi 610 yılının Ramazan ayında bir pazartesi gecesi yine Hira dağındaki mağaraya çekilmiş, bütün varlığı ile Allah’a yönelmişti. Bu sırada Cebrail (s.a.s.) kendisine göründü ve:
- Oku, dedi.
Hz. Muhammed (s.a.s.):
- Ben okuma bilmem, dedi.
Cebrail ikinci defa “Oku” dedi Hz. Muhammed (s.a.s.) yine “Ben okuma bilmem” dedi.
Cebrail (s.a.s.) üçüncü defa “Oku” deyince, Hz. Muhammed “Ne okuyayım” diye sordu. O zaman Cebrail (s.a.s.) Kur’an-ı Kerim’de Alâk sûresinin başında yer alan şu anlamdaki ayetleri bildirdi:
“Yaratan Rabbının adıyla oku,
O, insanı kan pıhtısından yarattı,
Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir.
Kalemle yazmayı öğreten O’dur. İnsana bitmediğini O öğretti.”
Böylece Hz. Muhammed (s.a.s.)’e ilk vahiy gelmiş, Kur’an ayetleri inmeye başlamıştı. Bundan sonra Melek kayboldu. Okunan ayetler Peygamberimizin kalbine yazılmış, gibi kendisi de bunları okumaya başladı."
Böyle başlamıştır okumak hayatımızda, hatırlatmada geçtiği gibi ..
"Kalemle yazmayı öğreten O’dur, Rabbimizdir" onun için yazıp onun için okuyan insanlarımız ne hidayetlidir bilinse, farkına varılsa ceket iliklenirdi sanırım karşısında.
Gelelim konuya:
Durum böyle olunca, diyeceksiniz ki anlatılan, anlatılmak istenen ne burda?
Kısaca anlatmak istediğime geçeyim müsadenizle.
Gördüklerim, gözlemlerim doğrultusunda yazıyorum, düşüncelerim tamamen şahsıma ait olduğu gibi hiç bir fikir ordan burdan beyan edilmemiştir kalemime.
Evet gördüklerim, görmeyi istemediklerim"di" belki de.
Hani kısa bir hikaye okursunda sonunu bilirsin aslında ama öyle olmaması için dua edersin okumanın yanısıra içten bir duyguyla. Tıpkı öyle.
Gördüklerim son zamanlarda insanların yazmayı daha çok sevdiği ve okumayıda bir o kadar sevmediğidir.
Okunulacak herşey bir kenara itilmişde kendi yazdığını duyurma çabasına girmiş gibi.
Geçenlerde bir şair arkadaşın şiirine yapılan yorum ile "illallah ettim" olanlar karşısında.
şiir bir yaşanmışlığın (tamam kurgu olanlarda var ama bu öyle değildi) öykümsü anlatımı, anlatılan acı, ağrı, isyan ve içler acısı bir bitiş.
Yapılan yorum "Kutlarım şiiri ve yüregi, ne güzel bir şiir bu böyle" olmuş ve yaşanan acılara alkış tutulmuştu.
Oysa yazan insan kıvranmış yaşanılanın sancısında ve bir anlık iç döküş olmuştu satırlarda rahatlamak adına.
Birşey demek ne haddime, öyle ya herkesin gözü var, aklı var, fikri hatta benden çok bilgisi..
Ayrıldım sayfadan, geçtim yazılara..
Yine aynı senaryo.
Anlatılan bir gerçeğin yine hazin sonu, tamamdır konu güzel hayata dair, en azından okunduğu zaman insan birşeyler almalı ve ders çıkarmalı adına ne kadar hayata dair tecrübeli olsa(n)da.
Yok!
olmaz, dersi bırakın almayı ders verilen sınıfın kapısını bile aralamayan insanlar yine "kutlamış" olayı.
Acı bir tebessüm belirdi yüzümde, bu kadar hafif miydi ya da tembel miydi insanoğlu yaratılışında.
Bu kadar üsten geçit miydi tercihi her konuda.
Üzüldüğüm..
Gözlemlediğim bir başka acı gerçek ise şiirlerin son kıtalarının alelacele kopyalanıp (anlamadan) o iki satıra yapılan kutlama, yazıların son cümlesi kopyalan(may)ıp kutlama yapılması.
Okuma özürlülüğü bu olsa gerek..
Bu bir gerçek ve gerçek olan bir şey daha var ki bizler okuma duygumuzu gerçekten kaybetmişiz.
Aslında bilinse ki kaybettiğimiz her duygu şahsımıza açılan bir yara, tamiratı zor bir enkaz gibidir.
Dilerim ki bu gibi örnekler olmasın,
diliyorum ki bende bu yazıyı tekrarlamayayım ve yine dilerdim ki bu yazı aslında hiç yazılmasaydı şahsımdan.
Okumak adına,
Peygamber efendimiz nasıl ilk olarak Allah için okudu ise bizlerde yine önce Allah sonra yazan için okumalıyız, hakkını vermeliyiz diyorum.(zaman oldukça)
Zira okumak ufkumuzu aydınlatmaya yarayan bir nevi terapidir.
Sürç-i Lisan etti isem affola..
Sevgi ve Saygılarımla
..................................................................................
Duyarlılıklarından dolayı başta yönetim kurulu olmak üzere tüm okuyan, anlayan, yorum yapan ve yapmayan yüreklere destekleri için teşekkür ediyorum..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.