7
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1006
Okunma

Tarihte böyle bir olay var bilmem duydunuz ya da okudunuz mu?
Okumadınız…
En azından şu ana kadar kesinlikle okumadığınızdan eminim.
Çünkü bu vakıayı ben yarattım.
Ne zaman mı...?
-Dün...!
Bayilerden biri elinde haşlanmış yarım mısır koçanını, kâh orasından kâh
burasından dişleye dişleye geldi, ağzı yüzü bulaşık içinde. İçeride de devam
etti dişlemeye.
Adama burada yeme de diyemem,
(koskoca adam bazı görgü kurallarını bilecek yaşta)
İçeriden yani makamımdan..:-)) seslendim....
—Tahir Beyyyyyyy, insan gelirken o mısırlardan birer tane de bize getirir,
(Tahir bey yine her şeyden bihaber, ve koçanı keyifle dişlemekte)
-Size de getireyim müdürüm...
—Yok, yok sağol sana afiyet olsun...
dedim ve işime geri döndüm,
bir süre sonra Tahir bey elinde bir poşet sallaya sallaya servise doğru yöneldi,
yine aradan epeyce zaman geçti ve mesai bitimindeyiz,
personelden birine sordum ne yaptınız mısırları diye,
-Yedik dedi... (İyi afiyet olsun demek zorunda kaldım tabiki)
-Bana yok muydu?
dedim
-Biz size ayrıca ikram edildiğini düşünmüştük dediler.
—Ben yarı şaka yarı ciddi cevabı yapıştırdım.
-Yakında SİCİL RAPORLARINIZ’ı dolduracağım aman diyeyim o günlerde
kimse haşlanmış mısırdan sözetmesin...:-))
İşte böyle kırk yılın başı kendi dilimle rüşvet istedim, yedirmeyen Mevlam yedirmiyor,
mısırları elemanlar yedi, ben de rüşvet yemekten kurtulmuş oldum.
ARALIK/2009