4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
7361
Okunma
OMUZA TACİZ
Ders bitimi, bitkin bir şekilde çıkıp belediye otobüsüne binmiştim. Cam tarafı dolu olduğu için koridor tarafındaki boş koltuğa oturmuştum. Haziran başındaydık. Sıcaklar kavuruyordu adeta. Üzerimde kısa kollu bir gömlek vardı. Bayanlarda sıcaktan bunalıyordu. Kısacık ve ip ince giyiniyordular. Cebecide fakültenin önünden hareket ettiğimizde otobüs hınca hınç dolmuştu. Bir süre sonra tepemde, beni iyice cam tarafına doğru bastıran iki bayan dikilmişti. Aralarında koyu bir sohbete koyulmuştu bu iki öğrenci. Zaten çok yorgundum. Hangi birine yer verecektim?
Bir süre sonra ayağa kalkıp yer vermediğime pişman olacaktım. Bir durak sonra bayanlardan biri, sağ omzumu iki bacağımın arasına iyice yerleştirerek abanmaya başladı. Utanıyordum. Başımı kaldırıp yukarı bakamıyordum. Tiril tiril ince bir etekten teninin kıvrım ve kabartılarını hissediyordum. Sıcaklığı yakıyordu sanki. Aklım oraya kaymıştı. Hiçbir şey yok gibi duran bayanlar gayet rahat sohbete devam ediyordu. Etek ardından kolumu sarmalayan bacaklar ter yapmıştı bile. Otobüs sallandıkça hafif dairesel baskılarda geliyordu. Bir süre sonra taciz sarsıntı yokken de sürmeğe başladı. Nefsimle, fikrimle, şeytanımla ve sıcakla savaşıyordum. Nefsine yenilenlere şimdi daha hak veriyordum. Kızcağız apaçık omzumu taciz ediyordu. Ya da omzumu kullanarak otobüste aleni tatmin fantezisi yapıyordu. Hep erkekleri tacizci, fortçu diye bilirdik ama bu ikinci taciz olayı idi başıma gelen. Yine otobüste çok kalabalıkta kot pantolonlu bir yaşıtım kız, poposunu kucağıma yerleştirerek Keçiören’den dış kapı askerlik şubesinin önüne kadar o şekilde benimle seyahat etmişti. Kucağımda da rahat durmamıştı. Sürtüne sürtüne önümü aşıtmıştı. Şikâyetçi değildim elbette. Hep bana mı rastlıyordu? Beklide ben fesattım. Beynim yorulmuştu ama taciz o kadar açıktı ki yaşamak lazım. Buna da itiraz edecek gücümde, niyetimde yoktu. O gün emin oldum ki; her kadın her erkeği baştan çıkarabilir. Bayanlar Maltepe de indiler. Otobüsün önünden caddenin karşısına geçtiler. Henüz hareket etmemiştik. Geriye dönüp bana baktılar. Göz göze gelmiştik. Yüzlerindeki ciddiyet yerini sinsi ve net gülüşmelere bırakmıştı. Millet anlamıştır diye utandım.
Aradan yıllar geçti. Hala unutamadım bayan tacizlerini. Taciz suçtur. Bayanların tacizinden şikâyetçi olup hakkını arayan erkek var mıdır? Neden? Pekiyi tacize uğrayan her kadın şikâyetçi oluyor mu? Şikâyet edenler neden ediyor?
Bu olaylar gerçekten başımdan geçmiştir. Tacizci bayanlar kitabımı okusalar bana şahitlik ederlerdi. İçlerinden tabii.
…………………………………………
…………………………………………….
…………………………………………..
Yaşamak hoş sizin hikâyenizi,
Korsan olmak ve bestekâr olmak.
Sevmek onlar gibi çılgınca sizi,
Bu duygusuz atom çağından uzak.
*
Ne yazık anlamazsınız. Siz ki;
Ne çiğ gerçeklerin içindesiniz,
Geçecek ömrünüz, bulup birini,
Ya didinmekle sevgisiz, şiirsiz;
Ya giyinmekle sade kukla gibi. Mehmet Çınarlı’dan. ( Zaman Perdesi )
Ya didinmekle, ya giyinmekle sahte rollerde oynayacağız. Ömür tüketeceğiz. Kıyamete kadar.