Soyulduğu halde gülen adam hırsızdan bir şey çalmış demektir, boş yere üzülen ise kendi kendini soyar. william shakespeare
haticeak
haticeak
VİP ÜYE

ayağımda kundura

Yorum

ayağımda kundura

12

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1977

Okunma

Okuduğunuz yazı 20.2.2010 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

ayağımda kundura

El yapımı olduğu her halinden belli olan, evin arka yüzündeki rafta duran iki çift kundura görmüştüm çocukluğumda. Renkleri bordoya benziyordu, topuklarının ahşap olduğu ise alenen ortadaydı. Sıkça giyilmediklerinden olsa gerek, iyice gevremişlerdi; burunları havaya doğru kalkık vaziyette duruyorlardı.

Hep özenmiştim onlara... Kunduraların durduğu yerin yüksekliği boyumu epeyce aştığından, Vita yağı tenekelerini çaprazlama üst üste koyup onlara ulaşır, zaman zaman gizlice denerdim. Ancak kaskatı kesildikleri için artık sadece rafı süslemeye yarar haldeydiler.

Bazı şeyler ukde olur ya insanın içinde, benimki de öyle olmuştu. Babamdan kundura istediğimde, "Ortaokula gidince alacağım," demişti. Bu sözü aldığımda henüz ilkokula bile başlamamıştım. Zamanla unuttum tabii...

İlkokul bitti, ortaokul serüvenim başladı. Kaydımı, bir aile dostumuzun yardımıyla gizlice yaptırmıştım. Kitap ve defterden yana sıkıntım yoktu; benden iki sınıf önde okuyan erkek kardeşimin kitaplarını ve defterlerinden kalan boş sayfaları kullanabilirdim. Ama ya kılık kıyafet?

Asıl zor olan buydu. Babam, kundura için ortaokulu şart koşmuş olsa da okula gizli kaydolduğum için onun nazarında bir nevi "disiplin cezalı" durumdaydım. Babam, "Büyükleri okudu da ne oldu... Yedi bitirdi, bu da gitmeyiversin," demişti anamı ikna etmeye çalışırken. Ben bunu duyar da durur muyum? Biraz ağlayıp sızlayarak okumak için anamı razı ettim.
Babam da anamın lafının üstüne laf koymazdı bildiğim kadarıyla.

Siyah parlak bezden, "naylon" denen cinsten, belden büzgülü bir önlük dikildi bana. Ne kadar da parlaktı... Yalnız noksan olan bir şey vardı: Önlük tamam, siyah çoraplar tamam... Ama ayaklarım? Ayaklarımda genellikle en sevdiğim renk olan mavi lastik pabuçlar vardı.

Günlük yaşamda giydiğimiz bu lastik pabuçların yadırganacak bir yanı yoktu aslında. Ama ya okul? Okulda onca öğrenci yepyeni, ışıl ışıl kunduralarıyla gezinirken lastik pabuçla olmak biraz zor olacaktı. Yine de kendimi teselli ediyordum: "Sonuçta başarıyı aklımızla kazanacaktık; ayağımızdaki pabuçla ya da sırtımızdaki paltoyla değil..."

Kardeşlerimle birlikte ilçede kiralanan bir evde oturuyorduk. Bizimle aynı köyden olan, hali vakti bize göre daha iyi bir komşumuz vardı. Benimle yaşıt ama beni ikiye katlayacak kadar iri yapılı bir de kızı: Serpil.

Komşumuz Fatma Abla bir gün beni çağırdı. Elinde az yıpranmış bir çift kundura tutuyordu, denememi istedi. İçim gitmişti o kunduralara ama biz birilerinden bir şey alıp yemeye ya da giymeye alışkın değildik. Ne kadar ısrar ettiyse de almadım. "İyi o zaman," dedi, "Annen gelince ona söyleyelim, eğer izin verirse bu pabuçlar senin olur." Serpil çabuk geliştiği için, bir yıl önce aldıkları pabuçlar ona küçük gelmişti. "Çöpe atıp ziyan olacağına bir çocuk sevindiririz," diye düşünmüşlerdi.

Anam ayda bir ilçeye gelir; bize ekmek yapar, erzak getirir, sonra tekrar köye dönerdi. Bu kez gelmesini iple çekmiştim. O gelince izin alınacak ve ben de kundurama kavuşacaktım. Nihayet anam geldi, mesele anlatıldı ve onay alındı.
Artık Serpil’e küçük gelen o kunduraların sahibi bendim!

Ne de olsa benim de bir kunduram vardı artık. Kim tutardı beni? Derslerde her soruya parmak kaldırıp sınavlardan en iyi notu almamak için hiçbir mazeretim kalmamıştı. Başarılı da oldum.

Ortaokul birinci sınıfın dışında, lise de dâhil olmak üzere tüm sınıfları bütünlemesiz geçtim. Serpil de öyle... Liseden sonra birbirimizi hemen hiç görmedik ama ne Serpil’i ne de o kundurayı hiç unutmadım.
Teşekkürler sevgili Serpil, teşekkürler Fatma Abla...

