2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
814
Okunma
Kendimizin çocuğu gibiyiz, her gece kendimize kendimizle ilgili bir masal anlatıyoruz, bir prens oluyoruz, bir prenses, dürüst, içten, cesur oluyoruz, iyiliklerle donanıyor, sevgiyle yüceliyoruz.
Oysa hayat ne masal, nede bizler o masalların kahramanları olacağız. Hayallerimizin sınırları yok. Hatırlayamıyorum bile sayısını düşünürken. O masalları dinlerken dinlediğim kaç masalın kahramanı olmuştum, yedi cücelerin prensesi, iyilik perisi, kül kedisi, kaç sefer dinlerken yaşamıştım anımsamıyorum bile.
Ama dinlediğim masallardaki kahramanlara benzer insanlar hep oldu hayatımda. Bazen annem, bazen babam, kardeşim, oğlum, aşık olunca da kahramanım sevdiğim adam oldu. Bakıyorsun
İnciniyor ve hemen incitiyoruz.
En çok yalanı en yakınlarımıza söylüyoruz. Önce kendimize, sonra en sevdiğimize.Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız ne yana dönse kendimize çarpıyoruz.Hayat hep bize aynı şeyi öğretiyor. Mükemmel biri yok ve en hayalci, en gözü kara olanlarımız ve en çılgınlarımız şöyle diyor.
“biri var ve ben onu bulacağım”
Neden hepimiz birbirimize bu kadar benziyoruz.
Nasıl oluyorda bir vakit yaşadıktan sonra insanların ne zaman, ne yapacağını öğreniyoruz.
Herkes yalan söylüyorsa en dürüstümüz “ben yalancıyım”diyen mi olacak.
Dürüst olduğunu söyleyenlerden mi korkmalıyız, yoksa yalancı olduğunu söyleyenlerden mi.
Neden dürüst birine, güvenebileceğimiz birine bu kadar ihtiyacımız var. Kendimize ve dürüstlüğümüze güvenemediğimiz için mi?