Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına taç olmaktan iyidir. (mevlana)
aslı durak
aslı durak

ağlama odası

Yorum

ağlama odası

5

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

882

Okunma

ağlama odası

AĞLAMA ODASI

Salonda, sehpanın üstünde duran çerçevenin içinden güzel bir kadın bakıyor. Güzel ama

öyle çatık ki kaşları Korkutuyor beni. Bu kadın, benim halam.

- Babaanne, halam neden böyle üzgün? Neden hep sert, azarlayacakmış gibi bakıyor? Ben

mi kızdırıyorum onu?

-Yok, ibrişim oyam. Neden sana kızsın? O seni çok sever.

-Neden hep bana bağırıyor o zaman?

Gel, otur kucağıma da anlatayım:

-Halan kocasını çok severdi, hasta olduğunu bildiği halde evlendi onunla. İki çocukları

oldu. Çocuklar küçüktü, halan yirmi yedi yaşındayken kaybetti kocasını. Ondan sonra da

hiç gülemedi işte. Söyle bakalım neden üzgünmüş halan?

- Kocası gitmiş de ondan.

-Peki neden çabucak kızıp bağırıyor bakalım onu da bilecek misin?

-Çünkü onu özlüyor.

-Canıım, kocaman olmuş da nasıl anlarmış her şeyi. Sen sakın üzülme, bak büyüdün artık,

onu anlarsan üzülmezsin. Tamam mı güzel kızım?

-Tamam babaanne. Ben büyüdüm değil mi?



Ağladığım zaman halam bana çok kızıyor. Ne yapayım annemi ne zaman özlesem akıyor

göz yaşlarım. Burnum akınca nasıl içime çekebiliyorsam, öyle içime çekmek istiyorum

yaşlarımı. Olmuyor.

-Kaç kez söyledim sana! Neden ağlıyorsun? Kocaman kız oldun. Güçlü ol! Ağlama! Kaç

yaşındasın sen? Söyle bakalım!

İçimi çekmekten, konuşamıyorum ki. Konuşabilsem, belki de "sen niye hep üzgünsün o

zaman? Güçlü olup gülsene. " diyeceğim ama yüksek sesinden korkuyorum. Koltuğun ucuna

oturmuş sallıyorum bacaklarımı. Duvardaki saat gibi, ama sağa sola değil, ileri geri, ileri

geri, ileri...gözlerim ayak uçlarımda. Susamadığım için bir elimin bütün parmaklarını açıp

öteki elimden de bir parmak ödünç alarak yanıtlıyorum sorusunu.

-Nasıl da biliyorsun yaşını bak. Aferin büyümüşsün işte. Bir de şu bacaklarını sallamasan!

Demedim mi sana zarif hanımlar böyle oturmaz diye!... Aaaaa! Daha ağlıyor musun sen!

Doğru ağlama odasına! Susmadan da çıkma oradan!

Evet, yaşadığım evde bir ağlama odam var benim. Arada bir gelen konukların odası,

benim "ağlama odam". Oturduğumuz odanın devamıymış eskiden, sonra aradaki kapıyı

kapatıp iki yanına kalın kumaştan perdeler takmışlar. Bu kum rengi perdenin üstünde

kabartma bir resim var. İçeri girmemek için oyalanırken resme bakıyorum: benim

yaşlarımda bir çocuk büyük bir ağacın altında oturmuş, çevresinde kuzular... . Biri, başını

çoban çocuğun dizine dayamış. Gözlerimden akan yaşlar elime, oradan da kuzunun başına

damlıyor. Ben de orada, çobanla kuzuların yanında olmak istiyorum. Ama, susmadığım için

ağlama odama girmeliyim. Perdenin ardındaki kapıyı açıyorum usulca....

Bu odayı, ağlamak için değil, içindekileri seyretmek için girdiğimde daha çok seviyorum.

Önce kanepeye oturuyorum. Sırtımı duvara yasladığımda ayaklarım minderin kenarına

geliyor. Bacaklarımı sallamak istiyorum, bu kez de sırtım boşta. Bir türlü yerleşemiyorum.

Ben de süslere bakarım o zaman. Odada oturma takımları, masalar, camlı bir dolap,bir de

hem masaya hem camlı dolaba benzeyen bir şey var. Baba annem "konsol" diyor buna.

Konsolun üstündekilerle, camlı dolabın içindekiler çok güzel. Ama ellemem yasak. Ben de

ellerimi arkamda kavuşturup öyle bakıyorum. Öyle ince ve güzeller ki hiç istemem

kırılmalarını. Perdeler kapalı, güneş, usulca merhaba diyor bana sıcaklığıyla. Halamı

perdenin ardındaki güneşe benzetiyorum. Orada olduğunu biliyorum ama ulaşamıyorum

sıcaklığına. Anneme sıkıca sarılabilirdim....Yine akıyor yaşlarım.

Ağlama odamda çok sevdiğim, küçük bir heykel var. Uyuyan bir kadın bu. Önce yalnız

yüzü görünüyor. Üzerinde bir örtü var, kıvrımlarını okşuyorum parmak uçlarımla. Örtüyü

tutup kapı gibi, ama yukarı doğru açılan bir kapı gibi açabiliyorum. O zaman soyunuyor.