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Ayağımda kundura Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ayağımda kundura yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ayağımda kundura yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
ahmet umut
ahmet umut, @ahmetumut
21.2.2010 18:42:20
Yazıyı ikinci okuyuşum,insanların yaşamlarında benzerlikler,yazgılar aynı olabiliyormuş.Benim ayakkabı konusunda buna benzer anıım var.Yazını okuyunca yıllar öncesini,çaresizlikleri yaşadım. Ama herşeye rağmen hayat mücadelesi anılarımızda derin iizler bıraksada yıllar sonra anmak güzel.
İnsanların geçmişini gururla anlatması bence onurlu bir davranıştır..İşte biz böyle bir ortamdan geldik.Yokluk,yoksulluk bizim utancımız olmamalı.Bu duygularla yazılan bu güzel anıyı ve yazan gönülü kutlarım
Sevgi ve saygılar
SÜLEYMAN Lemos YILDIZ
SÜLEYMAN Lemos YILDIZ, @suleyman-lemos-yildiz
21.2.2010 13:24:56
Hocam , Bu anınız , bizi aldı 50 yıl geriye savurdu. O yıllarda hane içindeki paylaşma duygusu konu ve komşudan öte mahalleye kadar sirayet ederdi. Ya şimdi ? Kaleminize küvvet . Gönlünüze sağlık olsun dileklerimle esen kalınız
HÜLYALVER
HÜLYALVER, @hulyalver
21.2.2010 10:06:33



Tanıdıkça daha çok seviyorum seni...Böylesi kaç anı ben,biz, kimbilir?...

Vaktin bol ise bacım yazıya ağırlık ve,r sende biriken ne çok şey var kimbilir?
gulnagme
gulnagme, @gulnagme
21.2.2010 09:55:43
Hüzünlü olsa da yazın o kadar güzel yalın bie dille anlatmışsın ki.Etkilenmemek mümkün değil.Bu yazı ile geçmişinde bir yolculuk yapmışsın ve bundan sonra gelişen olayları da okumak isteriz.(okul hayatın ve ilk göreve başlaman)
Seni can-ı gönülden kutluyorum.Selam ve saygılarımla
Fikret TEZEL
Fikret TEZEL, @fikret-tezel
21.2.2010 08:01:03
9 puan verdi
Günün yazısına ve yazarına tebrikler.
Bizlere yaşattığı çocukluk ve yoksulluğun acı duyguları sayesinde, çoktan hak etmişti seçkiyi...
handan akbaş
handan akbaş, @handanakbas
21.2.2010 00:23:42
Günün yazısını ve yazarı kutluyorum.Başarılı bir çok öğrencinin,
maddi imkanlar kısıtlı da olsa,bunu başarmalarına güzel bir örnek,saygılar.
Eser Akpınar
Eser Akpınar, @eserakpinar
21.2.2010 00:14:16
Bazı durumlarda Polyanna cılık yapmak lazım diye düşünürüm. Bu felsefeyi çok sevmesem de..Geleceğe dair dayanakları olmayan insanlar kendi başlarına ayakta durmaya mecburdurlar..Bu mecburiyet sağlam, dik ve güvenilir kişilikler yaratır..Zorlukların içinde nadide bir çiçek yetişir...
Saygılar.....

Kutluyorum güne düşmeyi hak eden yazınızı...
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45), @emineuysal-emine45-
21.2.2010 00:05:34
Çok güzel bir azıdı. Bir zamanlar hepimiz böyledik. Şimdi neden doyumsuz oldu çocuklarımız?

Kutlarım yazarı ve yazısını sevgilerimle...
su_misali(Gülhun Ertilav)
su_misali(Gülhun Ertilav), @su-misali-gulhunertilav-
20.2.2010 22:24:14

şimdi çocuklara
ayda iki tane ayakkabı alın isterseniz
hiç mi hiç değeri yok onların yanında

güzeldi paylaşım

kutlarım Hatice hanım

saygılarımla


Ha
Halil DENİZ, @halildeniz
20.2.2010 14:15:21
Aslında hepimizin ve herkesin bir pabuç hikayesi vardır.
Kimilerinin hüzün doludur, kimilerininde neticede sevince dönüşmüş hikayesi.
Asıl hikayede dikkatimi çeken biraz da geri planda kalmış ''onur''.
Fakiriz ama onurumuz var; gidip hırsızlık yapmıyoruz, ailemizin onuru kırılır mülahazasıyla bize hediye edilen ayakkabıyı yine ailemizin müsadesi olmadan alıp giyemiyoruz. Kibirli değil onurlu milettiz. İşte biz böyle milletiz.
Umarım hiç kırılmasın onurunuz.
Güzeldi.
Saygılarımla selamlar....
N. B. Ç.
N. B. Ç., @n-b-c-
20.2.2010 11:59:20
9 puan verdi
Hüzünlüydü yazınız. Sanırım gerçek bir hayat hikayesi.
Anlatımınız son derece güzel ve akıcı. Yalnız yine de anlatılmak istenen duygu tam anlatılamamış gibi veya söylenmek istenen bir kaç söz varmış ta vazgeçilmiş gibi.
Yinede çok güzeldi.
Fikret TEZEL
Fikret TEZEL, @fikret-tezel
20.2.2010 10:19:09
9 puan verdi
Hüzün verdi öykü, şu yalancı denilen bahar sabahında. Sahiden siz inanır mısınız baharların yalancı olabileceğine ?
Okul yılları ve hele yoksulluk, çok değişik duygular veriyor insana. Neler geliyor gözlerimizin önüne ? Öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız, aşklarımız. En çok da diğerlerinden farklı olan, eksik olan yanlarımız acıtıyor içimizi. Ya âşık olduğumuz insanın bizden farklıysa çok şeyi ? Acı, öylesi de çok acı.

Fikret TEZAL tarafından 2/20/2010 10:20:47 AM zamanında düzenlenmiştir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL