18
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1812
Okunma
Dostum Ali İhsan’ı görmüştüm mahallede. Kucaklaşıp kahveye girdik. Çaylarımızı yudumlarken sohbet koyulaştı. Siyaset ve kadınları konuşmaya bayılırdı.
Yeşim Talkım isminde medyatik bir sanatçı, geçenlerde hemcinslerini kızdıran açıklamalar yapmış. Bütün samimiyeti ile açmış ağzını, yummuş gözünü:
- İşte bu yüzden erkeğin bir sevdiği kadın vardır, bir de sokakta gezdiği, eğlendiği, zaman geçirmekten zevk aldığı kadın vardır. Bunları karıştırmamak lazım. Kısa süreli ilişkiler, bu kadının da tercihidir zaten. Kadın da gezmek eğlenmek ister. Kadın da olaya ciddi bakmaz. Eğer erkek ilişkilerine ciddi bakıyorsa kadın da ciddi bakar. Zaten o ilişkiler de evlilikle sonuçlanır. Ama yine de her çıkıp gezdiğimizle ciddi olacağız diye bir şey yoktur. Erkek için de yoktur kadın için de yoktur.
Ünlülerden pek çok tepki almış bu görüşlerine.
Hülya K.Yiğit: - Öncelikle böyle bir ayrım olamaz. Sadakat iki tarar içinde geçerlidir. Erkeğin sadakatsizliği normal gösterilemez.
N. Şoray:- Böyle kadınlar vardır ama istisnadır. Bence erkek, kompleksleri yüzünden aldatıyor.
Pek çok ünlü buna benzer görüşler beyan etmiş. Erkek tarafını hatırlamamışlar bile. Ben bunu üniversitelilere sorardım.
Bir erkek bir bayan ev tutup, okul bitene kadar karı koca yaşayan o kadar genç var ki. Sorardım onlara:
- Sevdiğiniz karşı cinsten biri ile aynı evde kalsa içiniz rahat olur mu?
- Sevdiğinizin bakir ya da gayet deneyimli oluşu fark eder mi?
- Aşk her şeyi affeder mi?
- Bende bunların cevabı yok Birol. Bunları bırak da bir haftadır neredeydin diye sor bana.
- İstanbul’a terlik almaya gittin.
- Sanki elimdekileri satıp bitirdim de.
- Eeee
Seyyar terlikçi Ali İhsan tam bir kadın perverdi. Kadınlara olan zaafı inanılmazdı. Her kadına ilk önce “yollu mu” diye bakardı. Bana doğru sokularak, kısık sesle ve heyecanla anlatmaya başladı:
- “Bir aydır peşinde olduğum bir kadın vardı. Yazıyor ama nazlanıyordu. Benim gibi kurt yer mi. Geçen pazartesi işi bağladım. Güzel bir terlik alıp kapısına gittim. Kocası mühendismiş. Ay ya da haftalık iş seyahatlerine çıkarmış. Kendisi de çok yalınız kalırmış. Sohbet, muhabbet derken; yatak. 26 yaşında muhteşem bir balık. Ayrıca fakülte okumuş. Yatakta da bir isterik. Sen isterik bilir misin? Hiç rastladın mı? Kendi istediği sürece gidebileceğim. Eşi bir ay yokmuş. Bir haftasını birlikte geçirdik.”
Diyordu çapkın terlikçi. Erkek yapınca çapkınlık kadın yapınca fuhuştu Türkiye’de. Ama bir gerçek vardı ki; bu adam aşk ilişkilerini kitap yapsa Nobel Edebiyat Ödülünü alırdı. Hem de defalarca.
- Mutlu değilmisin yuvanda?
- Gençken daha yakışıklı ve güçlüydüm. Kadınlar beni baştan çıkarırdı. Alıştırdılar vazgeçemiyorum. Haram ama haram kanımı kaynatıyor. O işi çoğu arzuladığı için yaptı benimle. Çok azına para ya da hediye verdim. Güzel çirkin ferketmiyor artık. Vurup geçiyorum. Çocuklarımın anasını da elbet seviyorum. Evimde de çok mutluyum. Dedim ya takılmıyorum. Vurup geçiyorum.
Dedi. Dona kalmıştım. Ya, bayanlarda bu ahlaksızlığı çapkınlık sayarda bunun gibi düşünmeye başlarlarsa ne olurdu toplumun hali? Ali İhsan’dan ürkmüştüm. İlişkilerimi seviyeli tutma kararı almıştım. Bu arkadaş tehlikeliydi. Nefislerimizin ihaneti eşlerimizin ihanetinden önemsiz miydi?
Vurup geçemeyenler, vururken vurulanlar, vurduranlar, vurdurtulanlar gibi çok geniş bir yelpazeydi. Gayrı ahlaki ihanet dairesiydi.
Dünya mahallesi, hayat sokağı, iffet apartmanı bir numarada oturuyornuş fahişe, mühendis eşine ihanet eden Arzu Yosma hanım. Bence çok yakında deşifre olur. “boşanıp bitişiğinize taşınır” dedim. Güldü. İhanet dağlardan ağırdı ama insan tınlamıyordu bile. Tadana kadar acısını bilemezdi. Kötülük insandan ürküyordu. İnsan ise tavırları ile Yaşasın Kötülük diye haykırıyordu.
YAŞASIN KÖTÜLÜK
“GÖLGELER FAZLA YAŞAMAZ
GÜNEŞİ GÖRÜNCE KAYBOLURLAR”
Sen yoktun aslında
Ben senden kocaman dağlar yarattım.
Uçsuz bucaksız denizler
Sonra boğuldum kendi denizimde
Kendi dağlarımın altında kaldım.
Seni sevmek intiharmış
Bunu ben geç anladım
Bildim ki en yanlış romanıydın san
En yalancı baharı
En kısa rüyasıydın
Filmdeki kötü kadınların aynısı
Ve aynasıydın
Çirkin sevdaların
Gördüm ki
Bir yalan
Bu kadar sırıtır bir dudakta
Bir sır
Bu kadar acı verir bir aşkta
Ve bir sevda
Bu kadar hazin olurdu bir ayrılıkta.
Ve bir seven
Bu kadar eksik kalırdı hayatta
Bak
Bir yüzük bile kalmadı parmağımızda
*
Al artık istediğin yere dik bu aşkın bayrağını
Zafer senindir artık
Bak bütün hatıralar
Seni ayakta alkışlıyor
Yaşasın kötülük yaşasın sen
İhanet bile seninle gurur duyuyor.
Ali ağabeyle vedalaşırken “ihanet seninle gurur duyuyor be abiy” dedim. İltifat sanıp gururlandı.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.