4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
10629
Okunma
Ay ışığını sevmeyeniniz yoktur sanırım… Ay ışığında hep farklı gizemler bulurum… Çocukluğumda çimenlere yatar o pırıltılı anların güzelliğini ruhumda doyasıya yaşardım. Ne zaman bir deniz kenarında otursam ayın denizle buluştuğu saatleri izlemek için hemen bir kayalığa ya da kumlara oturup o güzelim ışık yansımalarını ve yakamozu seyre dalarım. Farklıdır gecenin büyüsü, o sakin saatlerin tınısında, ruhunuzla buluştuğunuz anları cümlelere dökmek gelir içinizden. Her sözcük sanki ay ışığından gelen bir yansıma gibi sıralanır. Gece kendinizle ve yüreğinizle bütünleşirken duyguların üst düzeye çıktığı, hafiften mırıldandığınız bir şarkının ezgisiyle esrik anların parçası olursunuz. Ay ışığı denize sarılıp ona ışıklarıyla serenat yaparken yakamozlarda dansa başlar.
Biz yakamozları hep ışık yansıması olarak biliriz ki onların hepsi birer canlıdır.
“Ay ışığı yakamoz; genellikle yanlış bilinen yakamoz ay ışığı suya, denize vuran yansıması değildir. Yakamoz bir canlıdır, Latince ismi Noctiluca Miliaris ya da Noctiluca scintillans olan bu canlı, bir biçimde ateş böceğinin denizde yaşayan sürümüdür. Lüminesans maddesini vücudunda barındıran bu canlıya dokunulduğunda bir ışık saçar. Bu canlı bir bakteridir, yani milimetrik boyutlarda bir canlıdır. Bunlardan milyonlarcası bir araya geldiğinde geceleri bir kayık geçerken veya bir balık sürüsü geçtiğinde bu canlılara çarparak ışık çıkartmalarına neden olurlar. Sucul yaşama sahip olan bazı bakteri türleri, su yüzeyine düşen ışığı yansıtma özelliğine sahiptir. Ay veya güneş ışığının su yüzeyinde gördüğümüz yansıması da, suyun kendisinin ışığı yansıtma özelliğinin yanı sıra, suda yaşayan bu bakteriler aracılığıyla gerçekleşir. Bu tip bakterilerden bazılarını, özellikle ıslak sahil kumunda da geceleri görebilirsiniz. Hatta yakamoz olayının gerçekleşmesi için, ortamda belirli bir ışık kaynağının (ay ya da güneş gibi) bulunmasına da gerek yok. Biyolüminesans adı verilen metabolik olay sayesinde, bu bakteriler "yakamoz" olarak gördüğü ışığı üretebilirler. Dinoflagellatlar olarak bilinen oldukça küçük ve flagella adı verilen uzantıları sayesinde hareket yeteneğine sahip olan tek hücreli canlılar (planktonlar), yakamoz görüntüsünü oluştururlar. O yüzden balıkçı sandallarında yüksek bir direk ve bu direğin ucunda oturulacak bir yer vardır. Gırgır motorlarının köprülerinin çok katlı ve en üst kattan bile kumanda edilebiliyor olmalarının bir sebebi de budur. Balıkçılardan biri buraya oturarak ay olmayan geceleri balıkların yakamoz yaparak geçtikleri yolları görüp dümenciyi oraya yönlendirirler veya doğrudan kendileri tekneye (gemiye) kumanda eder. O yüzden Lüfer avlarken Lüks ışığı kullanılır, ışık balık gelsin diye değil misinanın değdiği, yakamozların çıkardığı ışıktan Lüfer korkmasın diye Lüks ışığı ile yakamoz ışığını öldürmek için kullanılır.”
Ay ışığı ve yakamoz… Siyah dalgalardaki pırıltılar, bir gelinin siyah saçlarından dökülen simler gibi uzanır geceye. Düşler ülkesinin esrarlı düğünü gibi yakamozlar dansa başlar, dalga sesleriyle bütünleşir gece. Ay ışığının, denizin, gecenin gizeminde buluşan nice yürekleriz. Yaratanın o eşsiz güzelliğinde buluşan gözleriz, seyrederken dalıp gittiğimiz anların şahitleriyiz. Pırıltılar yaşamınızdan eksik olmasın!
Dokunduğun her hücremde seni hissetmekti yakamozlu saatler…
Sanrım Olsan...
D/okununca s/açlarım yüzüne
t/utkulu bir savaşçıdır
göğsüme aldığım kalkan
yarenim /sabahlarım olur
tuttuğum deniz ellerin
dalga dalga çoğalır
yatağı yosun
sevmedir yumuşak b/akışların…
ne vakit uykuya sarılsa gözler
ayakucumda bir sen
beliren her gölge senden geçer
rüyalarda, düşlerde
yüzüm avuçlarında doğar güneşe
lâle zamanının renklerini çalar
şimdi İstanbul ilkbahar…
deniz mavi iklimlerde
kıyılar sensiz, yakamoz ıssız
parklar kimsesiz
bir bank oturuyor kendiyle
çınar yılları sayalı çok olmuş
Kadıköy geziyor
sevgilisi Haydarpaşa’yla
bir yolcusunu bekler
sırtında bir dağ
heybesinde umut olanla.
…
gelir elbet,
dizeler doldurup ceplerine
sarıp imgeleri diline
rüzgârlarda düşer peşine
bu şehir ne düşler gördü
geçilir boğaz
vapurlarda öttürür düdüğünü
martılar da sevinir
simitçiler de…
deniz t/s/anrısını
denizden bir kız bekler
k/uyruğuna takılı şiirlerle…
Neslihan YAZICILAR
(Sanrı;
Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon.)
Sevgili YAKAMOZA küçük bir anı olması dileğiyle...
www.ereglionder.com.tr/Yazilar.asp?id=1794