Ama güzelliği hiç bozulmuyor. Yüzündeki yumuşaklığı çok seviyorum.

Ben, ağlamam bitmeden buradan çıkamam. Ama dedem gelebilir. Bu gün de geliyor yanıma.

O da çok seviyor uyuyan kadını. Elleriyle, gözleriyle okşuyor sık sık. Benim baktığımı

görünce de yakalayıp öpüveriyor. Bıyıkları yanağıma batıp gıdıklıyor beni. Tutamasın diye

kaçıyorum kovalayıp yakalıyor. Yine öpüyor. Keşke bıyıkları bu kadar batmasa. O zaman

kaçmazdım. Ama o da beni yakalamak için kovalamazdı, bu kadar gülemezdik o zaman.

-Çok mu seviyorsun bu uyuyan kadını ?

-Evet dedeciğim. Bu odada en çok onu seviyorum.

-İyi ya. Ben uzak bir yolculuğu çıkınca senin olsun o zaman.

Sevinçle ve coşkuyla soruyorum:

-Ne zaman gidiyorsun dede?

-Bilmem. Daha küçüksün, kıymetini bilemezsin. Sen iyice büyüyene kadar baban bakar

ona. Sonra hep senin olur. Şimdilik sana üç tekerli bir bisiklet alalım da... İlahi çocuk! Sen

çok yaşa emi!...

Nedense çok gülüyor bana. Yakalayıp bıyıklarıyla öpüyor beni yine. Sonra kuruyan

yaşlarımı bir kez daha siliyor. El ele çıkıyoruz odadan.

Artık biraz daha büyüdüm. Geçen hafta doğum günümdü benim. O gün de ağlama odama

gittim ama dedem çabucak çıkarttı beni.

Yakında okula gideceğim. Önlük almaya gideceğiz bu gün. Sevinçle yataktan kalkıyorum.


- Günaydın baba anneee. Deedeee günaaydıın...

Kimse yanıtlamıyor beni. Kızarmış ekmek kokusu da duyulmuyor bu gün. N’oluyor? Dedemin

odasına koşuyorum. Kapı kilitli. Bütün odaları dolaşıyorum. Oturma odası çok kalabalık,

hiç tanımadığım insanlar da var. Babaanneme koşup sarılmak, sığınmak istiyorum. Neden

ağlıyor bu insanlar? Hem neden burada ağlıyorlar? Ağlama odama nasıl sığacak bunca

insan?

- Ne oldu babaanne? Sen hiç ağlamazdın.

-Deden....yolculuk... kesik kesik konuşuyor babaannem, yanakları ıslak. Ama başı dik,

dudakları düz bir çizgi gibi sıkılmış, çenesi yukarıda. Bana hep güçlü ol ipeğim derdi. Güçlü

olmak bu mu?

-Ne zaman dönecek?
-..........

Halama bakıyorum. Ağlaması durmuyor. Hiç susmayacakmış gibi ağlıyor halam. Ona doğru

attığım ilk adımlar ürkek. Uzanıp elini tutuyorum, çekiştirip kaldırıyorum onu. Çabuk

olmalıyız yaşlarım akıyor yanaklarımdan. Çabuk... Çabuk ağlama odasına...




Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Ağlama odası Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ağlama odası yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ağlama odası yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
saba35
saba35, @saba35
29.1.2010 22:01:09
10 puan verdi
Tekrar tekrar okudum.Okudukça hüzünlendim.
Etkisinden kurtulmak mümkün değil.
Öyle içten,öyle derin ki...
Bir de yaşanmış olması ilgiyi katladı
Şimdi hüzünlü bir anı olarak kaldı ağlama odasındaki izler.

Kutluyorum canım...
Günüme düşendi...

Sevgimle hep...
ömer osmanoğlu
ömer osmanoğlu, @omerosmanoglu
29.1.2010 16:59:10
10 puan verdi
son dönmelrde okuduğum en içli yazıydı..aldı götürdü beni çocukluğuma..yaşam ne kadar renkliymiş meğer o zamanlar..şimdi gibi grisi fümesi siyahı yokmuş..hani bizim mavilerimiz.yeşillerimiz..kırmızılarımız nerde.
bin berekekt yüreğinize..Allah gidenlere rahmet eylesin.
Fikret TEZEL
Fikret TEZEL, @fikret-tezel
29.1.2010 16:41:51
10 puan verdi
Şanslı günündeyim. Bu sayfaya uğrayıp, çok güzel bir kalem ve mükemmel yazılmış bir öyküye rastladım. Tebrikler.
kurtoviç
kurtoviç, @kurtovic
29.1.2010 14:41:04
10 puan verdi
Duygu,sevgi,özlem yüklü satırlar.
İnsan olmak çok kolay, hem de zor...
Anahtarıysa...Dedelerimizde,babaannelerimizde biraz.
Varolun hep.
Selam,saygı.
güler tuncay behzat
güler tuncay behzat, @gulertuncaybehzat
29.1.2010 13:54:04
8 puan verdi
çok beğendim sürükleyici fakat devamı olmalıydı bence :)
Paylaş
YAZI KÜNYE
Tarih:
29.1.2010 12:38:48
Beğeni:
0
Okunma:
882
Yorum:
5
BEĞENENLER
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL