Soyulduğu halde gülen adam hırsızdan bir şey çalmış demektir, boş yere üzülen ise kendi kendini soyar. william shakespeare
Mustafa Sakarya
Mustafa Sakarya

Korkulu Saatler

Yorum

Korkulu Saatler

17

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1300

Okunma

Okuduğunuz yazı 16.1.2010 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Korkulu Saatler

Bugün burada coşkuyla eğlenen insanlar, kendi içlerindeki bir babayla oğlun saatler sonra yaşayacakları dehşeti hiç ama hiç tahmin etmemişlerdi.

Temmuz 2008 Marmaris, İçmeler

Haktan bey, eşi Melek hanım ve dört yaşındaki oğulları Berk’le buraya tatile gelmişlerdi.
Şu an plajdalardı. Havalar o günlerde güneşliyken, bugün biraz kapalıydı. Radyoda söylenmişti kuvvetli bir fırtınanın olacağı. Aile önce denize girip çıktı. Sonra oğulları Berk babasına ilerideki kayıkları göstererek bunlara binmek istediğini söyledi. Haktan bey, oğlunun bu isteğine bir an kararsız kaldı! Oğlunu kırmak, bu zevkten mahrum etmek istemiyordu. Ama hava esmeye, deniz dalgalanmaya başlamıştı. Bir an karısıyla göz göze geldiler. Eşi Melek hanım” Boş verin, bu kadar yeter. Zaten rüzgar da çıktı. Allah korusun” diye endişesini dile getirdi. Ama Berk diretiyordu “Kayığa binelim” diye. Haktan bey oğlunun ısrarını kıramadı ve karısına” Sen otele dön. Biz de biraz binip, hemen geliriz” dedi.

Kayığı kiraladılar. Yavaş yavaş kıyı boyunca dolaşmaya başladılar. O ana kadar her şey iyi gidiyordu. Fakat ne olduysa o anda oldu! Küreklerden birisi bağlı olduğu yerden koparak denize düştü! Bu arada rüzgar kuvvetlenmiş neredeyse fırtınaya dönüşmüştü. Haktan bey tek kürekle kayığı kontrol etmeye çalışıyor, ama fırtına kayığı sürekli açığa sürüklüyordu. Kıyıdan o kadar uzaklaşmışlardı ki kimse onları fark etmiyordu. Haktan bey büyük bir korkuya kapılmıştı! Kayığa vuran dev dalgalar neredeyse kayığı ters çevirmek üzereydi. Küçük Berk olayın hala farkında değildi. Haktan bey oğlunu korkutmamak için, içine düştükleri dehşeti ondan gizlemeye çalışıyordu. Çünkü küçük Berk astım hastasıydı. O yüzden şu an kesinlikle korkup ağlamaması gerekiyordu. Eğer ağlama krizine girerse nefesi kilitlenebilir hayatı tehlikeye girebilirdi. Yanlarına Berk in nefes açan spreyini de almamışlardı.Yaşadığı büyük paniği ona hissettirmeden oğluna, “ Oğlum bak şimdi seninle bir film çevireceğiz, oyuncuları da ikimiz olacağız. Gör bak, hem de çok keyifli bir film olacak. Annen şimdi burada olsa, o da bizi seyretmeyi çok isterdi. Şimdi bizim kayığımızın kürekleri yokmuş gibi ben kıyıdakilere bağıracağım, bakalım sesim güzel mi” dedi çaresizce.
Sonrada kıyıda neredeyse tamamen kaybolan insanlara son bir umutla deli gibi bağırmaya, sırtından çıkardığı tişörtü sallamaya başladı.

Berk, babasının bu halini oyun zannedip gülüyordu. Ama o an babasının ağladığını, gözünden yaşlar süzüldüğünü gördü! Yüzü asıldı. Gelip babasına sarıldı. “ Baba hani oyun oynuyorduk. Lütfen ağlama, bak o zaman bende ağlarım.” dedi buruk bir sesle. Haktan bey oğluna baktı gözyaşları içerisinde. Oğlu onun her şeyiydi. O’na bir şey olmasına dayanamazdı, bu yüzden kendine hakim olamıyor ağlıyordu. “Hayır oğlum ben gerçekten ağlamıyorum ki! Dedim ya numaradan kıyıdakileri kandırmak için.”

Bu arada hava kararmaya başlamış, deniz de iyice hırçınlaşmıştı! Dev dalgalar adeta canavarlarmış, kayığı ve içindekileri yutmak için sallayıp duruyordu. Daha da kötüsü çarpan dalgalar kayığı örselemiş, kayık su almaya başlamıştı. Haktan bey, bu kez de kayığın içine dolan suyu boşaltmanın derdine düşmüştü. Kendisine kaygıyla bakan oğluna bu kez de “Bak oğlum şimdi suları kayıktan nasıl dışarı atıyorum” diyerek kan ter içinde, ellerini avuç yapıp suları dışarı atmaya çalışıyor, bir yandan da bir o yana, bir bu yana sallanan kayıktan oğlu denize düşmesin diye onu tutmaya çalışıyordu.

Vakit neredeyse gece yarısına yaklaşmış, deniz zifiri karanlığa gömülmüştü. Otele döndükten bir saat sonra içi rahat etmeyen Melek hanım tekrar plaja gelmiş, kocası ve oğlunu göremeyip sandalcının da “Daha gelmediler” demesi üzerine çılgına dönmüştü. Hemen o saat kıyı güvenliğine haber verilmiş, aramalara başlanmıştı. Ama şu ana kadar halen yavrusundan ve eşinden haber alamamış, sinir krizlerine girmişti.

Kayık neredeyse batmak üzereydi! İçine tamamen su dolmuştu. Bu arada, Haktan bey sürekli ağlayan ve ”Baba ne olur ben oyundan sıkıldım. Ne olur evimize gidelim diyen oğlunu sakinleştirmeye çalışıyordu. Haktan bey kahrından perişan olmuştu. Koskoca denizin ortasında bir başlarına dev dalgalarla boğuşuyor, bir umutla karanlığa doğru “Ne olur kurtarın bizi.. Yalvarırım ne olur kurtarın yavrumu” diye bağırıp duruyordu. Ama etrafta dalgaların çıkardığı korkunç sesten başka ne bir ışık, ne de her hangi bir şey gözükmüyordu.

Kayık her an alabora olmak üzereydi artık! Haktan bey, son çare olarak, kendi ağırlığı kayığı daha çabuk batırmasın diye, kayıktan denize inmeye karar verdi. Gözyaşları içinde oğluna bakıp,

“Oğlum birazdan eve döneceğiz, yalnız filmin son sahnesini ikimizde çok candan oynayacağız tamam mı? Bak ben şimdi numaradan denize ineceğim, sen de kayığa sıkı sıkı tutunacaksın. Bir de babana son kez sarılıyormuş gibi sıkı sıkı sarılacaksın” dedi ıstırapla. Oğlunun gözlerine derin derin baktı. Son kez onu sıkıca sarıp öpüp koklamaya başladı. Berk’te babasına deli gibi sarılmış yanaklarından öpüyordu.

Haktan bey yavaşça kendini denize bıraktı. Elleriyle dalgaların bir o yana bir bu yana savurduğu kayığı tutmaya çalışıyordu. Tam bu sırada o kadar kuvvetli bir dalga geldi ki, Haktan bey i tuttuğu kayıktan koparıp denizin dibine doğru itti. Haktan bey tükenmiş haliyle son bir hamle yapıp kendini dalgaların üstüne çıkardı. Ama karanlıkta oğlunun olduğu kayığı bir türkü göremiyordu. Haktan bey deliye dönmüş “Oğlum, oğlum” diye bağırıyordu.
Bu arada artık oyunun bittiğini anlayan Berk de korku içinde ağlayarak “Babacım. Babacım ne olur yanıma gel” diyordu.

Haktan bey karanlıkta hiçbir şey görmüyor, oğlunun sesinin geldiği yere doğru bata çıka ulaşmaya çalışıyor her seferinde dev dalgalar onu suyun altına alıyordu. Bir süre sonra oğlunun sesini duyamaz oldu. Son kez feryatlar içinde “Berk .. Oğlummm” diye bağırıp bilinçsizce bir oraya bir buraya kulaçlar attı.

Aradan saatler geçmişti. Haktan bey yuttuğu sulardan nerdeyse boğulmak üzereydi. Artık oğlunu kaybetmenin acısıyla gözyaşları denizin sularına karışıyordu. Oğlu gitmişti. Canı yavrusunun kayığı su dolup çoktan denize gömülmüştü. Kendini adeta ölmek için suların kucağına bıraktı. Oğlundan sonra yaşamak anlamsızdı, onsuz asla yaşayamazdı.

Sabaha karşı deniz biraz daha dinmişti. Dalgaların sürüklediği yarı baygın haldeki Haktan bey in ayakları kayalara çarpmaya başladı. Burası kimsenin yaşamadığı küçük bir kayalıktı. Haktan bey son gücüyle kendini kıyıya çıkardı. Halen denize bakıp bakıp, “Gittin oğlum.. Gittin..” diye haykırıyordu. O an yeniden denize girip ölmek istedi. Oğlunun öldüğü bu suda kendi de ölmek istiyordu. Ancak acısı böyle sönecekti. “Oğlum nasıl bırakırsın babanı? Sen daha taze, körpe.. Ben ölseydim oğlum.. Babacım. Bir tanem..” diye içli içli ağlamaya başladı.

Sahil güvenlik botunun kaptanı iyice aydınlanmak üzere olan denizin üzerinde göz gezdirirken birden heyecanlandı! İleride ki kayalıkların üzerinde bir adamın varlığını fark edip, bunu ağlamaktan gözleri şişen Melek hanım a gösterdiğinde, Melek hanım olduğu yerde havalara sıçrayıp, avazı çıktığı kadar “Haktan, Haktan” diye bağırmaya başladı. Sevincinden neredeyse kendisini denize atıp, kocasına yüzerek gidecekti.

Haktan bey kulağına gelen seslerle irkilip o tarafa baktığında, bottan inip kendisine delicesine koşan eşi Melek’i gördü. Ama o an ayağa kalkamadı üzüntüsünden. Hala ağlıyordu. Yanına gelip de kendisine sarılan karısına “Oğlumuz gitti Melek. Oğlumuz gitti” deyip hıçkırıklarla ağlıyordu.

Tam bu sırada botun içinden “Baba baba” seslerini duydu. Çılgınca o yöne dönüp baktığında kalbi duracak sandı! Botun içinde kendisine el sallayan oğlunu gördü. Oğlu yaşıyordu. Hemen oğluna doğru çıldırmışçasına koşmaya başladı. Oğluna sıkıca sarılıp bağrına bastı. Onu öpüyor kokluyor sonra yeniden sıkıca sarılıyordu.

Sahil güvenlik sabaha karşı, Berk’i tam batmak üzere olan kayıkta bulup kurtarmışlardı. Ardından buraya yakın olduğunu bildikleri bu kayalıklara, Haktan beyin çıkmış olduğunu düşünerek gelmiş ve tahminlerinde de haklı çıkmışlardı.

Berk hala kendisine sarılıp ağlayan babasına “ Baba oyun daha bitmedi mi niye ağlıyorsun” diye sordu.
Haktan bey gözyaşlarını silip oğluna baktı;
“Oğlum bu filmin sonu öyle güzel bitti ki. O yüzden ağlıyorum.”

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Korkulu saatler Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Korkulu saatler yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Korkulu Saatler yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Mustafa Sakarya
Mustafa Sakarya, @mustafasakarya
18.1.2010 09:19:13
Öykümü okuyup, yorumlama nezaketinde bulunan tüm dostlara gönülden teşekkürlerimi sunarım.
su_misali(Gülhun Ertilav)
su_misali(Gülhun Ertilav), @su-misali-gulhunertilav-
17.1.2010 23:09:51

güne düşen yazının

yazarını kutluyorum

güzel ve akıcı bir öykü olmuş


saygılarımla


saba35
saba35, @saba35
17.1.2010 22:10:21
Heyecanlı ve sürükleyici bir hikayeydi.
Kutluyorum...
Elif Masal
Elif Masal, @elif-masal
17.1.2010 13:49:26
öldürmeyen Allah öldürmez derler ya bu güzel son bunun gerçekten bir kanıtı. çok mutlu finalde ve mutluluk hüznü yaşadım. ellerine saglık.
günün yazısını kutluyorum.
selam ve saygılar.
ilknur doganay
ilknur doganay, @ilknurdoganay
17.1.2010 10:55:19
Günün öyküsünü kutluyorum...
Saygılar selamlar
handan akbaş
handan akbaş, @handanakbas
17.1.2010 10:15:19
Günün yazısına ve yazarına tebrikler,öykü çok güzeldi,iyi ki mutlu sonla bitti.
Fikret TEZEL
Fikret TEZEL, @fikret-tezel
17.1.2010 08:18:03
8 puan verdi
Günün yazısına ve yazarına tebrikler.
tacettin yıldırım
tacettin yıldırım, @tacettinyildirim
17.1.2010 07:41:46
10 puan verdi
YAZINIZ LAYIK OLDUĞU YERDE KUTLUYORUM SAYGILAR
guler birsozu
guler birsozu, @gulerbirsozu
17.1.2010 05:21:30

Kutlarım. Günün yazısını

Çocuklarımızın her istediğini yapma arzumuz nelere sebep olabiliyor. Bir söz var ...Ben ağlayacağıma, sen ağla...
Neyseki final yüzümüzü güldürdü.
Çok saygılar

guler birsozu tarafından 1/17/2010 5:37:37 AM zamanında düzenlenmiştir.
Hamdiye Hatipoğlu
Hamdiye Hatipoğlu, @hamdiye-hatipoglu
17.1.2010 01:01:55
Heyecanla okudum
tebrikler..sonu çok güzeldi şükürler olsun
Leyla Demirli
Leyla Demirli, @leylademirli
17.1.2010 00:45:36
Bir başkadır Mustafa Sakarya kaleminden öyküler okumak.
Günün yazısı olarak görmekten onur duydum.

Kutlarım ...
arıbeyi
arıbeyi, @aribeyi
17.1.2010 00:37:39
Acı tatil olsada adı, sonu tatlı bitmiş ya tadına doyum olmaz bu yaşantının.
Öykü de doyumsuz bir tatla yazılmış.Tadına doyamadım ben de.
Kutluyorum böyle güzel yazan kaleminizi.
SAYGILARIMLA.
Nermin Kaçar
Nermin Kaçar, @nerminkacar
17.1.2010 00:24:55
10 puan verdi
Günün yazısını ve yazarını kutluyorum. Okurken hissetmiştim zaten seçileceğini. Başarılarınızın devamını diliyorum. Saygıyla
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45), @emineuysal-emine45-
17.1.2010 00:17:29
Okumaya geç kaldığım harika bir öykü. İçimi acıttı. Ben de arkadaşlara katılıyorum. Yaşanmış bir öykü olduğunu düşünüyorum. Başarınızı kutlarım... sevgiler...
Nermin Kaçar
Nermin Kaçar, @nerminkacar
16.1.2010 19:23:02
10 puan verdi
Harika bir öyküydü. Bir solukta ve sıkılmadan gözyaşlarıyla, duygu seliyle okudum. Tebrik ediyorum kalemibnizi ve sizi. Finalde de sevindim tabii ki :) Keşke bütün filmler böyle bitse
tacettin yıldırım
tacettin yıldırım, @tacettinyildirim
16.1.2010 12:33:58
10 puan verdi
bir solukta okudum........offffffffff sonunu güzel bağlamasan ben masamda boğulacaktım....sürükleyici.........çok heyecanlı....kutluyorum bu güzel yazıyı ve kalemi.....saygılar puanım tamdır

tacettin yıldırım tarafından 1/16/2010 12:34:47 PM zamanında düzenlenmiştir.
Fikret TEZEL
Fikret TEZEL, @fikret-tezel
16.1.2010 10:26:49
8 puan verdi
Sanırım yaşanmış bir öykü bu. Gerçekten insanı heyecanlandırıyor. Final ise sevindiriyor.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL